Terry Goodkind – Wizard’s First Rule

Posted by kitaplog

Zor bir giriş yaparak ve görev üstlenerek bir başka seriye daha başlamak istiyorum: Sword of Truth serisi. Terry Goodkind’ın (http://www.terrygoodkind.com) 1994 yılında başlayan ve 2008′e kadar 11 kitaplık bir macera ve kocaman bir dünyaya dönüşen romanda aynı zamanda Ayn Rand’ın Objectivism felsefesinin etkilerini de ağırlıklı olarak hissetmek mümkün. Yazar da birkaç yerde Objectivist felsefeye inandığını ve desteklediğini vurgulamakta zaten. Buna rağmen Ayn Rand’ın hatasına düşmekten uzak duran Terry Goodkind oldukça ayrıntılı ve güzel düşünülmüş bir dünyada bizi her kitapta ayrı bir maceraya sürüklüyor. Daha önceden de direk kendisinden bahsettiğim Richard Rahl karakteri tabiri caizse her romanda binbir sorun ve sıkıntı yaşıyor.

 swordoftruth3

Biz gene de fazla açılmadan birinci kitapla başlayalım. Richard Cypher filminde göründüğü gibi 170 – 180 civarında zayıf bir eleman değil. Tam tersine 2 metreye yakın boyuyla, güçlü ve kaslı fiziğiyle ve herşeyin tüm ayrıntısını farkeden zeka saçan bakışlarıyla oldukça etkili bir karakter. Meslek olarak izci demek mümkün (veya ranger). Öncelikli işi ormanda insanlara rehberlik etmek ve bir yerden başka bir yere sorunsuzca ulaşmalarını sağlamak. Bir gün gene ormanda dolaşmaya çıkmışken, uzun kumral saçlı ve tamamen beyazlar giyinmiş bir kadını (Kahlan Amnel) görür. Kadın hızlıca kaçmaya çalıştığını farkettiği dört kişilik bir grup tarafından takip edilmekte olduğunu farkeder. Richard’ın hayatını değiştiren olayların hepsi kadına yardım etmeye karar vermesiyle başlar.

 

Böyle başlayan romanı bir süre sonra elinizden bırakamaz hale geliyorsunuz. Çünkü romanda iyi bir fantastik kurgudan aradığınız hemen herşey var: Ejderhalar, güçlü büyücüler, heryerde varolan ve büyücüler tarafından kullanılan büyü, güçlü ve kötü karakterler, güçlü ve iyi karakterler… Romandaki dünya üç ana parçaya bölünmüş durumda: Midlands (Orta Ülke), Westland (batı ülkesi) ve D’Hara. Richard büyü diye birşeyin bilinmediği Westland’de yaşarken, D’Hara ve Midland bölgelerinde günlük yaşamın bir parçası gibidir büyü. Bundan sonrasında Richard tamamen yabancı olduğu bir ortamda aklı ve zekasıyla ayakta kalmaya ve düşmanları alt etmeye çalışacaktır.

swordoftruth_wizards-first-rule-1024x768

Yazar diğer fantastik kurgularda olmayan birşekilde büyü üstüne farklı düşüncelere gitmiş. Değişik seviyelerde büyücüler dışında gene büyücüler tarafından yaratılmış farklı güçlere sahip olan ama büyüyü direk kullanamayan kişiler çok güzel bir katkı olmuş. Dokunduğu kişinin kendisine sonsuz bir sevgi duymasına ve her istediğini yapmasına sebep olabilen Confessor’lar, kendisine karşı büyü kullanmaya çalışan kişiyi onun büyüsünü kontrol altına alarak ele geçirebilen ve hertür işkencede ustalaşmış olan Mord-Sith’ler, büyü kullanıcılarının düşüncelerinin arasındaki herhangi bir an parçasına girebilen ve onları tamamen ele geçirebilen Dreamhunter’lar bunlardan sadece bir kaçtanesi.

 

Hal böyle olunca halihazırda ilk sezonu Amerika’da aynı zamanda dizi olarak da çekilmiş olan (dizinin ismi: Legend of The Seeker) bu seriyi okumak güzel seçeneklerden birisi olarak yerini alıyor yapacak şeyler arasında. Bu arada aynı zamanda kitapta yer alan “Büyücülerin İlk Kuralı”nı da açıklayayım isterseniz: “İnsanlar aptaldır…(dahası var anlamında üç nokta)
.


4 Responses to “Terry Goodkind – Wizard’s First Rule”

  1. Ayn Rand’ın hatasının ne olduğunu merak ettim doğrusu.Biraz açıklayabilirseniz sevinirim.

  2. Ayn Rand asiri didaktiktir. Surekli ders vermeye calisir. Karakterleri belli kaliptadirlar. Kisacasi bas kahramani ve genelde sevgilisi, “mukemmel”dirler. Hata yapmazlar, bildiklerinden sasmazlar. Kotu karakterler de oyle. Sanki toplumu bolup karakterler ustunden olusturmus gibidir.

    Klise diyecegim ama tam olarak degil. Kliseden ziyade ornekleme usulu gibi dusunmek mumkun. Karakterler ustunden toplumu genellemeyi tercih eder.

    Terry Goodkind ise, objectivismden etkilense de, bunu romanlarinda (ozellikle Sword of Truth serisinde) kullansa da ders vermeye kalkismaz. Bazi yerlerde karakterlerin dunya goruslerini anlattigi, ya da olan olaylar icin yorum yaptigi oluyor elbette. Bu yerlerde ozellikle Richard’in davranislari, soyledikleri ya da yaptiklari objectivism’i hatirlatiyor. Acik soylemek gerekirse ben altinci kitapta farketmistim objectvismi. Zaten ilk uc kitapta cok belirgin degil. Sonrasinda daha net ortaya cikmaya basliyor.

    Gene de dedigim gibi, rahatsiz eden bir durum yok. Oldukca surukleyici romanlar oldugu icin de objectivism iyi bir salatadaki ayri ve guzel bir sos gibi duruyor.

  3. Teşekkürler.Siz hata diyince objectivismin bir hatası sanmıştım ama anlıyorum ki anlatım ve karaterlerin yansılıtılışındaki farklardan bahsediyorsunuz.
    Ve evet Ayn Rand’ın Atlas Vazgeçti’deki karakterleride bahsettiğiniz gibidir.Ben Ayn Rand’ın bu şekilde anlatışını felsefesini yansıtan rol modeller oluşturmak istemesi olarak algılıyorum.Yinede kitap çok sürükleyiciydi.

  4. Merhaba tekrar,

    Atlas Vazgecti (Atlas Shrugged) kitabini yazdigimda (ki aklimda ve listede var) Ayn Rand’in yazar olarak hatalarina girme dusuncem var. Ki aslida bunlari hata olarak degerlendirmek de cok dogru degi. Neticede Rand oncelikli olarak felsefesine egildiginden Atlas Shrugged ve Fountainhead roman olarak bu amacin araclari haline geliyorlar.

    Bu durumda hata diye bahsedince, roman olarak degerlendirildiginde anca hata deme durumunun olmasi gerekir gibi geliyor bana da. Diger yandan Terry Goodkind objectivism felsefesini kitaplarinin icine arka plan olarak gomuyor ve karakterlerinden bazilarini bu felsefeye dayanarak sekillendiriyor.

    Benim dusunceme gore Goodkind’in kullandigi yol daha uygun bir yol hem edebiyat hem felsefeyi yayma tarafinda. Neticede hersey yazara kalmis durumda.

Leave a Reply