Kitaplog nedir?

Terry Pratchett – The Truth

Posted by kitaplog

Rahim ÇETİNEL

William De Worde aslında basit bir soylu genci. Okumaktan başka sevdiği birşey olmayan, kendi halinde Ankh-Morpork’da yaşamaya çalışan ve klasik bir soylu ailesi tipindeki ailesinden uzak durmaya çalışan birisi.

Bütün bunlar kendisinin Ankh-Morpork’un ve Discworld’ün ilk gazetesini çıkarmasına engel değil ama. Tabi herşey Patrician Lord Vetinari’nin kendi yardımcısını öldürmeye çalışması yüzünden ortaya çıkıyor.

Üstelik kan içmemeye yemin etmiş bir vampir olan Otto (kan yerine fotoğrafçılığa merak salmış durumda) De Worde ile çalışmaya başlıyor.

Her tür yeniliğe ve şova meraklı Ankh-Morpork halkı daha ne ister ki?

Terry Pratchett – The Fifth Elephant

Posted by kitaplog

Rahim ÇETİNEL

Discworld dünyasının ve bence edebiyat dünyasının en ilginç karakterlerinden biri olan Sam Vimes, ki kendisi sadece bir yüzbaşı olarak başlamıştı ilk Discworld kitabında, bu kez Ankh-Morpork’un büyükelçisi ve temsilcisi olarak Igor’ların, vampirlerin ve kurtadamların dwarflarla birarada yaşadığı Überwald’a gönderiliyor. Gittiği yerde sorun çıkarmadan duramayan, sadece ve sadece kanunları (ama kendi yorumunu katarak) takip eden Commander Vimes (ki aynı zamanda Ankh-Morpork Dükü’dür kendisi) bu sefer bir yandan dwarflardan çalınmış bir kutsal bir ekmeği arıyor bir yandan da Überwald’da çıkacak olan savaşı engellemeye çalışıyor bu romanda.


Gene bu kitapta da Vimes’ın karakterinin farklı taraflarını görme şansı elde ediyoruz. Tabii Vimes gitmişken Ankh-Morpork şehir muhafızlarının başında yer alan Captain Carrot herşeyi gayet güzel yönetmeye devam ediyor.

 
Peki ya Captain Carrot da gider ve bütün yönetim ömrü boyunca çavuş olarak kalmış ve bundan çok memnun olan Fred Colon’a geçerse?

Bütün bu sorularının cevabını bu harika kitapta bulmak mümkün.

Terry Pratchett – Carpe Jugulum

Posted by kitaplog

Rahim ÇETİNEL

Bir başka Terry Pratchett romanı daha. Bu sefer yazarımız tekrar Lancre ve Granny Weatherwax (Havamumu Nine) üstüne bir hikaye anlatıyor.

Hikaye gayet güzel ve Terry Pratchett romanlarında olması gereken herşeye sahip. Modern düşünceye sahip, sarmısak ve güneşten etkilenmeyen bir vampir ailesi var, modernleşmeye çalışan Lancre kralının kızının isim günü için çağırdığı bir grup birbirinden eksantrik insan ve dahası Havamumu Nine’nin kendini araması ve ne olduğunu sorgulaması da var.

Bütün bunlar Pratchett’ın o harika zihni ve hikaye anlatıcılığında bir araya geliyor ve ortaya herkesi şaşırtan, fantastik kurgu edebiyatıyla ilginen veya ilgilenmeyen herkesi kahkahalara boğan güzel bir eser ortaya çıkarıyor.

Lancre tayfasının vampirlerle olan etkileşimleri, Nanny Ogg ve yeni cadı Agnes’in vampirlere karşı direnmeleri ve etkilenmemeleri, Agnes’in kişiliğinin genç vampiri kendisine aşık etmesi… Bir başka Discworld hikayesi daha…

Empati / Adam Fawer

Posted by goksel

Göksel Özbek

İlk kitabı sansasyon yapmış bir yazarın ikinci kitabında da aynı tadı vermesi oldukça zordur, çünkü okuyucular doğal olarak ilk kitap ile kıyaslayıp ondan farklı ama onun kadar sürükleyici bir roman isteyecektir. Lakin Adam Fawer, ilk kitabı Olasılıksızda hayatı tamamen kendimizin kontrol edebileceğini söylerken, bu kitapta tamamen zıt bir anafikirle ama Ying-Yang felsefesindeki gibi bir bütünlükle aynı keyfi vermeyi başarmış.

.
Kitabın ana karakterleri karşısındaki insanların duygularını koku, tat, renk ve ses olarak hisseden empatlardan oluşuyor. Küçük bir ayrıntı: İlk kitaptan buraya taşınan ufak bir karakterimiz var. Kitabın bu kadar çok sayfadan oluşmasının nedeni geçmiş ve şimdiki zamanda olan iki hikayeyi anlatması. Bu yüzden olaylar arasındaki bağlantıyı koparmamak adına kitabı fazla ara vermeden okumak gerekiyor. Öğretmen-öğrenci ilişkilerinin çokça geçtiği kitapta felsefe ve fizik üzerine akılda kalıcı bilgiler veriliyor. Lisede okuyanların alternatif akım/doğru akım ve elektromanyetik dalga konularını bir de buradan okumasını tavsiye ederim.
.
Son sayfaları “umarım bu kadar sayfanın emeğini kötü bir sonla çöpe atmamıştır” diyerek okudum. Neyse o kadar da fena bitmedi kitap derken son 3-4 sayfa ile yeniden kendime geldim, evet sonu da başı gibi sürpriz şekilde bitti. İlk kitabı bitirdikten sonra da birkaç gün etkisinden kurtulamadan etrafımdaki olayların olasılıklarını düşünerek irdelemiştim. Bu sefer de, kitaptan hemen ertesi gün katıldığım bir seminerdeki konuşmacının acaba bir “Valentinus” olup olamayacağını hayal ederken buldum kendimi.
.
Kitabın bomba kısmı: Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Orjinal adı: Empathy
Fiyat: 13 TL
Toplam sayfa: 639
Not: 9/10

Milan Kundera – Varolmanin Dayanilmaz Hafifligi

Posted by mustafa

Mustafa Cetinel

Merhabalar,
Simdi size bu kitabi nasil anlatsam diye düsünmekteyim. Kitabi bitireli daha 2 saat ya oldu, ya olmadi. Hala etkisinde oldugunu belirtmem gerekiyor. Hatta o kadar etkisindeyim ki, sanki su anda bu satirlari yazarken kitabin kahramanlarinin ruhlari arkamda durmus, her yazdigimi okuyormus gibi hissediyorum. Belki abarttigimi düsünüyorsunuz, ama eminim böyle bir kitabin ardindan bu etkinin olustugunu siz de okursaniz, anlarsiniz.
Zaten bu tip etkileri cogu kitabin arkadasindan yasadigimiz olur diye düsünüyorum. Kitabi bitirirsiniz, ama aklinizda o kahramanlar yasamaya devam ederler. Siz onlarin hayatlarinin devamini aklinizda canlandirirsiniz, hatta biraz daha ileri gitseniz, belki kitaba bir devam yazmaya kalkabilirsiniz.
Yalniz bu kitap digerlerinden biraz farkli, ki bu farki yazimizin ileriki kisimlarinda anlatacagim.
Simdi bu kitabi nasil okumaya karar verdigime gelelim bence. Hikayeye basindan baslayalim kisaca.

Arkadas cevremde kitap sever birisi olarak taninirim. Bunun sebeplerinden birisi, her an elimde kitapla gezmemin yanisira, okudugum ilginc kitaplari arkadaslarimla da paylasmamdir. Yeri geldigimde onlara belki birireli yillar olmus, belki ay bile olmamis kitaplardan bahsederim.
Bu sekilde bir konusma sirasinda, Sirbistanli arkadasim Anna bana yazar Milan Kunderayi bilip bilmedigimi sordu. Bilmedigimi duyunca da oldukca sasirdigini burada belirtmem gerekir. Bu yazar hakkinda konusmaya basladik ardindan. Cekoslovakya dogumlu yazar Kundera’nin en ünlü eserlerinden birisi olan bu kitabi duyup duymadigini sordu.

Söylemem gerekir ki, Türkiye’de az cok egitim görmüs birisi bu kitabin ismini kesin duymustur. Yazari duymustur demiyorum, ama bu ismi kesinlikle duymustur… “Varolmanin Dayanilmaz Hafifligi”… Ben de o kisilerden farkli degildim. Sadece ismini duydugum bu kitabi kesinlikle okumami tavsiye edince arkadasim, bende telefonuma yazarin ismini not düstüm. Bu olay bundan en az bir yil önce oluyor. Cünkü en son memleketim Sakarya’ya gittigimde sahaf dükkanindan aldim bu kitabi (memlekete en son gecen yil Eylül sonunda gittigimi burada belirtmem gerekiyor).
Kitabin benim okudugum nüshasi 1982 basimli. Kitabi okurken bunun cok büyük bir önemi olduguna kanaat getirdim. Su siralar cikmis kitaplarin cogunda, belki siz de farketmissinizdir, Ingilizce ve diger Avrupa dillerinden bircok kelime yer aliyor. Daha dogrusu bunlarin Türkcelesmis halleri. Bu zaman diliminin öncesinde ise Türkcemiz icerisinde bir cok Arapca ve Farsca kökenli kelimeler mevcuttu. Bence 1970 – 1990 arasinda yazilmis kitaplar, tam aradaki döneme aittir ve onlarda daha saf bir Türkce buluruz, ki bu nüsha da bunu icermektedir. En sevdigim özelliklerinden birisi oldu bu.
Kitabi o sirada aldim, ama bugüne kadar okumak icin hic firsatim olmadi. Sonunda elime geldi bu kitap ve bir is icin Düsseldorf’a dogru giderken trende okumaya basladim bu eseri.

Sanirim kitabi okumaya nasil karar verdigimi aciklamak icin bu kadar yazi yeterli. Gelelim simdi kitabimiza…

Kitabimizin cok büyük bir bölümü Cekoslovakya’da geciyor. Ruslarin isgaline yakin bir zaman diliminde baslayan kitap, Komunizmin en üst düzeyde yasandigi bir dönemde sona eriyor. Birbirleri ile farkli sekillerde iliskiye sahip kisilerin etrafinda var olan hikayemiz, yazarimizin büyük bir hamlesiyle, kendi farkliligini belirtmis olan bir gercekle basliyor. Yazar romandaki kahramanlarinin kafasinda olustugunu, gercek olmadigini daha en basindan belirtiyor, ve bütün kitabi kendi dilinden anlatiyor bize. Bazi felsefi akimlara deginiyor arada, kahramanlarin davranislarini yorumluyor, bazen de elestiriyor onlari. Cesit cesit asklari ve sevgileri anlatmak üzere yazilmis kitapta, ayrica dikkatimi ceken güzel nokta ise, ayni olayin, hem kadin tarafindan, hem erkek tarafindan gözlemlerinin yer almasi kitapta. Her ikisi icin de yorum yapan yazarimiz, sebeplerini, etkilerini hepsinin gözleriyle anlatiyor.

Kitabin sonu ise ayri bir damga vuruyor bence okuyucuya. Kahramanlarin neredeyse hepsinin hayatlarinin sonlarini da iceriyor kitap. Iste bu yüzden yazimin basinda neden sadece ruhlarinin varligini hissettigimizi.

Kitabin en sevdigim yerlerinden birisiyle, yazarin Platon’un bir düsüncesini baz alarak kullandigi bir yerle, yazimi bitireyim istiyorum:

‘Tanri ayirmadan önce, bütün insanlar hermafroditti. Tanri’nin bizleri ayirmasiyla kadin ve erkegi olusturduk. Bunun üzerine de ask dogdu. Ask sadece diger yarimiza olan özlemin kendisidir.’

Bunun ardindan sunu eklemeden de olmaz diyorum:

‘Hüzün son duraktayiz demekti. Mutluluk, birlikteyiz, demekti. Hüzün bicimdi, mutluluk icerik. Mutluluk hüznün uzamini dolduruyordu.’

Iyi okumalar (mutlaka ama mutlaka okuyun)…

Bir Geysanin Anilari – Arthur Golden

Posted by mustafa


Mustafa Cetinel

Yeniden merhaba herkese,

Bugün karsiniza yine ilgiyle okudugum, beni cok sasirtan bir kitapla cikiyorum. Arthur Golden tarafindan kaleme alinan gercek bir geysanin hayat hikayesini iceren „Bir Geysanin Anilari“ benim icin ilginc kitaplar arasinda yerini aldi.

Biyografi kitaplarini oldum olasi sevmisimdir. Tabii ilginc karakterdeki insanlarin biyografilerini J. Kendim gibi, monoton yasayan bir insaninkini okuyup ne yapalim, dimi ama J. Neyse, kitabin önsözüne dayanarak söylemem gerekir ki, kitabin gercek hayattan alinti olmasi, isimlerin bile degistirilmemesi (bazi isimler haricindeki neredeyse bütün isimler ayni kalmis önsöze göre), ve bu insanlari etkilememesi icin kitapta gecen herkesin hayatinin sona ermesinden sonra yayinlanma sarti, bu kitabin piyasaya cikmasini geciktirmis. Japon kültürünün zaten bizim icin yabanci ve cok degisik bir kültür olmasi da, bu kitabi oldukca ilginc kilan etkenlerden birisi. Geysa karakterimizin ismini burada verelim: Sayuri.

Bu kitabi okurken Japon kültürüne ait cok ilginc bilgiler edindigimi söylemem gerekiyor. Ayrica 2. Dünya Savasi’nin öncesinden baslayip, 1960’lara kadar uzanan hayat hikayesi sayesinde, savasin Japonya’ya etkilerini de görmek mümkün. Bunlarin hepsi bir araya gelince de, benim ilgimi cekecek bir kitap ortaya cikmis.

Ama belirtmem gereken bir nokta var ki, Geysa kültürü ne kadar ilginc özelliklere, geleneklere sahip olursa olsun, bir kadinin bedenini kullanmasi üzerine olusan bir kültür oldugu icin, seviyesiz oldugunu söylemem gerekiyor. O yüzden kitabin bazi bölümlerinde bu seylerin yasanmis oldugu gercegi sinirlerimi gerdi, belirtmeliyim.

Onun haricinde ise, kitap gercekten cok güzel bir sekilde yazilmis (birinci agizdan anlatim). Cok büyük bir etki yarattigi da gercek ki, filmi de cekilmis bu kitabin ve bildigim kadariyla hem filmi hem de kitabi ayri ayri ünlü olmayi basardilar.

Kitabin konusunu özetleyecek olursak, Sayuri isim karakterimiz (bu isim Geysa oldugunda kendisine veriliyor, kendisinin gercek adi degil) daha 5-6 yaslarindayken satin alinip bir Geysa evinde egitime basliyor. Egitim süresince evin hizmetcisi de sayilan Sayuri, evin ana gelir kaynagi ve tek calisan Geysa’sinin kendisine düsman olmasi yüzünden cok zor zamanlar geciriyor. Kendisinin hayatinin son dönemlerinde anlatmis oldugu olaylari yazar Arthur Golden kaleme aliyor ve sonucta ortaya güzel bir kitap cikiyor.

Eger Japon kültürüne merakliysaniz, ve yakin tarih de merakinizi cezbediyorsa, mutlaka okuyum derim.

Iyi okumalar,

Kayıp Kromozom / Vedat Çelik

Posted by goksel

Göksel Özbek

Bizim yazarlarımızdan çok önemli edebi eserler; konusu aşk, siyaset hatta polisiye olan ilginç hikayeler çıkarken, nedense bir türlü toplumda “Dan Brown” türü denilen, din ile bilim-kurgunun harmanlandığı ve bir macera ile birbirine geçtiği konular pek çıkmaz. Aslında baktığınızda bizim dinimiz, kaynaklarımız ve tarihimiz tam da bu tür romanlara uygundur. İstanbul’un sadece Topkapı Sarayı’ndan bilmem kaç adet Paris’in Louvre müzesi çıkar, Kuran İncil’e göre daha yeni olduğuna göre onun ayetleri daha güncel olmalı ve son kitap olduğuna göre artık net ve son sözler barındırmalı diye düşünürdüm hep. Vedat Çelik yazmış olduğu bu ilk romanıyla tam da bu yarama merhem olmuş.

.
Konu son derece özgün ve insanda merak uyandıran türde. İnsanoğlunda daha önce olduğu düşünülen ama sonrasında geri alınan, insana ölümsüzlük sağlayan bir kromozomu tekrar keşfedip ölümsüzlüğü bulma isteği işleniyor. Kitap boyunca Adem ile Havva’dan Hz.İsa’ya, Hitler’den günümüz terrör olaylarına kadar tüm yaşanmışlar mantıklı açıklamalar ve Kuran’dan alıntı yapılan ayetlerle hikayeye çok başarılı şekilde yediriliyor. Kitap içerisinde fazla basit bir dil kullanılmış, edebi değeri yok denebilir ama ben böyle bir kitaptan zaten hiçbir zaman öyle birşey beklemem. Kitabı okurken çoğu kez gereksiz tasvirleri okumadan geçerim ama bu kitapta okumadan geçtiğim paragraf hemen hemen yok diyebilirim. Hikayenin birden çok coğrafyada geçmesi ve o yerler hakkında bilgiler içermesi çok hoşuma gitti. Pierre Lotti tasvirine ayrı olarak bayıldım. Diyaloglarda kuru Amerikan hitapları ve esprileri yerine “abi”, “evladım” gibi bize has sözcüklerle başlayan cümleleri görmek ve arkadaşlar arasında yaptığımız “zira mı, zira ne?” esprisinin burada da geçmesi, buram buram memleket kokusu yaymış kitaba. Son derece net anlatılmış, mesajlar verilmiş ve sonu da çok mantıklı ve yorumu size bırakacak şekilde bitirilmiş. Hatta 2.kitap için açık kapı da bırakılmış.
.
Kitaba başlamadan internet sitesinden önce videosunu izleyebilirsiniz. Yazar hakkında hiçbir bilgi olmaması ve daha ilk kitabında bu kadar profesyonelce konuları anlatması acaba “Vedat Çelik başka birisinin rumuzu mu?” sorusunu akla da getirmiyor değil. Velhasıl, artık dünyaya okutabileceğimiz, bizim görüşlerimizi ve bakışımızı anlatabileceğimiz bir romanımız ve yazarımız var.
.
Kitabın bomba kısmı: Kafir ne demektir biliyor muyuz acaba? “Müslüman olmayanlara kafir denir hocam” demeyin sakın. Kafir; gerçeği örten, gerçeği saklayan demektir.
Fiyat: 12 TL
Toplam sayfa: 343
Not: 10/10

Birakin Yasasinlar – J. Mario Simmel

Posted by mustafa

Mustafa Cetinel

Yeniden merhaba Arkadaslar,

Bugün sizlere severek, soluksuz okudugum bir kitaptan bahsedecegim. Orijinal ismi “Lass die Blumen Leben” olan, adi “Birakin Yasasinlar” olarak cevrilen kitaptan. Aslinda adini tam cevirdigimizde “Ciceklerin Yasamasina Izin Verin” gibi bir anlam cikiyor ortaya.

Kitap ikinci dünya savasi sonrasi Avrupa’sinda geciyor. Kitabin cogu kismi Almanya’nin Hamburg sehrinde gecse de, bir kismi Fransa’da, bir kismi Avusturya’da, bir kismi da Isvec’te (ya da Isvicre) görülüyor. Yazarin bu yerler hakkinda gözlemleri, sokaklarina varana dek yapabildigi tasfirler, gercekten oralarda zaman gecirdigi hissini veriyor.

Yazar hakkinda kitabin arkadasinda yazana göre, kitaplari 12 Eylül Türkiye’si döneminde bir süre yasaklanmis, sonradan tekrar okuyucuya ulasmis. Bu durum ilk dikkatimi ceken sey.

Kitaba gelecek olursak, daha önce de dedigim gibi gercekten olaganüstü bir kitap. Kitaba not vermek zorunda kalsam, 10 üzerinden 9 verirdim (1 puani bazi yerlerde bunaltici olmasindan kesiyorum).

Neyse… Kitap ünlü ve cok zengin bir avukat olan, bir o kadar da hayatindan nefret eden Charles Duhammel’in, bir ucak kazasindan mucizevi bir sekilde kurtulmasiyla kendini kapana kisildigi o hayatindan kurtarmak icin, o hayatina son verip, yeni bir hayata sahip olmak icin verdigi mücadeleyle basliyor. Normalde Fransa’da yasayan bu avukat, yeni hayatinda bazi sebeplerden dolayi (sebepleri direk burada söylemeyecegim), Almanya’nin Hamburg kentine yerlesmeye karar veriyor. Karar verme kismi bana biraz sacma geldigi icin, 1 puanin kesilmesinde etkili oldu.

Kitabin anlatim tarzi otobiyografi seklinde yazilmis. Avukat Charles Duhammel’in agzindan okudugumuz kitpa gercekten sürükleyici. Sanki birisini icin yaziyor oldugu hatiralarinin arasina bazi ipuclari da serpistirmiyor degil.

Bunlarin hepsinin yaninda, kacma – kovalamaca seklinde gecen sahneleri, Almanya’da o dönemlerde ortaya cikan az ve orta seviyelerdeki irkcilik hareketleri üzerine yorumlari, ve buradaki yabancilarin (genelde Türkler) yasamlari hakkinda icerdigi bilgilerle gercekten etkileyici, bilgilendirici ve sürükleyici bir kitap.

Kitap gercekten sürükleyici ve kesinlikle okumanizi tavsiye ederim.

Simdiden iyi okumalar dilerim,

Selamlar,
Mustafa

—-
Yazimi, son günlerde buraya yazilariyla katkida bulunan GÖksel arkadasimiz gibi bitireyim:

Kitabin Bomba Kismi : Avukatin bir cinayetten aklanmak icin kendini savunma bicimi, neden cok ünlü bir avukat oldugunu cok iyi acikliyor bence. Aklima o sekilde bir yöntem kullanmasi hic gelmezdi…

Sayfa : 574
Fiyat : 15 TL
Orjinal Adi : Lass die Blumen Leben
Not : 9 / 10

Pegasus Sırrı / Gregg Loomis

Posted by goksel

Göksel ÖZBEK

Kitabın arkasında, önünde o kadar çok Dan Brown’ın Da Vinci Şifresi ile kıyaslama yapılmış ki, tamam okuyacağım ama biraz kendiniz olun kardeşim, Dan Brown seni örnek alsın diyerek başlıyorsunuz kitaba. Paris’te meydana gelen kundaklama olayıyla başlıyor kitap, ardından bazı gizemli bulgular ve manasını başta çözemediğiniz şifrelerle devam ediyor. Güzel hoş ama Dan Brown özentiliği buram buram kokuyor her sayfada. Sanki adam o yolla parayı kırdı biz de yolda düşürdüklerini toplasak kardır demişler. Da Vincideki kahraman Robert Langdon, buradaki Langford Reilly; Da Vinci’de Mona Lisa var, burada Poussin; Da Vinci’de kutsal kase var, burada pegasus vs.vs. Adı da Pegasus Sırrı olunca Pegasus Yayınevi de hemen atlamış basım işine.

.
Hikayenin Paris’te başlayıp, Atalanta’ya bağlanması, Roma, Londra, Toulouse ve en son Sintra’ya (Portekiz) uzanması, olayları akıcı ve takip edilesi hale getirmiş. Gurt isimli bacımız hem atletik hem çekici bir karakter olarak işe rank katıyor, o da güzel. Tapınak Şövalyeleri ile ilgili tarihsel bilgiler de az çok karın doyuruyor. Gel gör ki o kadar karizmatik ve ürpertici Tapınak Şövalyeleri kitabın sonuç kısmında bizim kahramanla samimi bir sohbete girip, manasız sorularına gereksiz cevaplar veriyor ve yılların sırlarını hop diye açıklıyor. Hatta en sonunda bizim kahramanla az çok kanka bile oluyorlar. Bir de, kitapta niye bulunduğunu bilmediğim kahramanımızın Grumps isimli uyuz köpeğine değinmeden de edemeyeceğim. RinTinTin kılıklı bu arkadaş acaba hangi sahnede nasıl bir kilit rol oynayacak diye bekledim durdum ama yemek yiyip paçalara sürünmekten başka rolu olmayan ev hayvanımız yazarın torpillisi olarak kitaba girdi herhalde diye karar kıldım.
.
Velhasıl, yolculukta zaman geçirmek veya fazla kafa yormadan akıcı bir kitap okumak isteyenler deneyebilir. Devam kitabı olan Julian Sırrı biraz daha mantıklı, o kitaptan önce alıştırma niyetine de başlayabilirsiniz.
.
Kitabın bomba kısmı: Kutsal Toprakların çöllerinde iki kardeş şövalyenin aynı at üzerinde giderken beyaz pelerinleri uçuşur ve onlar uzaktan kanatlı bir at üzerinde tek kişi gibi görünürdü. Bu nedenle Pegasus(kanatlı at) herkesin at sahibi olmadığı fakir zamanları hatırlatır.

Fiyat: 9 TL
Orjinal Adı: The Pegasus Secret
Toplam Sayfa: 400
Not: 6/10

Reha Camuroglu – Son Yeniceri

Posted by mustafa

Mustafa ÇETİNEL

Merhaba Arkadaslar,

Bugün yeniden baska bir kitapla karsinizdayim. Yazar Camuroglu’na ait bu kitabi iki gün önce bitirdim, ve sizinle düsüncelerimi paylasmak istedim.

Yazarimiz, Alevilik ve Osmanli Tarihi üzerine uzun yillar calismalar yapmis birisi(ymis). Bunu taban alarak yazdigi bu kitabinda Bektasilik daha cok ön plana cikmakta.

19. yy Osmanli’sini anlatan yazarimiz, Yeniceri Ocagi’nin kaldirilmasina kadar olan gelismeleri ve kaldirildigi geceyi anlatiyor. Bunu anlatirken ise ilginc bir bakis katmis yazar.

Ruslarla yapilan bir savasta (sanirim Rus’tu) esir düsen köylü bir genc, Istanbul’a getirilir (kitap boyunca sehir ismi Islambul olarak aniliyor, sebebini de anlamadim dogrusu). Burada kendisini esir alan Yeniceri Agasinin evinde calismaya baslar. 3 yil sonunda da müslüman olmaya karar verir.

Osmanli ve Yeniceri’nin o andaki görüntüsünü dis bakisla aciklayan yazarimiz, bu gencin elinde büyümüs, Yeniceri Agasi’nin oglunun da bir nevi abisi olur, ve genc büyüyünce kendisi de yenicerilere katilir.

Bu kez de yazar, onun agzindan olanlari anlatmaya baslar ve bu durum Yeniceri ayaklanmasinin kaldirildigi geceye kadar devam eder.

Kitaba genel olarak puan verecek olursam 10 üzerinden 7 verirdim. Kitaptaki Bektasi düzenine dayali konusmalar bazen gercekten bunaltici olmaya basliyor belli bir zaman sonra. Bazen de anlatimin yavasligi insani yoruyor.

Ama onun haricinde, tarihi roman sevenlerin (ki ben buna dahilim), bu kitabi seveceklerini düsünüyorum…

Simdiden iyi okumalar dilerim…

Selamlar,
Mustafa

邮件营销| Spread | Email Marketing 電郵推廣|

Luxury Travel| Six Senses Travel| Six Senses Zighy Bay| Vietnam Travel| Morocco Travel| Park Hyatt| Peninsula| Automatic Label Applicator| 度身訂造 旅遊| 峴港 旅遊| 芽莊 旅遊| 北海道旅遊| 越南旅遊| 杜拜旅遊| 摩洛哥旅遊| 六善| KLook| Travel 旅遊| 旅行| KUONI 勝景遊| 郵輪| Luxury| Aman| Silversea| Luxury Cruises| Six Senses| 峴港| 芽莊| Abu Dhabi| Private Tours| AmanTokyo| Amanyangyun| Cuba Private Tours| 古巴私人包團| Jetour| Amanemu| 定制旅游| 高端旅游| Luxury Travel Agency Hong Kong| 銀 海 郵輪| Tailor Made Travel| Tailor Made Trips| 豪華 旅遊|

Tomtop| Andoer| LEMFO| Anet A8| Xiaomi Roborock S50| Xiaomi M365 Scooter| MXQ PRO| MJX Bugs 5W| Hohem Isteady Pro| Hubsan H501s X4| Anet A6| Dobby Drone| ILIFE V7s| Creality Ender-3| Hubsan H501s| Hohem Gimbal| Trumpy Bear| Amazfit Bip| Hubsan H501s| Vernee T3 Pro| DJI Mavic Air| Anet A8 3d Printer Review| Populele| SONOFF| Homekit| JJPRO X5| LEMFO LEM7| Anet| Koogeek| Hubsan Drone| Wltoys| Feiyu| Zeblaze| Lixada|

Bar Code/QR Code Application/QR Code Scanner| It Solution Service/It Services| Automation Labelling System/Applicator/Label Printing Machine/Thermal Transfer Printer/Packing Worker/Warehouse Worker| Clinic Booking/Appointment System| Photo Inspection/Staff Management Apps| Digital Labelling/Barcode Printers| Wms/Warehouse Management System| Vending Machine| It Solution Service/It services/IT Support| Hardware Maintenance| Barcode Label| IT Talent Sourcing| IT Talent Sourcing/It Outsourcing| Rfid Tag/Reader| Inventory Management System| IRLS|