<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitaplog.net &#187; Derya Oğuz</title>
	<atom:link href="http://kitaplog.net/category/konuk-okur/derya-oguz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitaplog.net</link>
	<description>Sakın kitap okumayın!!! Zehirlidir!.. Isırır!...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 08:31:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Irvin Yalom – Schopenhauer Tedavisi &#8211; Bugünü Yaşama Arzusu</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/09/03/irvin-yalom-%e2%80%93-bugunu-yasama-arzusu/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/09/03/irvin-yalom-%e2%80%93-bugunu-yasama-arzusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 09:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Irvin Yalom]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Grup terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Schopenhauer]]></category>
		<category><![CDATA[Schopenhauer Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1499</guid>
		<description><![CDATA[DERYA OĞUZ Bugün kötü bir kitaptan bahsedince, bir de iyi bir kitaptan bahsetmek istedim. &#160; &#160; Psikoterapi üzerine romanlar yazan Irvin Yalom, aynı zamanda Amerika’da ünlü bir psikiyatri profesörü imiş. Yalom, Bugünü Yaşama Arzusu’nda grup terapisinin işleyişini ve hastalar üzerindeki olumlu etkilerini anlatıyor. &#160; &#160; Romandaki psikiyatrist Julius, bir çeşit kansere yakalanır. Önünde sağlıklı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><strong>DERYA OĞUZ</strong></span></strong></p>
<p>Bugün kötü bir kitaptan bahsedince, bir de iyi bir kitaptan bahsetmek istedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Psikoterapi üzerine romanlar yazan Irvin Yalom, aynı zamanda Amerika’da ünlü bir psikiyatri profesörü imiş. Yalom, Bugünü Yaşama Arzusu’nda grup terapisinin işleyişini ve hastalar üzerindeki olumlu etkilerini anlatıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Romandaki psikiyatrist Julius, bir çeşit kansere yakalanır. Önünde sağlıklı olarak geçirebileceği yalnızca bir yılı vardır. Ölüm bu kadar gerçek ve yakınken, Julius geçmişe döner ve kendi hayatını sorgular.  Özellikle başarılı olamadığı hastalarının akıbetini merak eder ve bunlardan en sıra dışı olanı (Philip) ile tekrar diyaloga geçer. O zamanlar bir çeşit saplantısı olan Philip, kendisini Schopenhauer okuyarak tedavi ettiğini söyler.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?AID=21567&amp;id=89441" target="_blank"><img class="size-full wp-image-1500 aligncenter" title="irvinyalom1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/09/irvinyalom1.JPG" alt="irvinyalom1" width="274" height="388" /></a></p>
<p>Kitapta, insansevmez filozof Schopenhauer’in hem felsefesi, hem de hayat hikayesi anlatılıyor. Yalom bir röportajında, kendisi başlı başına bir patoloji örneği olan Schopenhauer’i hiçbir şekilde insanlarla bir araya getirecek bir yöntem geliştiremediğini, onu ancak Philip karakteri ile özdeşleştirerek romanına dahil edebildiğini söylüyor. Röportajın tamamına <a href="http://http://www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=4611" target="_blank">buradan </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Böylelikle roman, saplantısından Schopenhauer sayesinde kurtulabilen bir hasta ile, onun insanlarla ilişki kurmasına yardımcı olan doktoru ve grup terapisine katılan diğer hastaların hikayeleri üzerine kurulmuş. Bu hastaların her birinin karakter yapılarının ve hikayelerinin birbirinden ilginç ve farklı olduğunu belirtmek isterim. Roman boyunca adeta siz de gruba dahil oluyorsunuz, her birinde kendinizden ve yaşantınızdan bir parça bulup değerlendirmeler yapıyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yerlerde okuduğum kadarıyla Yalom, romanlarını yazarken hastalarını açık etmekle suçlanıyor. Ne derece doğru olduğunu bilemem ama okuyucu olarak benim hastalar hakkında tek düşündüğüm, onların birer roman kahramanı olduğu. Üstelik Yalom’un bu sürükleyici ve etkileyici yazım kabiliyetine mesleki bilgilerini de eklemesini çok olumlu buluyorum, hem de uzmanlık alanı insanları bu kadar yakından ilgilendiren bir konuyken.. Eminim bu tarz kitaplardan psikoloji-psikiyatri öğrencileri de yararlanıyordur ve Yalom’un kitapları terapistlere de örnek oluyordur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugünü Yaşama Arzusu, kesinlikle okumaya değer bir kitap.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/09/03/irvin-yalom-%e2%80%93-bugunu-yasama-arzusu/&via=&text=Irvin Yalom – Schopenhauer Tedavisi - Bugünü Yaşama Arzusu&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/09/03/irvin-yalom-%e2%80%93-bugunu-yasama-arzusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif Şafak &#8211; Araf</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/09/03/elif-safak-araf-2/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/09/03/elif-safak-araf-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 09:03:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Doktora]]></category>
		<category><![CDATA[İki arada bir derede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1494</guid>
		<description><![CDATA[DERYA OĞUZ &#160; Daha önce okuduğum birkaç kitabıyla Elif Şafak dikkatimi çekmişti ve okumaya değer bulmuştum. Bu kitap ise benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Araf’ta ne kayda değer bir kurgu, ne edebi zenginlik, ne de merak uyandırıcı herhangi bir şey bulabildim. &#160; &#160; Konu olarak, Amerika’da doktora yapmakta olan üç yabancının ve bunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><strong>DERYA OĞUZ</strong></span></strong></p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></strong></p>
<p>Daha önce okuduğum birkaç kitabıyla Elif Şafak dikkatimi çekmişti ve okumaya değer bulmuştum. Bu kitap ise benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Araf’ta ne kayda değer bir kurgu, ne edebi zenginlik, ne de merak uyandırıcı herhangi bir şey bulabildim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Konu olarak, Amerika’da doktora yapmakta olan üç yabancının ve bunların etrafındaki birkaç kişinin hikayesi seçilmiş. Kitabın teması, yabancı ülkede yaşayanların duyguları ve arada kalmışlıkları. ‘<em>Arada kalmışlıkları</em>’ kısmını kitabın isminden anlayabiliyoruz, çünkü kelime anlamı olarak araf; <em>cennet ile cehennem arasında bir yer</em> (tdk), ya da <em>kötüler ve iyilerin nihai ahiret mekanları arasında olduğuna inanılan yer</em> (wikipedia). Fakat, açıkçası hangi karakterin ne şekilde arada kaldığını, arada kalmış hissediyorsa bunun sebeplerini ben romanda bulamadım. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan, yurt dışına giden insanların isimlerinin okunuşları ve yazılışları hakkında bazı sıkıntılar çektikleri (ki Elif Şafak da ismini Elif Shafak olarak kullanıyordu), kendi ülkelerinde kullanılan bazı deyimlerin ve atasözlerinin yabancı ülkelerde farklı düşünülebileceği…  ve dahası yok. Arada kalmışlık konusu ile ilgili kitaptan aklımda kalanlar burada bitiyor. Geriye kalanlar ise, romandaki üç beş ana karakterin günlük hayatının anlatımından ibaret.</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?AID=21567&amp;id=80060" target="_blank"><img class="aligncenter" title="araf1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/09/araf1.JPG" alt="araf1" width="273" height="411" /></a></span></strong></p>
<p>Hiç sürükleyici bulamadığım bu kitabı, beşer altışar sayfalık periyotlar halinde zorla okudum diyebilirim. Bu da bana ders oldu, bundan sonra eğer bir kitabı baştan sevmediysem, bitirmek için hiç zorlamayacağım. Vakit, boşa harcanmayacak kadar değerli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonuç olarak; aslında çok güzel işlenebilecek bir konunun Araf gibi bir roman ile harcandığını düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/09/03/elif-safak-araf-2/&via=&text=Elif Şafak - Araf&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/09/03/elif-safak-araf-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif ŞAFAK – AŞK</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/08/22/elif-safak-%e2%80%93-ask/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/08/22/elif-safak-%e2%80%93-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 23:42:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Ask]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Şeriatı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Sema]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1453</guid>
		<description><![CDATA[DERYA OĞUZ Elif Şafak’ın son romanı Aşk, Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Yazarın önceki kitapları ise Metis Yayıncılıktan çıkmıştı. Rahim’in bir yazısında belirttiği gibi, Doğan Kitap istediği kitaba istediği kadar reklam yapabilecek ve yazarına da istediği kadar destek verebilecek bir yayınevi. Nitekim Doğan Kitap bu kudretini Aşk’tan da esirgemedi ve Aşk, bu yılın (belki de bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><strong>DERYA OĞUZ</strong></span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></strong></p>
<p>Elif Şafak’ın son romanı Aşk, Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Yazarın önceki kitapları ise Metis Yayıncılıktan çıkmıştı. Rahim’in <a href="http://kitaplog.net/2009/08/17/glenn-meade-buz-kapani/" target="_blank">bir yazısında</a> belirttiği gibi, Doğan Kitap istediği kitaba istediği kadar reklam yapabilecek ve yazarına da istediği kadar destek verebilecek bir yayınevi. Nitekim Doğan Kitap bu kudretini Aşk’tan da esirgemedi ve Aşk, bu yılın (belki de bu yazın demeliyiz) en çok okunan kitabı oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Reklam ve pazarlama konusunda Elif Şafak ve Aşk çok eleştirildi. Kitabın adı fazla iddialı, kapağı çok fosforlu bulundu. Bu noktadaki şahsi fikirlerim, her türlü tüketim maddesinde olduğu gibi kitapların da sonuna kadar reklam ve pazarlamasının yapılabileceği, hatta yapılması gerektiği yönünde. Keşke kitaplara ve yazarlarına daha çok destek verilebilse. Bu demek değildir ki kötü olan bir şey iyiymiş gibi gösterilsin, içi boş bir kitap dünyanın en önemli sanat eseriymiş gibi lanse edilsin ya da ‘madem ki çok sattı bu kitap iyidir’ denilsin. Böyle bir yaklaşım her türlü ürün hakkında insanları yanılgıya düşürür ve hiçbir şekilde ahlaki değildir. Kitapların iyi mi kötü mü olduğu ve okumaya değip değmediği değerlendirmesinin yalnızca okuyucuya ait olabileceğini düşünüyorum. Bizim burada paylaştıklarımız da neticede okuyucu olarak kendi değerlendirmelerimizdir. “Senin kitap seçim kriterin nedir?” derseniz; bazen tesadüfen elime geçmiş bir kitaptır okuduğum, bazen sevdiğim bir yazara olan ilgimin devamıdır, bazen görsel ve yazılı kaynaklardan ya da kitapçı raflarından dikkatimi çekmiştir, bazen de arkadaşlarımın tavsiyesidir. Mesela bugün aldığım dört kitap arasında <a href="http://kitaplog.net" target="_blank">kitaplog</a>’da çok methedilen, <a href="http://kitaplog.net/category/yazarlar/khaled-hosseini/" target="_blank">Khaled Hosseini</a>’nin iki kitabı bulunuyor <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşk’a geri dönecek olursak, evet ben de kapağını fazla fosforlu buldum. Böylesi pembe bir kitaptan beklediğim, açıkçası sıradan bir aşk hikayesiydi. Aşk ise, öyle sıradan bir hikayeye verilemeyecek kadar iddialı bir isimdi.</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?AID=21567&amp;id=448187" target="_blank"><img class="aligncenter" title="ask" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/08/ask.JPG" alt="ask" width="334" height="487" /></a></span></strong></p>
<p>Kapak hakkındaki fikirlerim kitabı okuduktan sonra da değişmedi. İsim konusunu ise şimdi oldukça isabetli buluyorum. Çünkü kitapta hem dünyevi hem de ilahi aşk anlatılıyor. Üç çocuklu bir ev hanımının, bir roman yazarına duyduğu ilgi ve hayranlık, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Şems-i Tebriz-i’nin ışığı altında ilahi aşka ulaşmasına paralel olarak anlatılıyor. Elif Şafak, özellikle yüzyıllardır haksızlığa uğrayan, yanlış anlaşılan Şems’i konu edinmiş ve birbirinden güzel hikaye ve örneklerle Şems-i Tebrizi’yi tanıtmış. Mevlana’nın Şems’i neden ve nasıl sevdiği, ikisinin birlikte Sema ayinlerini nasıl ortaya çıkardığı, Şems’i kimlerin neden öldürdüğü, şiir sevmeyen ve kendine ‘suskun’ diyen Mevlana’nın nasıl evrensel bir şaire dönüştüğü çok akıcı bir dille anlatılmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Roman boyunca Şems’in ağzından dinlediğimiz gezgin dervişlerin 40 kuralı, aslında akademik tezini Mevlevilik üzerine yazan Elif Şafak’ın hayal gücünün ürünü imiş. Bu kuralların her biri, okuyucuyu üzerinde tek tek düşünmeye ve özümsemeye itiyor. Aynı zamanda insanı kendi içine yönelterek, günlük hayatta karşılaştığımız iyi ve kötü olayları, verdiğimiz tepkileri de farklı şekilde anlamlandırmamızı sağlıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşk Şeriatı’nın ne olduğunu ve ne olmadığını merak ediyorsanız, Elif Şafak’ın Aşk adlı romanını okuyun derim.<br />
.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>dip not:</em></strong> kitaplog olarak Derya&#8217;ya buradan hoşgeldin demek istiyorum. Ayrıca çok güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. Başka yazılarını da en kısa zamanda sitede görmek isteriz. R.Ç.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/08/22/elif-safak-%e2%80%93-ask/&via=&text=Elif ŞAFAK – AŞK&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/08/22/elif-safak-%e2%80%93-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anita Amirrezvani – Çiçeklerin Kanı</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/08/13/anita-amirrezvani-%e2%80%93-ciceklerin-kani/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/08/13/anita-amirrezvani-%e2%80%93-ciceklerin-kani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 13:34:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anita Amirrezvani]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Eski İran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1407</guid>
		<description><![CDATA[DERYA OĞUZ Bu kitapta, 17. yüzyıl İran’ında yaşayan köylü bir genç kızın dramatik öyküsü anlatılıyor. Yaşadığı dönemde dünyanın çevresinde dolaşmakta olan bir kuyruklu yıldızın getirdiği uğursuzluklar, annesi ve babası ile birlikte sürdüğü sakin ve huzurlu hayatı birden alt üst ediyor. Babasını kaybeden genç kız, köyde aç kalma korkusuyla, annesi ile birlikte bir akrabalarının yanına sığınmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>DERYA OĞUZ</strong></span></p>
<p>Bu kitapta, 17. yüzyıl İran’ında yaşayan köylü bir genç kızın dramatik öyküsü anlatılıyor. Yaşadığı dönemde dünyanın çevresinde dolaşmakta olan bir kuyruklu yıldızın getirdiği uğursuzluklar, annesi ve babası ile birlikte sürdüğü sakin ve huzurlu hayatı birden alt üst ediyor. Babasını kaybeden genç kız, köyde aç kalma korkusuyla, annesi ile birlikte bir akrabalarının yanına sığınmak üzere başkent İsfahan’a gidiyorlar. Şah Abbas’ın hüküm sürdüğü bu dönemde, halı dokumacılığı sanatının en güzel örnekleri üretiliyor. Romanımızın kahramanı olan genç kız da, işte bu sanatın gizli ustalarından biri. Romanda bu genç kızın adının hiç belirtilmemiş olması, kitabın sonunda onun İran’ın bütün bilinmeyen, adsız zanaatkarlarına atfedildiği şeklinde, yazarın notu olarak belirtilmiş.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?AID=21567&amp;id=128454" target="_blank"><img class="size-full wp-image-1408 aligncenter" title="ciceklerinkani" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/08/ciceklerinkani.JPG" alt="ciceklerinkani" width="200" height="308" /></a> </p>
<p>Genç kız, Şah Abbas’ın halı imalathanelerinin başustalarından biri olan akrabası Gostaham’ın yanında sanatının bütün inceliklerini öğreniyor. Ancak annesi ile birlikte akrabalarının yanında sığıntı ve hizmetçi olarak yaşıyor olmaları, emeklerinin karşılığını almalarına engel olduğu gibi, kendileri hakkında alınacak bütün kararları da başkalarının inisiyatifine bırakıyor. Genç kızın bekareti ev sahiplerinin çıkarları doğrultusunda zengin bir adama satılıyor. <em>Muta</em> nikahı adı verilen bu geçici sözleşme, yine yazarın notunda belirtildiğine göre İran’da halen uygulanmakta olan bir evlilik çeşidi. Bir noktadan sonra <em>muta</em> nikahının yenilenmesini reddeden genç kız, annesi ile birlikte çok daha sefil durumlara düşüyor. Kuyruklu yıldız lanetinin bitmesi ile birlikte de, genç kız ve annesinin hayatı da yeniden düzene giriyor.</p>
<p> </p>
<p>Genel olarak baktığımda, basit bir kurgunun oldukça güzel anlatıldığı ve dönemin kültürel ve sosyal yapısının okuyucuya etkili bir şekilde hissettirildiği bu romanın, yine de gereğinden fazla uzun tutulmuş olduğunu söyleyebilirim. Bir genç kızın, emsalleri gibi kendi şartlarına uygun bir evlilik yapıp, dönemin yapısı gereği doğurabildiği kadar çok çocuk doğurup, bütün hayatını kocasının istekleri doğrultusunda geçirmek ve bu şekilde nispeten rahat bir hayat yaşamak yerine, içine sinmeyen durumlara baş kaldırması ve hayatını kendi sanatı üzerinden kazanmak istemesi, bana göre romanın en çarpıcı bölümüydü.</p>
<p> </p>
<p>Bu kitabı, benim gibi uzun bir tatil döneminde ve geniş zamanlarda okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p> </p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/08/13/anita-amirrezvani-%e2%80%93-ciceklerin-kani/&via=&text=Anita Amirrezvani – Çiçeklerin Kanı&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/08/13/anita-amirrezvani-%e2%80%93-ciceklerin-kani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marlo Morgan – Bir Çift Yürek</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/07/21/marlo-morgan-%e2%80%93-bir-cift-yurek/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/07/21/marlo-morgan-%e2%80%93-bir-cift-yurek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2009 20:24:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Marlo Morgan]]></category>
		<category><![CDATA[Aborjin]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1213</guid>
		<description><![CDATA[DERYA OĞUZ Yıllar önce okuduğum bu kitabı, burada bahsetmek üzere yeniden incelediğimde pek çok bölümünün altını çizmiş olduğumu gördüm. Bir çift yürek, adının çağrıştırdığı gibi bir aşk hikayesi değil. Kitapta esas olarak, bizim ‘ilkel’ diye tabir ettiğimiz, doğa ile iç içe yaşayan ve modern dünyanın etkilerinden kendilerini tamamen soyutlamış bir kabilenin derin felsefesi ve bilgeliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">DERYA OĞUZ</span></strong></p>
<p>Yıllar önce okuduğum bu kitabı, burada bahsetmek üzere yeniden incelediğimde pek çok bölümünün altını çizmiş olduğumu gördüm. Bir çift yürek, adının çağrıştırdığı gibi bir aşk hikayesi değil. Kitapta esas olarak, bizim ‘ilkel’ diye tabir ettiğimiz, doğa ile iç içe yaşayan ve modern dünyanın etkilerinden kendilerini tamamen soyutlamış bir kabilenin derin felsefesi ve bilgeliği anlatılıyor.</p>
<p> </p>
<p>“<em>Avustralya Aborijinleri, hiç kuşku yok ki insanlığın evrim aşamasının en düşük düzeyli bir basamağına aittirler. Kendilerinin, eylemlerinin ve kökenlerinin güvenilir bir tarihsel belgesi yoktur; şu gün yeryüzünden silinip atılacak olsalar, arkalarında bir halkın varlığını kanıtlayacak tek bir sanat yapıtı bırakmamış olacaklardır. Ne var ki dünya tarihinin çok erken çağlarından beri Avustralya’nın geniş düzlüklerinde oradan oraya sürüklendikleri anlaşılmaktadır</em>.”</p>
<p> </p>
<p>Avustralya Aborijinleri, ansiklopedilerde ve çeşitli kaynaklarda bu şekilde tanımlanmış. Marlo Morgan, bir sağlık uzmanı olarak bilimsel çalışmalarını yürütmeye gittiği Avustralya’da, dört ay boyunca süren ve Avustralya çölünü boydan boya kat ettikleri yürüyüşte, işin aslının hiç de böyle olmadığını görüyor. Aborijinler’in esasında biz mutantlardan (mutant; Aborijinlerin değişime uğramış insanlar için yaptıkları tanım, kendilerine ise ‘Gerçek İnsanlar’ diyorlar) çok daha yüce değerlere sahip olduklarını görüyor ve izlenimlerini bize aktarıyor.</p>
<p> </p>
<p>İlkel kabilemiz, Morgan’ı kendilerince küçük bir testten geçirip, ona güvenebileceklerini anladıktan sonra onu aralarına alıyorlar. Morgan’ın bütün kıyafetleri yakıldıktan sonra, ayakkabısız olarak ve vücudunu kısmen örten tek parçalık bir giysi ile uzun yürüyüş başlıyor. Ayak derisinin doğal bir ayakkabıya dönüştüğü bu yolculukta, Morgan büyük acılar ve zorluklar yaşıyor. Karşılaşılan her türlü soruna ise Aborijinlerin bulduğu bir çözüm var. Doğal yaşama uyum ile ilgili bu kısımları geçip, Aborijinleri bizden ayıran ve asıl önemli olan bölümlere değinmek üzere birkaç örnek vereceğim:</p>
<p> </p>
<ul>
<li>Aborijinler bizim gibi doğum günlerini kutlamıyorlar. Onlar için kutlama “özel” bir durumu dile getiriyor. Yaşlanma ise kendiliğinden olan bir durum, herhangi bir çaba sarfetmeyi gerektirmiyor. Onlar bir başarıyı ve geçen yıla göre daha iyi, daha bilge olmayı kutluyorlar.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Ticaret konusunda yaptıkları yorum ise şöyle; “<em>Ticaret mutantlar için bir tehlike halini almış. Sizin iş ve ticaret dünyanızın doğuşunun nedeni, insanların hep birlikte ve tek başlarına yapabileceklerinden daha mükemmel nesnelere sahip olabilmeleri, kendi yeteneklerini dile getirebilmeleri ve her bireyin bu para sistemi içerisinde bir konum sahibi olabilmesi. Ama artık iş dünyasının amacı, iş dünyasının içinde kalabilmek olmuş. Bu bize son derece tuhaf görünüyor çünkü biz ürünü gerçek bir şey olarak görürüz ve insanlar da gerçek şeylerdir ama iş gerçek bir nesne değildir. İş sadece bir kavramdır, sadece bir anlaşmadır, gene de işin amacı her şeye karşın iş yaşamında kalabilmektir. Bu tür inanışları anlayabilmek çok güç</em>”.</li>
</ul>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?AID=21567&amp;id=76955" target="_blank"><img class="aligncenter" title="birciftyurek1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/07/birciftyurek1.JPG" alt="birciftyurek1" width="264" height="381" /></a></span></strong></p>
<ul>
<li>Aborijin felsefesini yansıtan başka bir bölüm ise şöyle; “<em>Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Öteki insanlarla tüm karşılaşmalar deneyimdirler ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır. Gerçek İnsanlar her deneyimin çemberini kapatır. Mutantlardan farklı olarak bizler hiçbir çemberi açık bırakmayız. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamının başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir. Minnet duymak, senin deyiminle kutsamak ve huzur içinde yürüyüp gitmek iyidir”.</em></li>
</ul>
<p> </p>
<p>Tüm bu örnekler aslında Aborijinlerin modern dünyada olup biten her şeyden haberdar olduğunu da gösteriyor. Bunun yanında Aborijinler kin, nefret, hırs, kıskançlık, yalan söylemek, herhangi bir şeye sahiplenmek ya da bağlanmak gibi duygulara da sahip değiller. Örneğin genç bir kız bulduğu güzel bir çiçeği kolye yapıp boynuna taktıktan sonra, herkes onun etrafında toplanarak güzelliğini ve ona olan hayranlığını belli ediyor. Beğenilme duyguları tatmin olan genç kız, günün sonunda o çiçeği doğaya geri bırakıp yoluna devam ediyor. Çiçek nesnesi ile herhangi bir bağlılık geliştirmiyor, nihayetinde o çiçek de kendisi gibi  doğanın bir parçası. Bizlerin bazı nesnelere yüklediğimiz anlamları, verdiğimiz değeri, hatta bunlar için ödediğimiz vergileri düşününce, ilkel dediğimiz bir kabile ile aramızdaki farkın gerçek boyutu açıkça ortaya çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p>Önce de söylediğim gibi, işaretlediğim ve altını çizdiğim pek çok bölüm var bu kitapta. Son olarak ‘Gerçek İnsanlar’ın, bizlerin yeryüzünü ve birbirimizi yok etmeye bir son vermemiz için dua ettiklerini de belirterek, sizleri diğer ayrıntıları ve Aborijinlerin derin felsefesini öğrenmek ve kendi değerlerimizle karşılaştırmak üzere, bu güzel kitabı okumaya davet ediyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dipnot:</strong> Bu kitapta anlatılan olayların gerçek mi yoksa kurgu mu olduğu konusunda şüpheliyim. Kitapta yazılana göre, gerçek yaşantılar üzerine kaleme alınmış, ancak şahsi izlenimlerim tüm anlatılanların gerçek olamayacağı yönünde. Birkaç kitapta daha aynı kuşkuyu yaşamıştım ama bu noktaya çok takılmadan da çok şey öğrenilebilir ve okumaktan zevk alınabilir diye düşünüyorum.</p>
<p> </p>
<p>.</p>
<p><!-- rahim / google analytics icin--></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");
document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// <![CDATA[
try {
var pageTracker = _gat._getTracker("UA-9954500-1");
pageTracker._trackPageview();
} catch(err) {}
// ]]&gt;</script></p>
<p><!-- rahim / google analytics icin--></p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/07/21/marlo-morgan-%e2%80%93-bir-cift-yurek/&via=&text=Marlo Morgan – Bir Çift Yürek&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/07/21/marlo-morgan-%e2%80%93-bir-cift-yurek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif ŞAFAK &#8211; BABA VE PİÇ</title>
		<link>http://kitaplog.net/2009/01/05/elif-safak-baba-ve-pic/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2009/01/05/elif-safak-baba-ve-pic/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 08:01:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derya Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Baba ve Pic]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=514</guid>
		<description><![CDATA[Derya OĞUZ &#160; Kitap okumak, yalnızca kitabın okunduğu süreçte eğlenceli bir eylem değildir. Okunan bir kitabın ardından yorum yapmak ve dahası, başkalarının yorumlarını dinlemek ve okumak da, en az o kitabı okumak kadar keyiflidir. Böylelikle, konuk okur olarak Kitaplog’daki ilk yazıma, bu ortama duyduğum sempatiyi belirterek başlamış bulunuyorum. Elinize bir kitap geçtiğinde, önce kitabın kapağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya OĞUZ</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitap okumak, yalnızca kitabın okunduğu süreçte eğlenceli bir eylem değildir. Okunan bir kitabın ardından yorum yapmak ve dahası, başkalarının yorumlarını dinlemek ve okumak da, en az o kitabı okumak kadar keyiflidir. Böylelikle, konuk okur olarak Kitaplog’daki ilk yazıma, bu ortama duyduğum sempatiyi belirterek başlamış bulunuyorum.<br />
Elinize bir kitap geçtiğinde, önce kitabın kapağını ve boyutunu incelersiniz. Kapak tasarımı, kitabın adı ve yazarı yeteri kadar ilginizi çektiyse kitabın arkasını çevirir, kitap hakkında biraz daha bilgi edinirsiniz. Elinizdeki kitaba dair bu ilk izlenimleriniz, sizi kitabı okumaya ya da aldığınız yere geri bırakmaya iter. Baba ve Piç, her şeyden önce kapak tasarımıyla dikkat çeken bir kitaptır. Bundan sonrasında anlatacaklarım, kişisel yorumlarım olmakla birlikte, olay örgüsünü ve kitaptan bölümleri de içerebilir. Bu anlamda kitabı henüz okumamış olanları uyarır, onlara kitabı –olumsuz eleştirdiğim yönleri bulunsa da- okumalarını tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-515 aligncenter" title="Elif Safak - Baba ve Pic" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2009/01/babavepic1.jpg" alt="Elif Safak - Baba ve Pic" width="339" height="452" /></p>
<p>Yarılmış bir narın içinden görünen nar taneleri, kitapta sıkça bahsedilen, hatta bir bölümünde tarifi verilen aşurenin malzemelerinden biri. Kitabın her bölümü aşurenin malzemelerinden birinin adıyla başlıyor; tarçın, vanilya, toz şeker, fındık, fıstık vs. Ancak, kitabı bir bütün olarak düşünürsek, aşurenin, oldukça kuvvetli tasarlanmış olan kurgu içerisinde anlamlı bir yer bulamadığını söyleyebilirim. Hatta yazarın -ya da karakterlerin- aşure sevgisinden öte bir bütünlüğün sezilmediğini de ekleyebilirim. Bu kopukluk, Nuh’un Gemisi öyküsünün anlatıldığı bölümde de açıkça görülüyor. Öyküyü anlatan karakter, insanlık tarihindeki bütün önemli olayların aşure günü vuku bulduğunu söylüyor ve ardından soruyor; “Söyle bakalım, Ermenilerin en önemli günü nedir?” Bunun üzerine okuyucu olarak, kitabın ana teması olan Ermeni meselesinin –en azından tarihsel olarak- aşureye bağlanmasını bekliyorsunuz. Gelen cevap ise ilgisiz bir şekilde; “24 Nisan 1915, Soykırım.” … ve yazarımız burayı kahramanının dilinden şu şekilde geçiştiriyor; “Hadi bakalım ne yapacaksın, bu senin aşure takvimine hiç uymadı.”  Tabii burada çok geniş bir çerçeveden bakıp, ‘kitapta çok şeyden bahsedilmiştir, tarih vardır, Ermeni meselesi vardır, geçmişsizlik vardır, piçlik vardır, din vardır, cinler periler vardır, vs. vs. vardır, bunların hepsini birleştirirsen aşureye benzer’ demek de mümkündür, ya da ‘kitapta anlatılan Ermeni ve Türk ailelerinin, köklerinde birbirine bağlandığının ispatı olan altın broş nar şeklindeydi, nar da aşurenin malzemesiydi’ de denilebilir, ancak bunları okuyucu olarak açıkçası tatmin edici bulmuyorum.<br />
İlk kez okuduğum Elif ŞAFAK’ı edebi anlamda çok beğendiğimi söyleyemem. Tabii ‘Gizli Gay Köşe Yazarı, Alkolik Karikatürist, Alkolik Karükaristin Hayatla Kavgalı Karısı, Aşırı Milliyetçi Filmlerin Gayri Milliyetçi Senaristi’ gibi tamlamalar bir roman karakterlerinin isimleri olarak çok güzeldi, hakkını vermek gerekir. Roman genel olarak akıcı bir dille yazılmış olmakla birlikte, anlatım bozukluklarından ötürü bazı bölümlerde afalladığım da oldu. Kitabın orijinali ‘The Bastard of Istanbul’ adıyla İngilizce olarak yazılmış, sonradan Türkçeye çevrilmiş. Türklere ve Türklüğe hakaret ettiği ve aşağılamalar yaptığı gerekçesiyle dava edilmiş, beraat etmiş. Bu noktada, mahkemenin verdiği kararı olumlu bulduğumu belirtmek isterim. Kitapta her iki tarafın, meseleye bakış açılarının objektif olarak yansıtıldığını düşünüyorum. Konu, Ermeni asıllı Amerikalı bir ailenin kızı olan Armanuş’un, geçmişini araştırmak üzere Türkiye’ye gelmesi, müslüman-Türk Kazancı ailesine konuk olması ekseninde işleniyor. Armanuş, Kazancı ailesinin torunu olan yaşıtı Asya ile birlikte, ‘Anuş Ağacı’ isimli chat odasında Amerikalı Ermeniler ile bağlantı kuruyor ve tartışmalar burada gerçekleşiyor. Başta ateşli bir Türk düşmanı olan Baron, tartışmaların finalinde, artık Türklerin yapılan haksızlığı kabullenmeleri, Ermenilerin de ‘mazlum’ kimliğinin keyfini sürme alışkanlığına son vermesi gerektiğini söylüyor. Tabii bundan önce Asya’nın -temsilcimiz olarak- konuşmaları da var; “Soykırım aşırı ağır, fazlasıyla yüklü bir kelime. Sistematik, örgütlü ve belli bir ırkçı felsefeye dayandırılan topyekün yok etme faaliyeti demek. Doğrusu o  sırada  Osmanlı devletinin böyle bir yapısı olduğuna emin değilim, ama Ermenilere yapılan haksızlığın farkındayım.  Bakın ben tarihçi değilim. Bu konularda bilgim sınırlı ve yanlı. Ama kabul edin sizinki de öyle. Bu durumda yapılacak şey geleceğe bakmak, onu farklı kılmak.” Burada bir de özür dileme olayı var ki,  son dönemde gündemde olan ‘Ermeniler’den özür diliyorum’ kampanyasını başlatanların bu kitaptan ve davadan mı ilham aldıklarını merak etmekteyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son olarak romandaki ensest olayına değineceğim. Kitap boyunca Asya’nın yaşadığı piçlik duygusu oldukça etkileyici bir biçimde anlatılıyor. Romanın ortalarından itibaren baba’nın kim olduğunu tahmin ediyorsunuz ancak içten içe tahmininizin doğru çıkmamasını diliyorsunuz. Burada bana garip gelen nokta, ensest ilişkinin, iki kardeşin kavgası sırasında birden gerçekleşiverdiği şeklinde anlatılması oldu. Sanki bu olayın öncesi ve nedenleri yokmuş gibi, sanki her an herkesin başına gelebilirmiş gibi, o kadar olağanmış gibi… Ayrıca romanın sonunda……….. Neyse, çok bile anlattım. Önce de söylediğim gibi, olumsuz eleştirdiğim yönlerine rağmen, etkilendiğim ve okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu Baba ve Piç.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p><!-- rahim / google analytics icin--></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");
document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// <![CDATA[
try {
var pageTracker = _gat._getTracker("UA-9954500-1");
pageTracker._trackPageview();
} catch(err) {}
// ]]&gt;</script></p>
<p><!-- rahim / google analytics icin--></p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2009/01/05/elif-safak-baba-ve-pic/&via=&text=Elif ŞAFAK - BABA VE PİÇ&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2009/01/05/elif-safak-baba-ve-pic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

