Brandon Sanderson – Steelheart

Posted by kitaplog

RAHİM ÇETİNEL

 

Robert Jordan‘ın The Wheel of Time serisini bitirmesi için seçtiği yazar olan ve bu şekilde tanıştığım Sanderson’un takip ettiğim yazarlardan biri olduğunu sağ tarafta ismine tıkladığınızda çıkan listeden görebilirsiniz. Oldukça orijinal ve sürükleyici romanlar yazan Sanderson Steelheart (Çelikyürek) ile de çok farklı bir dünya oluşturmayı ve okuyucu hikayenin içine çekmeyi becermiş.

Steelheart fantastik kurgu roman değil. Bilim kurgu da değil ama bu yönde bazı özellikleri var. Sanırım distopya en yakın tanım olabilir.

Roman, Chicago merkezinde bir bankada sıra bekleyen baba ve oğulla başlıyor. Bu arada bankaya giren Deathpoint isimli bir süper kötü önüne geleni öldürmeye başlıyor. Daha sonra bankaya gelen Steelheart, önce Deathpoint’i sonra da bankadaki herkesi öldürüyor.

Romanın geçtiği dünya, süper güçleri olan insanların olduğu bir dünya. Calamity ismi verilmiş bir cismin gökyüzünde belirmesinden sonrasında sıradan insanların bazıları doğaüstü güçler elde ediyorlar. Bu güçlere sahip olanlara Epic denmekte ve her epik kendine bir isim seçiyor. Deathpoint (parmağıyla işaret ettiğini anında toza dönüştürmek ve geriye sadece iskeletin kalması gibi bir güce sahip) ve Steelheart bu isimlerden iki örnek. Epic’lerin güçleri ise bayağı çeşitli. Muhtemelen Marvel evreninden daha çeşitlidir: Uçmak, kurşun geçirmemek, ilüzyon yapabilmek, çevresindeki herşeyi çeliğe dönüştürmek (Steelheart’ın güçlerinden birisi bu) bu doğaüstü güçlere sadece bir kaç örnek. Epic’ler tek bir güce sahip olabildikleri gibi, birden fazla güce de sahip olabiliyorlar. Süper güce sahip herkesin kötü olması, başkalarını ele geçirmeye çalışması veya öldürmesi bir başka önemli nokta romandaki.

 

Steelheart_cover

 

Sonrasında 10 sene geçiyor. Dünyadaki bilinen devletler yıkılmış durumda. Teknoloji her ne kadar ilerlemiş olsa da şehirlerin durumu, en azından büyük kısmının çok iç açıcı değil. Pekçok şehir ele geçirmeye çalışan Epic’lerin savaşları yüzünden yerle bir olmuş ve harabe durumda. Newcago (Chicago’nun Steelheart yönetimine geçmesinden sonraki ismi) nispeten çok daha iyi durumda bir şehir. Elektrik var, su var, temizlik sistemi var, Steelheart’a bağlı bir polis gücü var, vs.

Aradan geçen 10 senede şehirler Epic’ler tarafından ele geçirilmiş durumda fakat Epic’leri avlama, öldürmeye çalışanlar da var, diğer Epic’ler dışında. Recknoners bu gruplardan birisi ve en duyulanı. Kahramanımız David (Steelheart bankayı ve bankadaki herkesi öldürdüğünde babasıyla orada olan küçük çocuk) kitabın başlarında, Newcago’da Reckoners’ın sistemde alt sıralarda olan sadist bir Epic’i öldürmelerine yardım eden David gruba dahil olmayı başarıyor. Babasının o bankada Steelheart tarafından öldürülmesinden sonra hayatını Epic’lerin özelliklerini, zayıflıklarını (evet, her Epic’in bir zayıf noktası var: bir işaret, bir renk, bir duygu… herhangi birşey Epic’in güçlerini kaybetmesine veya öldürülebilir hale gelmesine sebep oluyor) incelemeye ve öğrenmeye adamış durumda. David’in bildiği bir diğer şey de, o bankada olan birşeyin Steelheart’ın zarar görmesine neden olduğunu bilmesi.

Bu bilgileri Reckoners ile paylaşan David, grubu Steelheart’ı öldürmeye ikna etmeyi başarıyor. Bu elbette kolay bir görev olmayacaktır.

Diğer bütün romanları gibi ortaya çok güzel bir eser çıkarmayı başarmış Sanderson. Steelheart, serinin ilk kitabı ve 2013 Aralık’ta yayınlandı. Serinin diğer kitapları (sırayla Firefigt ve Calamity) umarım en kısa zamanda çıkar ve okuma/dinleme şansını elde ederim.

Leave a Reply