Suzanna Tamaro – Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
AYCA KARASİPAHİ
Anneannemin bir dönem okudugu bu kitap onun en sevdigi kitabi oldu, elinden düsürmedi ve sonra ailede en sevdigi torununa hediye etmeye karar verdi bana.
Ben de uzunca bir süre okumayi erteledim, yazarin ismini daha önce duymamistim, kitabin ismi o zaman bana yabanci gelmisti, o zaman ilgimi ceken kitaplar icinde degildi ve sonunda kitap kütüphanemizde onlarca kitabin arasinda yerini aldi.Kac yil sonra 3 jenerasyon paylastigimiz evimizden ayrilirken elim bu kitaba gitti.
Genc bir Italyan yazar olan Susanna Tamarro`nun kaleminden seksen yasindaki bir anneannenin kalemine geciyoruz burada.
Bir anneannenin evden ayrilip Amerika`ya giden torununa yazdigi mektuplardan olusuyor bu kitap, torununun geride biraktiklarini bozulan sagligina ragmen koruma cabasi, yalnizligini anlatma istegi ve gecmisiyle hesaplasma ihtiyaci onu bu mektuplari yazmaya itiyor.Torununun Amerika`dayken cok haberlesmeme istegi, ani ve günce karisimi bir anlatima sahip bu mektuplarin gönderilmek üzere zarfa konulmasini engelliyor.
Bir yandan günlük hayatin gerektirdiklerini yaparken torununa duydugu özlemi onun geride biraktigi köpek ve bahcedeki güllere bakarak gidermeye calisan anneannenin kücüklügünde sakin bir cocuk olan torunun yillar gectikce sinirli ve sabirsiz bir gec haline dönüsmesine olan saskinligi ve sabirli yaklasimiyla kitapta alti cizilen konularda biri olan “kusak catismasi”na sahit oluyoruz.
Disarida zaman durdurulamaz bir hizla akip gecerken, ”Anneanne”nin ic dünyasinda zaman gecmise dönüyor, Kücüklügünden basliyor, anne ve babasiyla olan iliskilerini ögreniyoruz, kendi hayatinda sectigi yolu izleyememenin acisini biz de onunla yasiyoruz adeta.
Evliligi, esi, sevgilisi, kizinin babasi da mektuplarda anlatiliyor, bununla birlikte gecmisin deger yargilari, yapmak isteyip yapamadiklari, geleneklerin yerini alan modern görüsleri anlamaya calismasini torununa anlattikca, biz onun gecmisi hakkinda daha cok bilgiye sahip oluyoruz.

Ayni zamanda annesini ve araba kazasinin getirdigi ölümünü de anlatiyor torununa, bir noktada özür diliyor sanki ondan, annesinin hayata olan ilgisizligi onun sucu degil halbuki, ama o kendini sucluyor, kendisinin modern bir anne olma özleminin kizinin hayatina mal oldugunu düsünerek.
Torununa Türk olan babasindan da bahsediyor, maalesef onu kendisi de tanimiyor, kizinin bekar anne olma istegine hizmet eden biri olarak biliyoruz biz onu.
Kitap anneanne torununu beklemeye devam ederken son buluyor, torununun aksine biz vedalasirken zorlaniyoruz okuyucular olarak.
“Var olan tek gercek ve inanilasi ögretmen, insanin kendi vicdanidir”. Kendi ögretmeninin sesini dinleyen anneannenin torununa tek bir ögüt verdigini görüyoruz kitabin sonunda: “Yapmaya degecek tek yolculuk, icimize yaptigimiz yolculuktur;o özgün cagriya kulak vermeli, yüregimizin götürdügü yere gitmeliyiz.”
.
- December 1st
Leave a Reply