J. R. R. Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi (Lord of the Rings) Üçlemesi

Posted by kitaplog

Yazar: Tolkien baba (J. R. R. Tolkien – açılımı John Ronald Reuel Tolkien olup JRR hali çok daha karizmatik görünmektedir) ikinci dünya savaşı dönemi İngiltere’sinde oldukça saygıdeğer bir İngiliz Dili Edebiyatı uzmanı ve profesörüydü.

O dönemler bugünlerden daha farklı olduğundan, insanlar şaşırtıcı bir şekilde kitap okuduklarından dolayı, genel anlamda sözü dinlenen, sohbet ortamlarına ve akşam toplantılarına çağrılan, müslüman bir toplum olsa Ramazan’da iftardan sahura baş köşeye davet edilecek, kültürlü bir amcaydı.

Diğer insanların tanıdığı kadarıyla gayet normal bir insandı. Evinden işine, işinden evine gider, üniversitede ders verir, yıl sonu “aman hocam hastaydım, arabanın tekeri patladı da sınava giremedim, hocam A verirseniz honour olucam” gibi (hiçbir hocanın asla yutmadığı) öğrenci geyikleriyle uğraşır, emekli olup Kıbrıs’tan başlayarak karısıyla dünyayı dolaşmanın tatlı tatlı emekli maaşını harcamanın hayalini kurardı. En azından diğer insanların kendisi hakkındaki tahminleri bu yöndeydi. Çok çok bir iki kitap yazar, master ve doktora öğrencileriyle bir kaç makale bir kaç konferans, bölüm içi dedikodu kazanı olsun, diğer akademisyenlerle didişme olsun bu tip şeylerle uğraşıp hayatını devam ettirebilirdi.

Böyle olmadığı yönündeki ilk işaretler “Hobbit” isimli romanın J. R. R. Tolkien imzasıyla yayınlanması ile çıktı ortaya. İlk başta çocuklar için masal olarak algılanan kitabın arka planda anlatıklarıyla, bahsettikleri kadar bahsetmedikleriyle, anlatım tarzının romandaki dünyayı herkesin biliyor olmasını varsaymasıyla, ejderhalarıyla, diğer karakterlerin arka planı ve davranış tarzlarıyla ve daha pekçok yönüyle aslında çok sağlam bir roman olduğu sonraları ortaya çıkacaktı.

Sürekli sızlanan Bilbo isimli buçukluğun bir grup dwarf ile maceralarının anlatıldığı Hobbit’in aslında Yüzüklerin Efendisi roman üçlemesinin başlangıcı olduğu, üçlemenin birinci kitabı yayınlanınca ortaya çıktı. İlk defa bir yazar romanında bir kısmı İngiliz halk kültüründen gelme karakterler edebiyatın bütün güzel kurallarıyla ve Tolkien’in muhteşem üslubuyla birleşmiş şekilde ortaya çıkmaktaydı. Elfler, dwarflar (cüceler), halflingler (buçukluk), orclar, ejderhalar, büyücüler ve daha fazlası. Üstelik romanlarda gene arka planda geçmişte kalmış muhteşem günlerden, eski efsanelerden bahsedilmekte, eski günler ile ilgili herşey düzgün birşekilde hikayenin çizildiği tuvalin kendisini oluşturmaktaydı. Buna Tolkien’in herbiri ayrı güzel tasvirlerini, güzel oluşturulmuş karakterleri ve bunların birbirleriyle etkileşimlerini ve dahası “büyük kötü”ye karşı nefes kesici bir macerayı ekleyince Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin dünyada milyonlarca insan tarafından okunmuş olmasını çok doğal karşılamak gerekir.

Haliyle peşinden gelen pekçok yazarı etkilemeyi, Fantastik Kurgu’nun romancılıkta saygın bir yer edinmesini (ve oldukça da karlı olduğunu eklemek gerekir) başardı Tolkien. Onun yarattığı dünya temel alınarak oluşturuldu ilk Fantastik Kurgu dünyaları. Bugün içinde elf’lerin ya da dwarfların olmadığı bir FK dünyası bulmak oldukça zordur. Bütün bunları sağlayan, fantastik kurgu romancılığın temelini atan, ana kurallarını koyan Tolkien’dir.

Roman hakkında bahsetmek gerekir biraz da. Konu olarak basitçe, dört adet buçukluk, bir büyücü, bir elf, iki insan savaşçı ve bir de dwarftan oluşan grubumuz takanı görünmez yapan ama aynı zamanda süper kötü karakterin güçlerinin büyük kısmını aktardığı nesne olan sihirli yüzüğü (ki bu yüzük aynı zamanda diğer sihirli yüzüklere de hükmedebilmektedir) Mount Doom’un tepesinden atacaktır. Bu niyetle yola çıkan kahramanlarımızın başına gelmeyen kalmaz…

Gerçekten de gerek kurgusuyla, gerek örgüsüyle, gerekse anlatımıyla on numara bir roman üçlemesi olarak kitaplıklarınızda yerini alması gereken bir seridir Yüzüklerin Efendisi.

.

.

.

*****************************


4 Responses to “J. R. R. Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi (Lord of the Rings) Üçlemesi”

  1. J.R.R. Tolkien. Gercekten isminde karizma var dimi? Neyse, ortaokula basladigimda Hobbit isimli kitabini elime verdiler. O sirada ufacik tefecik biseydim. Yeni yeni kitap okuma aliskanligi elde etmis, ilkokul kütüphanesi disinda kitap bilmezdim. Bu belkide ilk kütüphane harici okudugum kitaptir.
    Hatta ortason siniftayken hocanin verdigi özet ödevinde, bu kitabi özetlemistim (iyi bir calisma yapmamistim ve hocanin ensemde patlayan tokadini da haketmistim 🙂 ). neyse… ortason civarinda elime bu sefer Yüzüklerin Efendisi ni aldim, benim seviyemde olmadigini söyleyen uyarilara ragmen. Ve hayal kirikligiyla 10. sayfada biraktim.
    Ama vazgecmemistim, büyüyüp gelecektim ve kitaba “Bir zaman kücük ama gururlu…” tarzinda bir cümle kuracaktim. Bir sene sonra tekrar elime aldim ve Tolkien in yarattigi dünyaya adim attim. Gercekten onlarla beraber ilerliyor ve kendimi hayal dünyasina kaptiriyordum. 3 kitabi toplamda 1 haftada soluksuz okudum, ve bikac hafta etkisinden kurtulamadim. 🙂
    Kitabin arka kapaginda da söyle der: “Insanlar ikiye ayrilir: Yüzüklerin Efendisini okuyanlar ve okuyacak olanlar”. Madem bir gün okuyacaksiniz, bence en kisa sürede birinci gruba gecin 😀

  2. bu kitaplardaki hikayelerle paralel giden bir de “gerçek” yaşam hkayemiz vardır. lort diyince, beşinci sınıfı bitirip İstanbul’a gelmiş küçük bir kız çocuğunun arkadaşının abisinin kütüphanesinden bol bol nemalandığı resimler aklıma gelir. 6. sınıfta başladım hobbitle hikayeye. 7. sınıfta üçlemeyi bitirmemle, tekrar okumak için yanıp tutuşmam bir oldu. tabii elf alfebesinin bir türkçe uyarlamasıyla tutulan günlükler, gizli mesajlar da işin cabası.
    ben liseye başladıktan sonra çıktı metisten üçü bir arada koleksiyonluk kitap. birkaç kez baştan sona ödünç kitaplarla okunan seri için para biriktirildi ve o dev kitap alındı.
    şimdi geç bile kaldığımı düşünüyorum tolkien in dünyası için. yemyeşil üçleme kitaplığımın kralıdır, tahtından okunmak haricinde hiç inmez.
    onun kadar iyi kitap okudum mu, bilmiyorum. onu okuduğum gibi başka kitap okudum mu? asla!
    çocuklara verin bu kitapları, korkmadan. okurlar merak etmeyin, anlarlar da. sonra tekrar, tekrar , tekrar okurlar.

  3. Selam Irem,

    Eger zamanin ve sabrin varsa; sana siddetle Robert Jordan’in The Wheel of Time (Zaman Carki) 12’lemesini (toplamda oniki kitap olacak gibi gorunuyorlar:)) tavsiye ederim.

    Acikcasi Robert Jordan okuyana kadar fantastik kurgu’da J.R.R. Tolkien’i kimse gecemez diyordum ama Zaman Carki serisi Yuzuk Uclemesini “Cin Ali” seviyesine indirdi benim gozumde.

    Sevgiler,
    Rahim

  4. Selamlar
    Bu siteyi yeni gördüm ve hemen okuduğum pek çok kitap yazarı hakkındaki yazıları bitirdim. Hiç yorum yapmadım ama zaman çarkı ve yüzüklerin efendisini, en çok sevdiğim iki seri hakkındaki yorumu görünce dayanamadım. Açıkçası bu iki seriden sonra okuduğum hiç bir kitap açlığımı gideremedi. Ta ki en sonunda Kralkatili Güncesi çıkana kadar. Seneler içinde serileri tekrar tekrar okudum.

    Her ne kadar Yüzüklerin Efendisi en az zaman çarkı kadar büyük ustalıkla yazılmışsa da Zaman Çarkı karakterleri ve anlatım tarzıyla beni daha çok etkiledi. Üstelik her kitap 1000 den fazla sayfa olduğu halde okurken keşke daha uzun olsaydı derdim içimden.

    Bence daha bu kitapları okumayan varsa bu kitaplardan önce diğer serileri okusunlar. Çünkü bu kitapları okuduktan sonra diğerleri hiç tatmin duygusu vermiyor. Sizi yana döne benzer kitaplar bulmaya yöneltiyor. Bağımlı oluyorsunuz.

Leave a Reply