<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitaplog.net &#187; Dünya Edebiyati</title>
	<atom:link href="http://kitaplog.net/category/turler/dunya-edebiyati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitaplog.net</link>
	<description>Sakın kitap okumayın!!! Zehirlidir!.. Isırır!...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 08:31:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Géza Gárdonyi &#8211; Anlaşılmayan İnsan (A láthatatlan ember / The Invisible Man / Slave of the Huns)</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/04/01/geza-gardonyi-anlasilmayan-insan-a-lathatatlan-ember-the-invisible-man-slave-of-the-huns/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/04/01/geza-gardonyi-anlasilmayan-insan-a-lathatatlan-ember-the-invisible-man-slave-of-the-huns/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 06:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Géza Gárdonyi]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2293</guid>
		<description><![CDATA[Derya Deniz &#160; &#160; Yine sevgili hediyesi olan M.E.B. Klasiklerinden bir keşif. Kitap sonrasında Yurt Kitap Yayınlarından &#8220;Hunların Arasında Kölelikten Kahramanlığa&#8221; ve Elips Kitaptan da &#8220;Tanrının KıIıcı Attila&#8221; adlarıyla yeniden çıktı. Tanrının Kılıcı Attila&#8217;yı henüz inceleme şansım olmasa da, Hunların Arasında Kölelikten Kahramlığa&#8217;yı aldım, okudum ve beğendim ama yine de ben Anlaşılmayan İnsan derim. &#160; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya Deniz</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong>Yine sevgili hediyesi olan M.E.B. Klasiklerinden bir keşif. Kitap sonrasında Yurt Kitap Yayınlarından &#8220;Hunların Arasında Kölelikten Kahramanlığa&#8221; ve Elips Kitaptan da &#8220;Tanrının KıIıcı Attila&#8221; adlarıyla yeniden çıktı. Tanrının Kılıcı Attila&#8217;yı henüz inceleme şansım olmasa da, Hunların Arasında Kölelikten Kahramlığa&#8217;yı aldım, okudum ve beğendim ama yine de ben Anlaşılmayan İnsan derim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/04/gezagardonyi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2294" title="gezagardonyi" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/04/gezagardonyi.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Zeta Hunların arasında bir Bizanslı köle. Kitapta Attila&#8217;yla ilgili kısımlarda var ama esas konu Zeta ve Zeta&#8217;nın umarsızca sevdiği bir Hun beyinin kızı olan Emöke. Bizans, savaşlar, Attila, Hunlar, köleler ve &#8220;sevdiğim başka sevenim başka&#8221; tarzında birkaç çeşit aşk. Güzel kitap, &#8220;İyi ki okumuşum.&#8221; dediklerimden.</p>
<p>&nbsp;<br />
Bu kitabı okuduktan sonra Hun İmparatoru Attila&#8217;yı da merak ettim. Okunacak olan kitaplar arasında onun hayatıyla ilgili kitaplar da var, bakalım bakalım.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/04/01/geza-gardonyi-anlasilmayan-insan-a-lathatatlan-ember-the-invisible-man-slave-of-the-huns/&via=&text=Géza Gárdonyi - Anlaşılmayan İnsan (A láthatatlan ember / The Invisible Man / Slave of the Huns)&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/04/01/geza-gardonyi-anlasilmayan-insan-a-lathatatlan-ember-the-invisible-man-slave-of-the-huns/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>S. J. Watson &#8211; Uyuyana Kadar</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/29/s-j-watson-uyuyana-kadar/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/29/s-j-watson-uyuyana-kadar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 08:21:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[S. J. Watson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2288</guid>
		<description><![CDATA[Derya Deniz &#160; &#160; İki ay önce falan kitapçıda dolanırken aldım bu kitabı. Son zamanlarda ne aradığımı bile bilmiyorken aradığım kitabı buldum. Korku, polisiye ve gerilim türleri arasında ince çizgiler vardır. Bu gerçekten bir gerilim kitabı. Kitaptaki konuyla benzer konularda çok fazla film izlemişimdir. Hatta bu tarz filmlerden artık midemin bulandığını bile söyleyebilirim ama ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya Deniz</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İki ay önce falan kitapçıda dolanırken aldım bu kitabı. Son zamanlarda ne aradığımı bile bilmiyorken aradığım kitabı buldum. Korku, polisiye ve gerilim türleri arasında ince çizgiler vardır. Bu gerçekten bir gerilim kitabı. Kitaptaki konuyla benzer konularda çok fazla film izlemişimdir. Hatta bu tarz filmlerden artık midemin bulandığını bile söyleyebilirim ama ilk kez bu tarz bir kitap okudum. Filmlerde bu konuyu kullanmak daha kolay olabilir ama kitapta bu işi uygulamak oldukça zor bir iş olsa gerek. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen, oldukça başarılı. Bu bestseller olayını sevmesem de, yazarın hakkını vermek istedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/uyuyana_kadar1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2289" title="uyuyana_kadar1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/uyuyana_kadar1.jpg" alt="" width="600" height="440" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;<br />
Christine Lucas geçirdiği bir kazadan sonra amnezi hastalığına yakalanır. Her sabah uyandığında güne kendini ve hayatını unutarak merhaba der. Geçmişini hatırlamadığı gibi, bu geçmişin üzerine yeni yaşanmışlıklar da ekleyemez. Gün boyunca ne öğrendiyse o gün onunla yaşar ve ertesi güne kadar yine her şey sıfırlanır. Geçmiş yok, gelecek yok, sadece bugün var. Gün içine sürekli tüm geçmişini sığdırmaya çalışan bir kadın. Aynı yatağı paylaştığı halde kocası Ben&#8217;i bile tanımaz. Ben her gün karısına geçmişle ilgili şeyleri anlatmaya çalışır ama sakladığı bazı şeyler de vardır. Doktor Nash kocasından gizli olarak Christine&#8217;e yardım etmeye çalışır ve ona tekrar hatırlayabilmesi için bir günlük tutmasını önerir. Bu günlük sayesinde kendiliğinden de bir şeyler hatırladığı olur, bunları da günlüğüne ekler. Christine yavaş yavaş geçmişini ve herkesin kaza dediği olayı günlüğünün de yardımıyla hatırlamaya başlar.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/29/s-j-watson-uyuyana-kadar/&via=&text=S. J. Watson - Uyuyana Kadar&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/29/s-j-watson-uyuyana-kadar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Italo Calvino &#8211; Dere Tepe Ters</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/16/italo-calvino-dere-tepe-ters/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/16/italo-calvino-dere-tepe-ters/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 21:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Italo Calvino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2242</guid>
		<description><![CDATA[Derya DENIZ &#160; &#160; Masal sever bana doğum günümde gelen bir hediye. Kitap Yapı Kredi Yayınları&#8217;nın Doğan Kardeş bölümünden çıkmış, yani anlaşılacağı üzere bir çocuk kitabı. Böyle büyük boy, sert kapaklı, ciltli, içi renkli resimlerle dolu bir masal kitabı. Masalı mı daha çok sevdim yoksa çizimleri mi bilmiyorum. İşte bu sebepten en az Italo Calvino [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya DENIZ</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Masal sever bana doğum günümde gelen bir hediye. Kitap Yapı Kredi Yayınları&#8217;nın Doğan Kardeş bölümünden çıkmış, yani anlaşılacağı üzere bir çocuk kitabı. Böyle büyük boy, sert kapaklı, ciltli, içi renkli resimlerle dolu bir masal kitabı. Masalı mı daha çok sevdim yoksa çizimleri mi bilmiyorum. İşte bu sebepten en az Italo Calvino kadar çizer Nicoletta Ceccoli de teşekkürü hak eder. Kendisinin sadece çizim kitapları olsun, söz veriyorum ki hepsini alırım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2243" title="deretepeters" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/deretepeters.jpg" alt="" width="300" height="415" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güzel prenses, kral, kötü kalpli kraliçe, yeryüzüyle gökyüzünün iç içe geçtiği bir dünya. İşte böyle bir masal kitabı. Tek kusuru kısacık bir şey olması.</p>
<p>Italo Calvino: Daha çok masal yazsaymış ve hatta hep masal yazsaymış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/16/italo-calvino-dere-tepe-ters/&via=&text=Italo Calvino - Dere Tepe Ters&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/16/italo-calvino-dere-tepe-ters/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitap okumak üzerine</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/15/kitap-okumak-uzerine/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/15/kitap-okumak-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 08:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Mohammadi Rouzbahani]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2237</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Şimdiye kadar siteye kitaplarla ilgili yazı dışında pek birşey koymadıysam da bu gördüğünüz karikatürü kitap okuma adına paylaşmak istiyorum: &#160; &#160; Karikatür 2011 yılında İran&#8217;da düzenlenmiş olan &#8220;Kitap&#8221; konulu bir karikatür yarışmasının birincisi olmuş, çizer Mehdi Mohammadi Rouzbahani. Tweet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdiye kadar siteye kitaplarla ilgili yazı dışında pek birşey koymadıysam da bu gördüğünüz karikatürü kitap okuma adına paylaşmak istiyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/kitap-okuma.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2239" title="_kitap-okuma" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/kitap-okuma.jpg" alt="" width="500" height="353" /></a></p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><em>Karikatür </em><em>2011 yılında İran&#8217;da düzenlenmiş olan &#8220;Kitap&#8221; konulu bir karikatür yarışmasının birincisi olmuş, çizer Mehdi Mohammadi Rouzbahani.</em></p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/15/kitap-okumak-uzerine/&via=&text=Kitap okumak üzerine&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/15/kitap-okumak-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meave Binchy &#8211; Yıldızlı Ve Yağmurlu Geceler</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/15/meave-binchy-yildizli-ve-yagmurlu-geceler/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/15/meave-binchy-yildizli-ve-yagmurlu-geceler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 05:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Maeve Binchy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2233</guid>
		<description><![CDATA[Derya DENIZ &#160; &#160; Param mı çoktu da bu kadının kitaplarının tekmilini birden aldım bilmem. Acaba hangi gaflet anıma denk geldi, düşündükçe hala içim cız ediyor. Oysa çok masum bir istekti, sadece kafam dağılsın istemiştim. Meave Binchy&#8217;nin şimdilik ilk ve son okuduğum kitabı. Kitap beni öyle çok bunaltmış ki, yazarın diğer kitaplarını okumaktan fellik fellik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya DENIZ</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Param mı çoktu da bu kadının kitaplarının tekmilini birden aldım bilmem. Acaba hangi gaflet anıma denk geldi, düşündükçe hala içim cız ediyor. Oysa çok masum bir istekti, sadece kafam dağılsın istemiştim. Meave Binchy&#8217;nin şimdilik ilk ve son okuduğum kitabı. Kitap beni öyle çok bunaltmış ki, yazarın diğer kitaplarını okumaktan fellik fellik kaçar oldum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/maevybinchy.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2234" title="maevybinchy" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/maevybinchy.jpg" alt="" width="620" height="348" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;<br />
Küçük ve sevimli bir Yunan adasında birbirlerini daha önceden tanımayan farklı ülkelerden iki erkek ve iki kadın. Tatil, kafa dinleme, hayattan kaçış ve yeni bir başlangıç gibi sebeplerden adada bulunan bu insanlar, ada sakinleriyle de gayet içli dışlı olurlar. Herkesin bir derdi var, herkes birbiriyle dost, yaşama sevinci, kuşlar, ağaçlar, böcekler, otlar ve her şey güzel olacak.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/15/meave-binchy-yildizli-ve-yagmurlu-geceler/&via=&text=Meave Binchy - Yıldızlı Ve Yağmurlu Geceler&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/15/meave-binchy-yildizli-ve-yagmurlu-geceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jose Saramago &#8211; Yitik Adanın Öyküsü</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/14/jose-saramago-yitik-adanin-oykusu/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/14/jose-saramago-yitik-adanin-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2012 18:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Saramago]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2227</guid>
		<description><![CDATA[Derya DENIZ Bir kitap hakkında okumadan nasıl ileri geri yorum yapılırın canlı örneğini sunacağım şimdi sizlere. Bu kitabı bi&#8217; heyecanla okumaya başladım ama değil ilerlemek bitiremedim bile. Jose Saramago saygıda kusur etmediğim bir yazar. Kitabın da oldukça güzel olduğunu düşünüyorum. Güzelim kitap çeviri kurbanı olmuş, okunmuyor, onlar nasıl cümleler, cümlelerin ne başı ne de sonu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya DENIZ</strong></span></p>
<p><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/yitikada1.jpg"><br />
</a></p>
<p>Bir kitap hakkında okumadan nasıl ileri geri yorum yapılırın canlı örneğini sunacağım şimdi sizlere. Bu kitabı bi&#8217; heyecanla okumaya başladım ama değil ilerlemek bitiremedim bile. Jose Saramago saygıda kusur etmediğim bir yazar. Kitabın da oldukça güzel olduğunu düşünüyorum. Güzelim kitap çeviri kurbanı olmuş, okunmuyor, onlar nasıl cümleler, cümlelerin ne başı ne de sonu belli, her paragrafta anlatım bozuklukları. Gendaş Yayınları&#8217;nın üstlendiği bu çeviri azizliğini aynı şekilde Turkuvaz Kitap devam ettirmiş. Dost Körpe kendi alanında usta bir çevirmen olabilir; lakin diller arası çeviriyi itinayla her bir yerine bulaştırmış. Kitap önce İspanyolcadan İngilizceye, sonra da İngilizceden Türkçeye çevrilmiş. Behçet Necatigil de Knut Hamsun çevirilerini orijinal dilinden çevirmemiş ama su gibi. Tabii &#8220;O Behçet Necatigil&#8221; diyebilirsiniz, haklısınız da, ben de hemen günümüzden bir örnek vereyim o zaman: Avi Pardo da birebir çeviri olmamasına rağmen Ala El Asvani çevirilerini gayet güzel yapmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="yitikada1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/yitikada1.jpg" alt="" width="220" height="213" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Saramago öyle bilinmedik bir yazar da değil ki hani, adam nobel almış, sonra ölmüş. Güzel bir yayınevi, güzel bir çevirmen şu işe güzel güzel bi&#8217; el atıversin, içimde kaldı.</p>
<p>Turkuvaz Kitap için: Belki Turkuvaz Kitap yetkilileri, belki kitabın pek sevgili yayın yönetmeni İlknur Özdemir bu yazımı okur, önemser ve utanır da kitap için ödediğim tutarı iade eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/yitikada2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2229" title="yitikada2" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/yitikada2.jpg" alt="" width="270" height="400" /></a></p>
<p>Dost Körpe için: Çevirdiği bu kitabı okuyup okumadığını ve okuduysa da anlayıp anlamadığını merak ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/14/jose-saramago-yitik-adanin-oykusu/&via=&text=Jose Saramago - Yitik Adanın Öyküsü&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/14/jose-saramago-yitik-adanin-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Minette Walters &#8211; Heykeltıraş</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/14/minette-walters-heykeltiras/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/14/minette-walters-heykeltiras/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2012 05:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Minette Walters]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2223</guid>
		<description><![CDATA[Derya DENIZ &#160; D&#38;R bir ara Can Yayınları&#8217;nın bazı seçme kitaplarını dört liradan sergiledi. Kitapların çoğu eski basım ve pek rağbet görmeyen polisiye kitaplarıydı. Ben işte bu standı uzun bir süre mesken belledim ve ne zaman yeni bir kitap görsem hemen aldım. İşte bu kitap da o ucuz ama güzel sergiden. İçlerinde hala okunmayı bekleyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya DENIZ</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>D&amp;R bir ara Can Yayınları&#8217;nın bazı seçme kitaplarını dört liradan sergiledi. Kitapların çoğu eski basım ve pek rağbet görmeyen polisiye kitaplarıydı. Ben işte bu standı uzun bir süre mesken belledim ve ne zaman yeni bir kitap görsem hemen aldım. İşte bu kitap da o ucuz ama güzel sergiden. İçlerinde hala okunmayı bekleyen ve okuyup da &#8220;zaman kaybı&#8221; olarak nitelendirdiğim kitaplar da mevcut ama bu kitap için rahatlıkla &#8220;Bunca zamana kadar okuduğum en iyi polisiyelerden teki.&#8221; diyebilirim. Oldukça akıcı ve bir o kadar da güzel.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/mwalters1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2224" title="mwalters1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/mwalters1.jpg" alt="" width="240" height="317" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olive Martin acımasızca öldürülen annesi ve kız kardeşinin cesetleri başında yakalanıp, tutuklanır. Geçmişinden kaçmak isteyen ve işinden olmak istemeyen yazar Rosalind (Roz) Leigh, Olive ile ilgili bir kitap yazmak için işe koyulur ve onunla belli zamanlarda hapishanede görüşür. Olive yalan, hırsızlık ve sinsice insanları dinleme konusunda kabiliyetli, sinirlenince çevresine zarar verebilen, fiziksel olarak uzun boylu ve aşırı kilolu, hemen hemen herkesi ürküten ve hiç sevilmeyen, yaptığı heykellerden dolayı da &#8220;heykeltıraş&#8221; diye anılan bir kadın. Kitapta Olive için bazı betimlemeler; onun toplum tarafından dışlanması ve nerede ne zaman yalan ya da doğru konuştuğu o ince çizgi çok iyi anlatılmış. Olive kendisini mi, sevgilisini mi, babasını mı yoksa bir başkasını mı koruyor ya da suçsuzluğuna inandırmak için yazarı mı kullanıyorr? İşte kitap boyunca bu sorularla tatlı tatlı boğuşursunuz ama kitabın sonu da bir muammadır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/mwalters2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2225" title="mwalters2" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/mwalters2.jpg" alt="" width="200" height="304" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her güzelin bir kusuru olduğu gibi bu kitabın da kusurları var elbet. Bir kere yazar kadın karakterini sevmedim ve onun geçmiş aile yaşantısıyla ilgili detayları ve polisle olan gönül ilişkisini gereksiz buldum. Minette Walters sanırım kitabı az biraz bunlarla renklendirmek istemiş ama pekala bunlar olmasa da olurmuş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve alakasız bir şey: Keşke Can Yayınları eskiden olduğu gibi polisiye serisini siyah kapakla çıkarmaya devam etseymiş.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/14/minette-walters-heykeltiras/&via=&text=Minette Walters - Heykeltıraş&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/14/minette-walters-heykeltiras/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aleksis Kivi &#8211; Yedi Kardeşler</title>
		<link>http://kitaplog.net/2012/03/12/aleksis-kivi-yedi-kardesler/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2012/03/12/aleksis-kivi-yedi-kardesler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 13:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aleksis Kivi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2216</guid>
		<description><![CDATA[Derya Deniz &#160; &#160; M.E.B. Klasiklerini toplamaya başladığımda sevgilim bu koleksiyona benden daha çok katkıda bulundu. İşte bu kitap da onun katkılarından biri. Başlangıçta sadece okunmayı bekleyen bir kitaptı. İskandinav Ülkelerine karşı derin sevgimden dolayı kitabı okumaya karar verdim, okudum ve bitirdim. İlk Fince roman olarak kabul edilen kitap, vakti zamanında dilimize Lale &#38; Muammer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Derya Deniz</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>M.E.B. Klasiklerini toplamaya başladığımda sevgilim bu koleksiyona benden daha çok katkıda bulundu. İşte bu kitap da onun katkılarından biri. Başlangıçta sadece okunmayı bekleyen bir kitaptı. İskandinav Ülkelerine karşı derin sevgimden dolayı kitabı okumaya karar verdim, okudum ve bitirdim. İlk Fince roman olarak kabul edilen kitap, vakti zamanında dilimize Lale &amp; Muammer Obuz tarafından harikulade bir şekilde çevrilmiş. Kitabın yeni baskısı yok; lakin sahaflardan kolaylıkla tedarik edilebilir. Kitap hakkında hiçbir fikrim olmadan okudum ve çok beğendim. Kendi keşfim olduğundan mı nedir, bilmiyorum ama, bildiğim şu ki; bu kitabı fazlasıyla sahipleniyor olmam.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-2217 aligncenter" title="aleksis kivi" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/aleksis-kivi.jpg" alt="" width="200" height="244" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;<br />
Kitap yedi erkek kardeşin hikayesini konu alıyor. Kardeşlerin hepsi de birbirinden haylaz ve sevimli, başlarına her türlü derdi alıyor, bir türlü uslanmıyorlar; ama ne yaparlarsa yapsınlar, kızamıyorsunuz onlara. Kardeşler arasındaki diyaloglar, doğayla yaşam, tarım, uçsuz bucaksız ormanlar, doğa, yaşam mücadelesi, sevgi, aşk, içgüdüler, mitler, değişim&#8230; Kitapta var olan güzellikler saymakla bitmez. Knut Hamsun&#8217;un &#8220;Dünya Nimeti&#8221; ni beğenenler bu kitabı da beğenirler diye düşünüyorum, ne de olsa aynı toprakların insanları.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2218" title="yedi kardesler" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2012/03/yedi-kardesler.jpg" alt="" width="288" height="384" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>not: </strong>Kitaplog&#8217;un yeni Konuk Okur&#8217;una hos geldiniz diyor ve yazisi icin tesekkur ediyorum.</em></p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2012/03/12/aleksis-kivi-yedi-kardesler/&via=&text=Aleksis Kivi - Yedi Kardeşler&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2012/03/12/aleksis-kivi-yedi-kardesler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vladimir Nabokov &#8211; Lolita</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/07/19/vladimir-nabokov-lolita/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/07/19/vladimir-nabokov-lolita/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 20:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Bengisu]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Nabokov]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2200</guid>
		<description><![CDATA[Murat BENGİSU &#160; Bu kitabı okumaya Orhan Pamuk&#8217;un, Manzaradan Parçalar adlı eserini okuduktan sonra karar verdim. Orhan Pamuk&#8217;un 2010&#8242;da yayınlanan kitabı bazı yazı ve söyleşilerinden seçmeler içeriyor. Manzaradan Parçalar&#8216;ı okuduktan sonra Orhan Pamuk&#8217;un edebiyatla ilişkisini çok daha iyi anladığımı söyleyebilirim. Orhan Pamuk, kitabında başka yazarların romanlarından önem verdiklerini de ele alıyor, hem yazarlar hem de önemli romanları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Murat BENGİSU</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu kitabı okumaya Orhan Pamuk&#8217;un, <em>Manzaradan Parçalar</em> adlı eserini okuduktan sonra karar verdim. Orhan Pamuk&#8217;un 2010&#8242;da yayınlanan kitabı bazı yazı ve söyleşilerinden seçmeler içeriyor. <em>Manzaradan Parçalar</em>&#8216;ı okuduktan sonra Orhan Pamuk&#8217;un edebiyatla ilişkisini çok daha iyi anladığımı söyleyebilirim. Orhan Pamuk, kitabında başka yazarların romanlarından önem verdiklerini de ele alıyor, hem yazarlar hem de önemli romanları ile ilgili bazen kısa bazen ayrıntılı yorumlar yapıyor. Bu yazarlar arasında Dostoyevski, Stendhal ve Nabokov gibi birkaçının üstünde çok durduğunu gördüm. Lolita&#8217;yı da bu nedenle okumaya karar verdim. Aslında bu kitaba önyargılı olarak başladığımı kabul etmeliyim. Çünkü konusu pek de kolaylıkla yenilir yutulur bir konu değil. Lolita romanı iki kez de filme uyarlanmış (Stanley Kubrick, 1962; Adrian Lyne, 1997), bu nedenle oldukça tanınan bir eser ve konusunu bilenler çoktur.</p>
<p><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/lolita1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2201" title="lolita1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/lolita1.jpg" alt="" width="460" height="276" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Filmlerini izlemedim ama romanın neden skandal yaratmaya yatkın olduğunu anlamak için konusunu bilmek gerekiyor. Roman kahramanı Humbert Humbert adında orta yaşlı bir İngiliz Edebiyatı öğretmeni. (Bu arada bazı ayrıntıları unuttuğum için Wikipedia&#8217;dan da biraz kopya çektiğimi itiraf ediyorum ama oradaki ayrıntılar doğru). Avrupa&#8217;lı bir aileden gelen Humbert Polonyalı bir kadınla yaşadığı mutsuz bir evlilikten sonra soluğu ABD&#8217;de küçük bir kasabada alıyor. Orada evini kiraladığı dul bir kadının 12 yaşındaki kızına tutuluyor. Bu küçük kıza olan ilgisi duygusal olmakla birlikte büyük oranda cinsellik de içeriyor. Humbert sadece Lolita&#8217;ya değil, ergenliğe yeni yeni giren birçok kıza da aynı oranda ilgi gösteriyor. Sonuçta romanı ilginç kılan ögelerden birisi bu tutkunun günümüzde tabu sayılması. İlk kez yayınlandığı yıllarda büyük olasılıkla daha da büyük engeller vardı. İlk başta Nabokov bu kitabı ABD&#8217;de yayınlayacak bir yayınevi bulamamış ve bu yüzden 1955&#8242;te ilk basımı Paris&#8217;te yapılmış. Ancak üç yıl sonra,1958&#8242;de kitap yazarın o sırada vatandaşı olduğu ABD&#8217;de yayınlanabilmiş. Nabokov Rus asıllı bir yazar ve Humbert Humbert gibi o da bir süre Avrupa&#8217;da yaşadıktan sonra ABD&#8217;ye göç etmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/lolita3.jpeg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2203" title="lolita3" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/lolita3.jpeg" alt="" width="434" height="500" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabı roman olarak başarılı kılan yönü bence yazarın duyguları, olayları ve bunların geçtikleri yerleri şairane ve esprili bir dille betimleyebilmesi. Çok sattıran yönü belki kitabın tartışılan, tabu yönleri. Bir erkek okur olarak kitabı okurken ve keyif alırken Humbert Humbert&#8217;in suç ortağı olduğum hissine kapıldığım veya bunu okumam doğru mu diye kendimi sorguladığım olmadı değil. Fakat kitabı bir sanat ürünü olarak ele alıp o şekilde okumak daha doğru diye düşünüyorum. Yazarın (veya olayları anlatan Humbert&#8217;in) kendisi de bazen kendisini ve aykırı duygularını eleştiriyor ve kendisini kınıyor. Ama öte yandan birçok kere bu duyguları haklı çıkarmaya da çalışıyor. Son zamanlarda Lolita romanının Heinz von Lichberg adlı tanınmayan bir Alman yazarın 1916&#8242;da yayınlanmış kısa bir öyküsünden esinlendiği yönünde yorumlar okudum. Bu öykünün <a href="http://www.arlindo-correia.com/lolita_de.html" target="_blank">İngilizcesini</a> internetten buldum ve okudum. İlginç bir öykü ama romanla tek benzerliği kızın adı ve orta yaşlı bir adamın yaşı çok küçük olan (yaşı verilmemiş) bir kıza aşık olması. Sonuç olarak Lolita çok ilginç ve çok başarılı bir roman. Kitap 20. yüzyılın en başarılı romanları arasında üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/07/19/vladimir-nabokov-lolita/&via=&text=Vladimir Nabokov - Lolita&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/07/19/vladimir-nabokov-lolita/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nedir bu Örümceğin çektikleri?</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/07/12/nedir-bu-orumcegin-cektikleri/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/07/12/nedir-bu-orumcegin-cektikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 13:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çizgi Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Stan Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Pekmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2188</guid>
		<description><![CDATA[&#160; not: Bu yazı Tunç Pekmen’in Uzun John isimli harika sitesindeki yazısından kendisinin izni ile alınmıştır. &#160; Tunç PEKMEN Şu anda çizgi roman yayıncıların düştüğü en zor durumlardan biri, uzun zamandır maceraları yayınlanan kahramanlarda revizyon yapmak veya bu kahramanların sosyal statüleri konusunda mantıklı açıklamalar yapmaktır. Mesela Superman’i örnek verelim. 1940’ta ortaya çıkan bu kahraman, şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>not: </strong>Bu yazı Tunç Pekmen’in </em><a href="http://www.uzunjohn.com/" target="_blank"><em>Uzun John</em></a><em> isimli harika sitesindeki<a href="http://www.uzunjohn.com/yazilarim/ncelemeler/49-Nedir-bu-Orumcegin-Cektikleri-.html" target="_blank"> </a></em><em><a href="http://www.uzunjohn.com/yazilarim/ncelemeler/49-Nedir-bu-Orumcegin-Cektikleri-.html" target="_blank">yazısından</a></em><em><a href="http://www.uzunjohn.com/yazilarim/ncelemeler/47-superman.html" target="_blank"> </a>kendisinin izni ile alınmıştır.</em></p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Tunç PEKMEN</strong></span></p>
<p style="text-align: -webkit-auto;">Şu anda çizgi roman yayıncıların düştüğü en zor durumlardan biri, uzun zamandır maceraları yayınlanan kahramanlarda revizyon yapmak veya bu kahramanların sosyal statüleri konusunda mantıklı açıklamalar yapmaktır. Mesela Superman’i örnek verelim. 1940’ta ortaya çıkan bu kahraman, şu anda yıl 2010 olduğuna göre 70 yıldır piyasadadır. O zamanki çizgi romanlarında Hitlerle ve Mussolini ile dövüşmüş, 80li yıllardaki Rusya tehdidinde Ruslarla savaşmış, tarih görmüş geçirmiş bir kahramandır. Peki, kaç yaşındadır ? Tahminen 40 lı yaşlarda. Peki ilk başta kaç yaşındaydı ? 30lu yaşlarda. Yani bu adam 70 yılda sadece 10 yaş mı ihtiyarladı ? Hadi Superman uzaylı yavaş yaşlanıyor diyelim…Peki, Batman, Flash, Wonder Woman gibi kahramanlar ? Ya onun yanındaki yardımcı karakterler? Lois Lane da mi sadece 10 yıl yaşlandı ?</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp1.jpg" alt="sp1" width="337" height="366" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çizgi roman firmaları bu gibi durumlarda, eski okuyucuyu kaybetmemek, ve yeni okuyucu kitlesine de hitap etmek için değişik yollar ve çözümler ararlar. Bu çözümler bazen okuyucular tarafından beğenilirken, bazen geri teperler.</p>
<p>Hepimizin bildiği Örümcek adam , çizgi romana yeni bir hava gelsin diye ara ara büyük değişiklikler yapılmaya çalışılan bir çizgi romandır.( Çizgi romanı yenilemek için yapılan bu değişikliklere genelde re-vamp etmek denir)  Fakat bunların çoğu okuyucular tarafından kabul görmemiştir. Kısaca bir bakalım nedir bu re-vamp’ler?</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>1) Örümcek Adam aslında Peter Parker değil….( “Clone Saga” Hikayesi 1994)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Batman’ın belinin kırıldığı, Superman’in ölüp yeniden dirildiği, Wonder Woman’ın kayıplara karıştığı, DC firmasının tüm kahramanlarının çok büyük re-vamp’lerden geçtiği 90’lı yıllarda Marvel büyük bir çöküş aşamasındaydı. En popüler çizerleri ondan ayrılıp düşman bir çizgi roman firması kurmuşlardı ( Image) , ve Amerika’da sürekli yeni yayınevleri kendi çizgi romanlarını çıkartmaya başlamışlardı. Marvel sürekli kan kaybediyordu , bu yüzden yazar ve çizer kadrosunu devamlı yenilemek zorunda kalıyordu,  ama Marvel okuyucu da yıllardır okuduğu kahramanların her sayıda farklı adam ve farklı çizerler tarafından değiştirilmesinden sıkılmış, yeni çizgi romanlara kaymaya başlamıştı.Bunun üzerine en popüler kahramanları olan Örümcek Adam’da bir re-vamp yapmaya karar verdiler, ve “Clone Saga “ adında bir hikaye yarattılar. Hikayeye göre 1975’te Çakal adlı kötü karakterin klonladığı Örümcek Adam ( gerçek ismi Ben Reilly) , aslında gerçek Örümcek adamdı ve Peter Parker ise onun klonuydu. Amaç Ben Reilly’i Örümcek Adam tahtına oturtmak, ve Örümcek Adamı eski tarz hikayelerine  (bekar, sakar ve eğlenceli üniveriste öğrencilik yıllarına) geri döndürmekti. İlk başta plan düzgün işliyordu, ve okuyucular bu Saga’nın sayılarını kapış kapış almaya başlamışlardı. Bunun üzerine Marvel yönetimi , para kazanmak amacıyla , sadece bir yıl sürecek bir re-vamp’ı  2-2,5 seneye yaydılar. Marvel yönetimi de bu süre zarfında el değiştirdi, hikaye farklı editörler tarafından ele alındı, herkes kendi yorumunu katınca Örümcek adam iyice raydan çıktı.  Hikaye gittikçe abzürtleşti, Ben Reilly’nin de bir sürü klonları olduğu ortaya çıktı, bazı ölü karakterler diriltilerek hikayeye eklendi, ve fanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Fan’lardan gelen yoğun baskı üzerine Ben Reilly aslında klon olduğunu açıkladı, ve Örümcek Adam maskesini Peter Parker’e geri vererek ortadan kayboldu. Arkada iyice karışmış bir Örümcek Adam hikayesi ve satılmamış bir sürü sayı kaldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp2.jpg" alt="sp2" width="480" height="727" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Örümcek adam ve kızıl Örümcek karşı karşıya ( Peter Parker ve Ben Reilly) </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>2) Merhaba yeni güçler ( “The Other” ve  “Disassembled” Hikayeleri 2005 ve 2007 )</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p>Filmlerden sonra Spider-Man okuyucularında bir artış gören Marvel, genelde aynı soruyla karşılaştıklarını fark etti. Filmde Peter Parker bileğinden ağ fırlatıyordu, fakat çizgi romanda mekanik bir alet kullanıyordu. Bunun nedeni neydi?</p>
<p>Nedeni aslında gayet basitti. Filmde, eğer bu bileklikler ortaya çıksaydı,  gerçek hayatta hükümetin bile nasıl işlediğini çözemediği bir mekanik aleti geliştiren bir üniversite öğrencisi , hem üstün zekalı olduğu için kendini izleyiciden soyutlayacak , genç nesil onunla bağlantı kuramayacaktı; hem de içinde bulunduğumuz kapitalist çağda böyle bir makine icat eden bir kişi mantıken öğrenciliği bırakıp bu makinanın patentini alıp, kazandığı telif parasıyla gününü gün edecekti. Film bu yüzden “organik” bilek fırlatıcılarına dönmüştü. Marvel firması , filme daha yakın olsun diye bunun üzerine iki tane re-vamp yapmaya karar verdi. “The Other” adlı çizgi romanda Peter Parker ölüm döşeğindeyken içinden gelen bir ses duyar. Bu ses ona şu ana kadar hep “adam” tarafını yücelttiğini , artık “örümcek” tarafıyla da barışması gerektiğini bildirir. Peter Parker istemsiz bir şekilde etrafında bir koza örer, ve o kozadan çıktığında yeni güçleri vardır. Bir diğer hikaye olan “Disassembled” de Örümcek adam bir değişim daha geçirir ve bazı yeni güçlere daha sahip olur. Gece görüşü, bileklerinden “ısırıcı” çıkarmak gibi değişimler yanı sıra, bir değişim de Örümcek Adam’ın bileklerinden ağ fırlatması olmuştur. Diğer güçler zamanla kaybolur ama Örümcek adam filmiyle bağlantıda kalınması için çizgi romanda da Örümcek Adam uzun süre bileklerinden ağ çıkartmaya devam eder.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp3.jpg" alt="sp3" width="448" height="675" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Örümcek Adam’ın kozadan yeni güçlerle doğuşu</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>3) Ortak yaşarlar…( “Maximum Carnage” Hikayesi 1993 )</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Örümcek Adam takipçileri bilir, en karizmatik anti-kahraman , anti-kötü adamlardan birisi Venom’dur. Venom’un “oğlu” Carnage’in merkezde olduğu Maximum Carnage hikayesinde , bir sürü klon ortak yaşar ortaya çıkar, ve New York’u cehenneme çevirmeye başlarlar. Bu hikayede , Marvel’in o zamanlar çıkartılan yeni çizgi roman karakterleri de kullanılır . Bu Saga da aynı “Klon” sagası gibi kontrolden çıkar , okuyucular çok fazla çizgi roman almak zorunda kalırlar ve konuyu karıştırırlar. Bir kez daha yüksek umutlar vad eden bir hikaye , konunun aşırı karışmasından dolayı kaybeder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp4.jpg" alt="sp4" width="438" height="328" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Maximum Carnage hikayesinin ana kahramanı “Carnage”</em></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>4) May Teyze öldü mü ? Dirildi mi ? ( “The final chapter” 1999 )</strong></p>
<p>Marvel’daki yeni yönetim 1993’te “Maximum Carnage” hikayesinde öldürülen May Teyze’yi diriltmeye karar verince , 5 senedir May teyze’nin yokluğuna ve Örümcek Adam’ın biraz daha bağımsız hareket etmesine alışmış olan hayranlar, büyük yaygara koparırılar. Fakat işe yaramaz, May Teyze geri gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>5) Artık herkes biliyor ( “Civil War” 2006)</strong></p>
<p>Tüm Marvel evrenini içeren bu hikayede, kahramanlar gizli kimliklerinden vaz geçmek ve hükümete bağlı çalışmak zorunda kalırlar. Kahramanlar ikiye ayrılır. Hükümete kayıtlı olmak isteyenler (Iron Man tarafını tutanlar) ve de kahramanların eskisi gibi kimliklerini gizlemesini destekleyenler ( Kaptan Amerika tarafını tutanlar) İlk başta Demir Adam’ın yanında olan Örümcek adam, samimiyetini göstermek için tüm dünya televizyonları önünde maskesini çıkartır. Çok daha sonraları vicdanına yenilip Kaptan Amerika yanına geçince , bunun acısını çok çeker. May Teyze vurulur, ailesi ile beraber parasız ve evsiz kalır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp5.jpg" alt="sp5" width="360" height="256" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Örümcek Adam basın mensupları önünde maskesini çıkartırken</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>6) En fazla eleştirilen Örümcek Adam hikayesi ( “One more day” 2008)</strong></p>
<p>Örümcek Adam’ı köklerine geri döndürmek amacıyla yapılan bu çizgi romanda, Peter Parker Mephisto ile bir anlaşma yapar. Bu anlaşma üzerine, Civil War’da vurulan May teyze hayata geri dönecektir, herkes Peter Parker’in gizli kimliğini unutacaktır, fakat karşılığında da Peter Parker ve Mary Jane hiç evlenmemiş olacaklardır.Peter ve Mary Jane bunu kabul ederler, ve öbür gün Peter Parker, May teyzesinin evinde uyanır. Anlaşıldığı kadarıyla Mary Jane ile uzun bir ilişkiden sonra ayrılmışlardır ve Peter şu anda bekar olarak teyzesinin evinde kalmaktadır. Örümcek adam “Other” ve “Disassembled” de kazandığı extra güçleri kaybeder, ve tekrardan mekanik bilekliklerle ağ fırlatmaya başlar.</p>
<p>Bu hikaye hem Örümcek adam fan’ları hem de bir sürü yazar-çizer tarafından eleştirilmiştir,ve bir sürü çizgi roman dergisi bu hikayenin çok daha profesyonelce işlenebileceği konusunda birleşmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/heros/sp6.jpg" alt="sp6" width="550" height="825" /></p>
<p style="text-align: center;"><em>Örümcek Adam Mary Jane’den ayrılırken&#8230;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burada vurguladığım 6 hikaye dışında Peter Parker’in hayatında başka önemli re-vamp’ler  de olmuştur, ama ben kendim için ilginç olanları aktarmayı uygun gördüm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bunları görünce , iyi ki hayatımız bir çizgi romanda geçmiyor diye düşünüyorum.Yoksa bir sürü yazar ve editörün tiraj korkusuyla sürekli hayatı değişen birisi olurduk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/07/12/nedir-bu-orumcegin-cektikleri/&via=&text=Nedir bu Örümceğin çektikleri?&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/07/12/nedir-bu-orumcegin-cektikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

