Anita Amirrezvani – Çiçeklerin Kanı

Posted by kitaplog

DERYA OĞUZ

Bu kitapta, 17. yüzyıl İran’ında yaşayan köylü bir genç kızın dramatik öyküsü anlatılıyor. Yaşadığı dönemde dünyanın çevresinde dolaşmakta olan bir kuyruklu yıldızın getirdiği uğursuzluklar, annesi ve babası ile birlikte sürdüğü sakin ve huzurlu hayatı birden alt üst ediyor. Babasını kaybeden genç kız, köyde aç kalma korkusuyla, annesi ile birlikte bir akrabalarının yanına sığınmak üzere başkent İsfahan’a gidiyorlar. Şah Abbas’ın hüküm sürdüğü bu dönemde, halı dokumacılığı sanatının en güzel örnekleri üretiliyor. Romanımızın kahramanı olan genç kız da, işte bu sanatın gizli ustalarından biri. Romanda bu genç kızın adının hiç belirtilmemiş olması, kitabın sonunda onun İran’ın bütün bilinmeyen, adsız zanaatkarlarına atfedildiği şeklinde, yazarın notu olarak belirtilmiş.

ciceklerinkani 

Genç kız, Şah Abbas’ın halı imalathanelerinin başustalarından biri olan akrabası Gostaham’ın yanında sanatının bütün inceliklerini öğreniyor. Ancak annesi ile birlikte akrabalarının yanında sığıntı ve hizmetçi olarak yaşıyor olmaları, emeklerinin karşılığını almalarına engel olduğu gibi, kendileri hakkında alınacak bütün kararları da başkalarının inisiyatifine bırakıyor. Genç kızın bekareti ev sahiplerinin çıkarları doğrultusunda zengin bir adama satılıyor. Muta nikahı adı verilen bu geçici sözleşme, yine yazarın notunda belirtildiğine göre İran’da halen uygulanmakta olan bir evlilik çeşidi. Bir noktadan sonra muta nikahının yenilenmesini reddeden genç kız, annesi ile birlikte çok daha sefil durumlara düşüyor. Kuyruklu yıldız lanetinin bitmesi ile birlikte de, genç kız ve annesinin hayatı da yeniden düzene giriyor.

 

Genel olarak baktığımda, basit bir kurgunun oldukça güzel anlatıldığı ve dönemin kültürel ve sosyal yapısının okuyucuya etkili bir şekilde hissettirildiği bu romanın, yine de gereğinden fazla uzun tutulmuş olduğunu söyleyebilirim. Bir genç kızın, emsalleri gibi kendi şartlarına uygun bir evlilik yapıp, dönemin yapısı gereği doğurabildiği kadar çok çocuk doğurup, bütün hayatını kocasının istekleri doğrultusunda geçirmek ve bu şekilde nispeten rahat bir hayat yaşamak yerine, içine sinmeyen durumlara baş kaldırması ve hayatını kendi sanatı üzerinden kazanmak istemesi, bana göre romanın en çarpıcı bölümüydü.

 

Bu kitabı, benim gibi uzun bir tatil döneminde ve geniş zamanlarda okumanızı tavsiye ederim.

 

.

Leave a Reply