Balzac: Vadideki Zambak
Kaç Balzac romanı okuduğumu hatırlamıyorum ama Balzac’ın kaç roman yazdığını sorarsanız 100′den fazla derim ki bu da doğru bir bilgidir. 1850′de ölen Fransız romancının oldukça ilginç de bir hayat hikayesi var. Hikayenin benim açımdan en ilginç yanı gençlik yıllarında bir arkadaşı ile birlikte bir yayınevi kurmaları, bir yıl içinde yayınevini batırmaları ve sonrasında borçlarını ödemek için sürekli kitap yazması…
Yüzden fazla kitabı olduğu söylenen bir yazar için bu durumun kafa karıştırıcı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten sevdiği ve keyif aldığı bir işi yaptığı için mi yoksa şartlar onu zorladığı ve başka çaresi olmadığı için mi yüz civarı kitap yazar bir insan? Üstelik yazdığı romanlar boş romanlar da değil herbiri ayrı güzel kitaplardan bahsediyoruz.
Gayet da güzel bir hayat yaşamıştır Balzac baba. Başlangıçta ufak tefek sıkıntıları olduysa da, sonralarında para kazanmak için ya da başka nedenle farketmez kitap yazdıysa da, güzel bir hayattır onunki. Bir nevi macera dolu bir hayat demek de mümkün. Kitaplarının konularını, karakterlerini, olaylarını daha çok kendi hayatından ve çevresinden almış, değiştirmiş, güzelleştirmiş (edebi anlamda) ve bizimle paylaşmıştır. Akşamüstü yattığını gece yarısına doğru kalktığını ve sonra sabaha kadar yazdığını ve arada sürekli kahve içtiğini, bir rivayete göre peşpeşe yirmi kahve içtikten sonra öldüğünü duymuş muydunuz mesela?
Ya da “Vadideki Zambak” romanında olduğu gibi 14 yıl boyunca mektuplaştığı evli sevgilisiyle ancak kadının boşanmasının ardından evlenebildiğini, beş ay evli kalabildiklerini biliyor muydunuz? Evliliğin bitmesinin nedeni de evlendikten beş ay sonra Balzac’ın ölmesi.
* * * * * * *
Neyse biraz da “Vadideki Zambak”tan bahsedeyim. Balzac’ın en beğendiğim ve aynı zamanda hatırımda kalan romanlarından birisidir bu kitap. Kitap en basitinde olgun bir kadınla genç bir erkeğin platonik aşkı hakkındadır. Kitap genç adam Felix’in bakış açısından yazılmıştır, ki kendisi başlangıçta züppenin, kendini beğenmiş lavuğun önde gidenidir. Tatil ya da benzeri birşey için ailesinin yanına gelir, burada komşuları bilmemne beyin güzel karısı Henriette ile tanışır ve aşık olur. Kitap bu noktadan sonra başlar zaten. Felix’in tekrar Paris’e dönmesiyle aralarındaki platonik aşk bitmez, devam eder. Bundan sonrasında arkadaştan arkadaşa yazılmış gibi görünen, içinde derin bir tutkuyu gizleyen mektuplar vardır.
Böyle bir hikayeyi hemen her romancı yazabilecekken, Balzac’ın yazış tarzı, romanı işleyişi ve kurgusu, “Vadideki Zambak”ı romantizmin en ünlü kitaplarından birisi haline getirmiştir. Özellikle kadının genç erkekle olan mektuplaşmalarında verdiği öğütler kitaba ayrı bir lezzet katmaktadır. Daha fazlası da söylenebilecek bir roman “Vadideki Zambak”. Özellikle platonik aşka inanmayan kitapseverlere tavsiye etmek isterim.
.
.
.
*****************************
- July 25th



Balzac ile ilgili duydugum bir hatira bana Balzac’in yazdigi kitaplarin icinde nasil yasadigini göstermisti. Dogru mudur bilemem ama bence dogru olabilecek bir olaydir:
Arkadaslari odasinda calismalarina dalmis Balzac’in dalginligindan faydalanarak “Goriot Baba geldi!” diye seslendiklerinde, Balzac kendilerine, hic düsünmeden “Ne duruyorsunuz, alin iceriye!” diye cevap vermis.
Bu kitabi yillardir okumak isterdim, ve su anda okumayi basardim. Frankfurt’a olan ucusumda son sayfasini da bitirerek bu kitabi okunmuslar arasina ekledim.
Kitap gercekten cok iyi. Dönemin dili ile anlatildigindan bazi zamanlarda bunaltsa da, romanin kurgusu oldukca iyi. Hele sonu beni sok etme noktasina getirmis ve agzimi acik biraktigi icin, bari bi soguk su iceyim demisimdir (Hostes hanimda bir bardak su istemem de bu zamana denk düser)
Okunmasi gerekenler arasina konulmali bence bu kitap. Hic düsünmenize bile gerek yok. Gidip alin ve okuyun…
Balzac’in “eglendirici oykuler” adinda bir kitabini okudumu hatirliyorum. zamaninin krallarini hikayelerindeki mizahin bas kahramani yapip onlarla biyik altindan gulen bir kedi dalga gecmistir.
neyse, matrix rev. basliyor, sonra devam ederim
Merhabalar,
Yılmaz Kemal Yuce sayesinde tanistim sizlerle…
Tesekkur ederim sana Yilmaz.
“Vadideki Zambak” yillar once okudugum klasikler arasindadir buna ragmen, Felix’in, Henriette’nin omuzlarini acikta birakan giysisi uzerindeyken, boynunu ve onun guzelligini tarif edisi hala aklimdadir…yillara ragmen kitaptaki tutkunun islenisindeki derinlik de…
“Goriot Baba”da da hatirladigim ise muthis huzur verici ve bir o kadar vahsi yalnizlik, buyuk bir ictenlik…
Bu arada yillar derken gercekten yillardan bahsediyorum; onbes yildan.
İste Balzac bu bence…
Ben de bu kitabıyıllar önce okuyanlardanım. Yetiştirildiğim kültürün etkisinden olsa gerek pek sevmemiştim o zamanlar. Buna rağmen kadının çektiği acı hala gözlerimin önündedir.
ben bu yorumlara pek katıldığımı söyleyemem. ben de bir kitap okuma hastasıyım ancak “Balzac – Vadideki Zambak” ı okumak zorunda kaldığım kitaplar listesine koydum. o da okul yıllarında verilen bir ödev felan değildi. yalnızca bir süre askeri hastenede yatmak zorunda kalmıştım ve etraftaki arkadaşlarda bulunan bütün kitapları okumuştum. Vadideki Zambak ta o sıra elime geçti. Normalde o kalınlıkta bir kitabı 3-4 günde bitiren biriyim. Hele hele yapacak bi işim yokken 2 gün en fazla sürer. Ancak Vadideki Zambak 1 haftamı felan aldıydı. Epey bir sıkıcı. Bazı yerlerini ilginç bulmuştum. Mesela kitaptaki kadının çektiği acı gibi. Ama sonu çok iyiydi. Onuda söylemeden geçemeyeceğim…..
hayatım boyunca okuduğum en etkileyici romanlardan biri..belki kurgusu basit,yaşananlar çok bilindik ama kitaptaki duyguyu hissetmemek imkansız.hatta daha da fazlası nerdeyse ağlıcaktım
üstünde yorum yapılmayıp özelliğini yitirmesine sebep olunmayacak bir kitap.. son 60 sayfasındayım ama bitmesini istemediğimden dolayı son sayfalarını sindire sindire okuyorum..
tek kelimeyle…
MUHTEŞEM.