<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitaplog.net &#187; Fantastik Kurgu</title>
	<atom:link href="http://kitaplog.net/category/turler/fantastik-kurgu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitaplog.net</link>
	<description>Sakın kitap okumayın!!! Zehirlidir!.. Isırır!...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Oct 2011 07:36:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>David Eddings &#8211; Belgariad</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/07/11/david-eddings-belgariad/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/07/11/david-eddings-belgariad/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 15:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[David Eddings]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2171</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL   David Eddings romanlarının en büyük özelliği kolay ve rahat okunabilir olmalarıdır. Bunun dışında romanlardaki ırklar ve karakterler tanıdık da gelecektir okuyanlara. Belgariad da bu iki özelliği bütün seride sağlayan bir macera sunuyor bizlere.   Roman, Garion adında küçük bir çocuğun Faldor&#8217;un çiftliğinde geçirdiği günlerin anlatılmasıyla başlıyor. 15 yaşına kadar bütün hayatını Sendaria&#8217;daki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Rahim ÇETİNEL</strong></span></p>
<p> <br />
David Eddings romanlarının en büyük özelliği kolay ve rahat okunabilir olmalarıdır. Bunun dışında romanlardaki ırklar ve karakterler tanıdık da gelecektir okuyanlara. Belgariad da bu iki özelliği bütün seride sağlayan bir macera sunuyor bizlere.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2172" title="belgariad1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad11.jpg" alt="" width="186" height="250" /></a></p>
<p> </p>
<p>Roman, Garion adında küçük bir çocuğun Faldor&#8217;un çiftliğinde geçirdiği günlerin anlatılmasıyla başlıyor. 15 yaşına kadar bütün hayatını Sendaria&#8217;daki bu çiftlikte Pol halası ile geçiren Garion ilk romanın ortalarına gelmeden önce halası ve Yaşlı Kurt &#8220;Belgarath&#8221; ile çalınan birşeyi bulmak için yola çıkıyor ve macera başlamış oluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad21.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2173" title="belgariad2" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad21.jpg" alt="" width="186" height="250" /></a></p>
<p> </p>
<p>Roman David Eddings&#8217;in diğer romanlarını okumuş insanların da farkedeceği gibi hedef ve yolculuk ağırlıklı bir roman. Farketmemişler için biraz açayım, David Eddings romanı genelde ortaçağ seviyesinde teknolojinin gelişmiş olduğu zamanlarda geçer. Böyle dönemlerde de bir yerden başka bir yere gitmek uzun süren ve zaman alan bir iştir. Bu yolculuk, romandaki karakterleri okuyucuya ve birbirlerine tanıtır, yakınlaştırır. Aynı zamanda bu yolculuk karakterlerin kendi içlerine olan bir yolculuk gibidir. Zaman içinde roman ilerledikçe karakterler gelişir, bir anlamda büyürler. Belgariad serisine 15 yaşında genç ve hiçbirşeyden haberi olmayan bir köylü olarak başlayan Garion zamanla romanlar ilerledikçe sorumluluk alan, güçlüklerle başa çıkmaya çalışan, kendisi hakkında pekçok şey öğrenen, büyüyen ve dünyayı gezen, bir sürü tecrübe edinmiş bir karaktere dönüşür.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad8.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2179" title="belgariad8" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/07/belgariad8.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a></p>
<p> <br />
Romanda hikaye aslında 7 bin sene önce başlıyor. Dünyayı yarata 7 tanrıdan biri olan Aldur kendisine bir ırk seçmez ve kendisini bulan sayılı öğrencisine İrade ve Söz&#8217;ü (Will and Word) öğretir. Aldur&#8217;un ilk ögrencisi romandaki en önemli karakterlerden birisi olan Belgarath ve kızı Polgara&#8217;dır. Aldur&#8217;un Küresi (Aldur&#8217;s Orb) olarak da bilinen ve kendine has gücü ve kişiliği olan taşı çalan Angarak&#8217;ların tanrısı Torak batı ve doğu halkları arasındaki sonu belirsiz savaşı başlatmış olur. Sonrasında geçen ve Garion&#8217;ın zamanına kadarki 7 bin yıl Torak&#8217;a karşı yapılan iyiyle kötü arasındaki savaşlarla dolu bir dönemdir. Roman da Aldur&#8217;un Küresi&#8217;nin tekrar Torak&#8217;ın müritleri tarafından çalınması ve Belgarath&#8217;ın Küre&#8217;yi almak için yola çıkmasıyla başlar. Belgarath&#8217;a bu yolculukta Pol Hala, Garion, aynı köyden bir demirci olan Durnik, ünlü bir hırsız ve casus olan Drasnia&#8217;lı Silk, savaşçı ve denizci Barak, bir şövalye olan Mandorallen eşlik ederler. Yol uzadıkça ve ilerledikçe başka halkları temsilen gruba katılımlar da olacaktır.</p>
<p>5 kitaptan oluşan seri kendini çok rahat okutuyor ve güzel bir zaman geçirmeyi okuyuculara garanti ediyor.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/07/11/david-eddings-belgariad/&via=&text=David Eddings - Belgariad&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2011/07/11/david-eddings-belgariad/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/07/11/david-eddings-belgariad/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brandon Sanderson &#8211; Elantris</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/05/06/brandon-sanderson-elantris/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/05/06/brandon-sanderson-elantris/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 11:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Brandon Sanderson]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Epik(Kahramanlık)]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2145</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL   Zombi romanıymışcasına başladığını zannettiğniz bir roman ilerledikçe peşpeşe güzellik ve kaliteyi sunmaya başlayınca güzel bir sürpriz hediye aldığınızı hissettiğiniz olur mu hiç? Brandon Sanderson, ki daha önce Mistborn serisi romanlarını anlatmıştım burada (yazıya erişmek için hemen sağ altta yazarlar kısmından bulabilirsiniz veya bu yazının altındaki isminin olduğu linke tıklayabilirsiniz), Elantris serisini tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Rahim ÇETİNEL</strong></span></p>
<p> </p>
<p>Zombi romanıymışcasına başladığını zannettiğniz bir roman ilerledikçe peşpeşe güzellik ve kaliteyi sunmaya başlayınca güzel bir sürpriz hediye aldığınızı hissettiğiniz olur mu hiç?</p>
<p>Brandon Sanderson, ki daha önce Mistborn serisi romanlarını anlatmıştım burada (yazıya erişmek için hemen sağ altta yazarlar kısmından bulabilirsiniz veya bu yazının altındaki isminin olduğu linke tıklayabilirsiniz), Elantris serisini tek kitap mı yoksa seri mi düşünmüş emin değilim ama açıkçası birinci romandan sonra benim edindiğim izlenim en az 3 veya daha çok kitaplı bir serinin Elantris&#8217;den rahatlıkla çıkabileceği yönünde.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-2146 aligncenter" title="Elantris" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/05/elantriscz.jpg" alt="" width="339" height="519" /></p>
<p> <br />
Romanda Brandon Sanderson, gene alışılagelmişin çok dışında bir fantastik dünya yaratıyor bize. Romandaki dönem, kutsal kabul edilen ve sihirli güçlere sahip Elantris insanlarının (kitapta Elantrian diye geçiyorlar) güçlerini kaybetmeleri ve zombiye benzer bir durumda kalmalarından 10 sene kadar sonraki zamanda geçiyor. Evliliğine bir hafta kalmış olan Arelon (Elantris şehrinin içinde bulunduğu ülke) prensi Raoden, Shaod denilen transformasyonu geçirip bir Elantris&#8217;liye dönüşünce hemen Elantris&#8217;e kapatılır. Onunla evlenmek için gelen komşu ülke prensesi Sarene ise daha evlenemeden dul kaldığını öğrenir.</p>
<p>Bu arada Hrathen isimli yüksek seviyeli bir Derethi rahibi de 90 gün içinde bütün ülkeyi kendi dinine çevirmekle görevli olarak Arelon&#8217;a gönderilmiştir. Kitabın başlangıcı böyle. Sonrasında ise kitap üç koldan ilerliyor: Raoden&#8217;in kendi içine düştüğü durumu ve Elantris&#8217;lilerin güçlerini kaybetme sebeplerini bulmaya çalışması, Hrathen ve Sarene&#8217;in arasındaki politik savaş ve yıkıma bir adım kalmış bir ülkeyi kurtarma çabasıyla bir araya gelmiş soyluların uğraşları. Sadece bu karakterlerle kalmıyor elbette Sanderson, kitapta Arelon soylularına, lokal Derethi kilisesinde olanlara kadar pekçok konuya değiniyor ve her tarafı tamam, kendi içinde güzel bir bütünlüğü olan roman çıkarıyor ortaya.</p>
<p>Yazar daha önce defaatle Elantris&#8217;in tek kitap olacağını açıklamış olsa da daha sonrasında fikrini değiştirdiğini ve Elantris&#8217;i devam ettireceğini belirterek okuyucularını sevindirmiştir. Gerçekten de Elantris bittiğinde tek başına bir roman olarak okuyucunun pek çok sorusunu cevaplasa da iyi bir serinin ilk kitabı olarak da okuyucuya pek çok başka soru da bırakmış durumda. Eğer seri devam ederse bu soruların cevaplarının da gayet güzel kitaplarla ortaya çıkacağına eminim. Elantris, bütün Brandon Sanderson kitapları gibi okunmayı kesinlikle hakeden bir roman.</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/05/06/brandon-sanderson-elantris/&via=&text=Brandon Sanderson - Elantris&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2011/05/06/brandon-sanderson-elantris/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/05/06/brandon-sanderson-elantris/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brandon Sanderson &#8211; Mistborn serisi</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 16:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Brandon Sanderson]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Epik(Kahramanlık)]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2126</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL   Brandon Sanderson ismini Robert Jordan&#8216;ın  The Wheel of Time (Zaman Çarkı) kitaplarının devamını yazması için seçildiğinde duydum. Robert Jordan ölmeden önce bitirmeye çalıştığı fakat başaramadığı serinin son kitabını yazması için bizzat kendisi seçmiş Sanderson&#8217;ı. Durum böyle olunca kendisi baştan benim gözümde ekstra puanla başladı desem yeridir. Sonrasında serinin 12&#8242;inci kitabını (daha sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn1.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Rahim ÇETİNEL</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p>Brandon Sanderson ismini <a href="http://kitaplog.net/category/yazarlar/robert-jordan/" target="_blank">Robert Jordan</a>&#8216;ın  The Wheel of Time (Zaman Çarkı) kitaplarının devamını yazması için seçildiğinde duydum. Robert Jordan ölmeden önce bitirmeye çalıştığı fakat başaramadığı serinin son kitabını yazması için bizzat kendisi seçmiş Sanderson&#8217;ı. Durum böyle olunca kendisi baştan benim gözümde ekstra puanla başladı desem yeridir.</p>
<p>Sonrasında serinin 12&#8242;inci kitabını (daha sonra kitabın 3 kitap olarak çıkarılacağı ortaya çıktı) okurken en başında Sanderson&#8217;ın Robert Jordan hakkında yazdıklarını dinleme şansım oldu (serinin 12 ve 13&#8242;üncü kitaplarını dinledim). Oldukça samimi birşekilde yazılmış olan ithaf Sanderson&#8217;a olan saygımı daha da arttırdı. Durum böyle bir hal alınca Sanderson&#8217;ın bir yazar olarak okuma listeme girmemesi gibi bir durum olamazdı elbette. İlk olarak Mistborn serisini dinledim (okudum da demek isterdim ama kitapların siparişle gelmesi zaman alacaktı). Bu yazı da Sanderson&#8217;ın kitaplog&#8217;a ilk olarak konuk olacağı Mistborn (Sistendoğanlar olarak çevirebiliriz) üçlemesini anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn3.jpg"><img title="mistborn4" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn4.jpg" alt="" width="252" height="407" /></a></p>
<p>Ortalıkta olan fantastik kurgu romanların oldukça dışında, kendine çok özgün bir dünya yaratmayı başarmış bu kitapta yazar. Açıkçası bu roman serisi, çok uzun süredir okuduğum en karanlık ve umutsuz dünyalardan birini içeriyor. Umutsuz derken, elbette romanlarda tamamen umutsuz bir dünyadan bahsetmediğini de eklemek isterim. Gene de yazarın yarattığı dünya tamamen kendine özgü ve ilgi çekici, tamamen orijinal bir dünya.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn2.jpg"></a></p>
<p>Seri, Lord Ruler (Yönetici Lord) olarak adlandırılan bir imparatorun baskı ve zalimlikle yönettiği bir dünyada bir grup maceraperest soyguncu ve dolandırıcının Kelsier adında bir Mistborn yönetiminde Lord Ruler&#8217;ı devirmek için bir araya gelmelerini anlatıyor. Daha fazla detay vermeden önce Mistborn dünyasını anlatmak gerek önce.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn3" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn3.jpg" alt="" width="221" height="336" /></p>
<p>Mistborn dünyasında en kalabalık ve en çok ezilen grup Skaa adı verilen, karın tokluğuna çalıştırılan, sürekli eziyet edilen ve öldürülen, her daim baskı altında olan ve hiçbir değerleri olmayan insanlardan oluşuyor. Skaa&#8217;lar dışında bir de asiller var, Skaa&#8217;ları yöneten, onlar hakkında her türlü tasarruf yetkisine sahip başka bir grup insan. Bunun dışında üremeleri baskıcı bir şekilde direk Lord Ruler tarafından kontrol edilen Terris insanları da bir başka insan grubu. Sayıca daha az olan bu grubun erkekleri doğdukları zaman iğdiş ediliyor, kadınları ise hamilelik programlarında belli erkeklerle çiftleştirilip çocukları da kurallar ve kontrol dahilinde yetiştiriliyor. Terris insanlarının en önemli özellikleri çok iyi hizmetçi olmaları. Zaten bu alanda yetiştiriliyorlar sadece. Bunun dışındaki alanlarda görev almaları imkansız.<br />
Bunun dışında haklarında çok az bilgi olan, aşırı savaşçı ve akılsız, görünüş olarak insana çok az benzeyen Koloss&#8217;lar ve istedikleri bedeni taklit edebilen, çok iyi birer ajan olan Kandra&#8217;lar da Final Empire&#8217;da yaşayan diğer gruplar.</p>
<p>Kitabın geçtiği dünyada tek bir ülke, tek bir imparatorluk var ve bu imparatorluk &#8220;En Son İmparatorluk (The Final Empire)&#8221; olarak adlandırılıyor. Bu ülke geceleri hiçbirşeyin görülmesine izin vermeyen bir sisle kaplanıyor. Sis görüşü neredeyse sıfıra indirirken, siste dışarı çıkmanın ölüm getirdiğine inanılıyor. Özellikle Skaa toplumu için sisten korkmak yemek içmek kadar doğal ve genlerine işlemiş bir durum. Lord Ruler&#8217;ın Final Empire&#8217;ı bin yıldır yönettiği ve öldürülemez olduğu bilgisini de eklemek gerekir burada. İşte bu karışık ve karanlık dünyada, baskıcı ve herşeyde sonuna kadar kontrolü olan bir Tanrı-Yönetici&#8217;yi yıkmak için yola çıkıyor Kelsier ve arkadaşları.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn2" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn2.jpg" alt="" width="338" height="513" /> </p>
<p> </p>
<p>Burada bir de, Mistborn ve Misting&#8217;lerden bahsetmek gerekir. Mistborn dünyasında bildiğimiz veya alışageldiğimiz anlamda büyü yok. Onun yerine değişik metalleri içen ve bu metaller vücutlarındayken onları yakarak kullanan Misting ve Mistborn&#8217;lar var. Toplamda 16 farklı metalin yakılabildiği bu ortamda, bu 16 metalden sadece bir tanesi yakabilenlere Misting deniyor. Bütün metalleri yakabilenlere de Mistborn deniyor. Geniş anlamda ise &#8220;Allomancer&#8221; olarak gruplandırılıyorlar. İngilizce&#8217;de alaşım anlamına gelen &#8220;alloy&#8221; kelimesinden türetilmiş &#8220;Allomancer&#8221; ve Türkçe&#8217;de bir karşılığı yok. Romanlar çevrildiğinde ne deneceğini birlikte göreceğiz elbette.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn5.jpg"><img class="size-full wp-image-2131 aligncenter" title="mistborn5" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn5.jpg" alt="" width="667" height="431" /></a></p>
<p> </p>
<p>Yakılabilen metallerden bazı örnekler şöyle:</p>
<p><strong>Çelik (Steel):</strong> Metal objeleri itmeye yarıyor. Bununla örneğin bir Mistborn yere attığı küçük bir demir parayı iterek uçuyormuş izlenimi verebilir.</p>
<p><strong>Demir (Iron):</strong> Metal objeleri çekmeye yarıyor. Aynı şekilde çatıda sabit bir demiri çekerek gene bir uçma efekti yaratmak mümkün. Çelik ve Demir ikilisinin romanda pek çok kullanımına rastlıyoruz zaten.</p>
<p><strong>Teneke (Tin):</strong> Beş duyuyu hassaslaştırıyor. Çok daha iyi görmeyi, işitmeyi, dokunmayı&#8230; sağlıyor. Sadece Kalay kullanabilen Misting&#8217;lere Tenekegöz-göz (Tin-eye) deniyor.</p>
<p><strong>Pewter (Kalay):</strong> Fiziksel gücü oldukça yüksek bir şekilde arttırıyor. Buna hız, çeviklik, vücudun darbelere çok daha fazla dayanması, yorgunluk hissedilmemesi gibi şeyler de dahil. Aynı zamanda yaralandıktan sonra Kalay yakan Misting ve Mistborn&#8217;lar çok daha çabuk iyileşiyorlar.</p>
<p><strong>Çinko (Zinc):</strong> Başkalarının duygularını arttırıp güçlendirmeye yarayan bir metal. Örneğin korku duyan birisine bu metalle müdahale edilip cesareti güçlendirilince kişi korkudan çok cesaretini hissetmeye başlıyor.</p>
<p><strong>Pirinç (Brass):</strong> Başkalarının duygularını yatıştıran bir metal. Çinkonun tersine çalışmasına rağmen aynı etkiyi sağlaması mümkün. Örneğin korku, cesaret gibi hisleri bir arada hisseden birisinin cesaret dışındaki bütün duygularını yatıştırınca ön planda gene cesaret kalıyor.</p>
<p><strong>Bakır (Copper):</strong> Misting&#8217;leri arayıcı olarak biliniyor bu metali yakanların. Bu metal yakıldığında yaydıkları titreşimlerden diğer Allomancer&#8217;ları farketmeye başlıyor yakan kişi.</p>
<p><strong>Bronz (Bronze):</strong> Bu metal de saklayıcı olarak bilinen Misting&#8217;lerin yaktığı metal. İki etkisi var, birincisi yakıldığında Allomancer&#8217;ın çevresinde kendisinin ve diğer Misting veya Mistborn&#8217;ların yaktığı metallerin titreşimlerini saklıyor; ikincisi de kullanıcısını duygusal etkilere karşı (Çinko ve Pirinç) tamamen koruyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn1.jpg" alt="" width="315" height="473" /></p>
<p> </p>
<p>Lord Ruler&#8217;ı yıkmak isteyen grubun lideri Kelsier bir Mistborn. Gruptaki diğer elemanlar da sırayla, bir başka Mistborn Vin, Sakinleştirici Breeze, Kalay yakan ve paralı bir asker olan Ham, bir Teneke-göz olan kimsenin anlamadığı bir aksanda konuşan Spook, saklayıcı olan Clubs, herhangi bir metali yakma özelliği olmamasına rağmen çok düzenli ve pratik olduğu için grubun vazgeçilmezi Dox. İşte bu grup, Kelsier&#8217;ın peşinde herkes tarafından imkansız kabul edilen bir görevi gerçekleştirmek için yola çıkıyorlar.</p>
<p>Kitapların bundan sonrasında olanlar gerçekten harika kurgulanıp, en sonunda şaşırtıcı bir güzellikle toparlanmış. Kitaplarda gerçekler ortaya çıktıkça, saklı veya bilinmeyenler gözler önüne serildikçe içimden helal olsun dedim bir kaç kez. Gerçekten de, şaşırtan, merak ettiren, heyecanla kendini takip ettiren ve çok orijinal bir kitap ortaya çıkarmış Brandon Sanderson.</p>
<p>Okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/&via=&text=Brandon Sanderson - Mistborn serisi&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alaycı Kuş / Suzanne Collins</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 09:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Çetinel]]></category>
		<category><![CDATA[Suzanne Collins]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2001</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA CETINEL Herkese uzun bir aradan sonra merhaba. Buraya en son yazimi yazali bir aydan fazla gecti. Bütün kosusturmacalarin icerisinde yazacak vaktim olmadi maalesef. Ama epey bir kitap okudum bu dönemde, umarim hepsiyle alakali yorum yazacak vakti bulabilirim. Neyse, simdi kitabimiza dönelim&#8230; Bu kitabi dün aksam sehirlerarasi otobüse bindigim sirada bitirdim (son 10 sayfasi kalmisti, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">MUSTAFA CETINEL</span></strong></p>
<p>Herkese uzun bir aradan sonra merhaba. Buraya en son yazimi yazali bir aydan fazla gecti. Bütün kosusturmacalarin icerisinde yazacak vaktim olmadi maalesef. Ama epey bir kitap okudum bu dönemde, umarim hepsiyle alakali yorum yazacak vakti bulabilirim. Neyse, simdi kitabimiza dönelim&#8230;</p>
<p>Bu kitabi dün aksam sehirlerarasi otobüse bindigim sirada bitirdim (son 10 sayfasi kalmisti, o yüzden yolculugun basinda bitti kitap).</p>
<p>Bu kitap Aclik Oyunlari serisinin 3. ve son kitabi. Daha önceki kitaplariyla alakali yorumlarimi buraya da yazmistim. Özetlemem gerekirse; 1. kitabi 2 günde, 2. kitabi ise 1 günde bitirmistim. O yüzden yaklasik son 1 yildir bu kitabin cikmasini bekliyordum, ve sonunda oldu. Ciktiktan sonra bir süre okumayi bekledim gerci (Türkce seklinde okumak istedigimden Türkiye&#8217;ye gelecegim zamani beklemek zorundaydim).</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/akış-193x300.jpg"><img class="size-full wp-image-2002  aligncenter" title="akış-193x300" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/akış-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" /></a></p>
<p>Neyse&#8230; Kendini hizli okutma süreci bende 3. kitapta sona erdi. Bu kitabi bitirmem yaklasik 2 haftami aldi. Bunda islerimin yogunlugunun etkisinin büyük oldugunu biliyorum ama yine de epey bir süre aldi ve kitabi sürükleyici olarak niteleyemeyecegimi de belirtmem gerekiyor. O yüzden, &#8216;acaba sonunda ne oluyor?&#8217; merakindan dolayi okumayi sürdürdügümü söylemem gerekiyor. Ara ara isteksizlikler olustu icimde kitabi okumak icin, gercekten sacmalama noktasina gelinen anlar oldugunu düsünüyorum.</p>
<p>Öncelikle 13. Mintika icerigini kitaba yerlestirdiginden ötürü yazari tebrik etmem gerekiyor. Oradan birseyler cikacagini tahmin ediyordum ama bu kadar iyi bir icerik olusuturacagi aklimin ucundan bile gecmiyordu. 2. kitabi biraktigimiz yer olan isyanin baslangicindan sonra, 13. Mintika&#8217;ya böyle bir kimlik büründürülmesi gercekten cok güzel bir icerik olusturmus.</p>
<p>Genel olarak kitabin macerali noktalarinin bulundugunu belirtmem gerekiyor. Ama yazarin Katniss&#8217;e ait genc kizlik sacmalarini anlatmasi bence biraz abarti olmus. Bunlarin olmasi gerektigini, kitaba farkli bir icerik kattigini biliyorum, ama bana göre bunu abartmis, cok fazla üzerinde durmus. Gereksiz kararsizliklarla gecirilen sayfalar bence tamamen kitabi biraz daha uzatmak icin yazilmis. Belirtmem gerekiyor ki Katniss&#8217;in Peeta&#8217;ya karsi baslangicta takindigi tavir tamamen burnu havada, kendini begenmis bir genc kiz oldugu hissini verdi bana ki, yazarin gercekten göstermek istedigi kisilik bu da olabilir. Yine de, bu izlenimi vermek icin daha az sayfa harcayabilirdi.</p>
<p>Bence bu kitaptaki en etkili karakter Peeta idi. Kitabin iceriginde cok fazla yer almadigini belirtmem gerekiyor, ama bana göre kitaba tamamen farkli bir tat katan, ve gercekten ilk iki kitaptaki Capitol&#8217;ün acimasizlik hissini bize yasatan Peeta&#8217;nin basina gelenler, ve bunlarin sonucunda onda olusan sonuclar. Kitabin icerigini belli etmemek icin ona ne oldugunu söylememem gerekiyor tabii ki, ama Capitol&#8217;ün yapmis oldugu sey her ne kadar acimasiz olsa da, onlarin tarafindan düsününce zekice bir adim oldugunu söylemenin yanlis olmadigini düsünüyorum.</p>
<p>Her ne kadar son kitapta beni biraz hayal kirikligina ugratmissa da, gercekten cok etkileyici bir seri oldugunu, ve kesinlikle okunmasi gerektigini düsünüyorum. Sakin yanlis anlamayin beni; kurgu yine cok güzeldi kitapta, atilan adimlar, gelismeler, ve sonu gercekten cok iyiydi. Yazarin tekrar yaraticiligini konusturdugunu belirtmem gerekiyor. Ama kitabin bazen cok yavas ilerledigini ve sacma seylerle bazi sayfalarin bosuna dolduruldugunu da düsünüyorum.</p>
<p>Yine de alin, okuyun, keyfinize bakin, ve kitabin yarattigi dünyaya kendinizi birakin&#8230;</p>
<p>Iyi okumalar&#8230;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/&via=&text=Alaycı Kuş / Suzanne Collins&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alaycı Kuş / Suzanne Collins</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/10/17/alayci-kus-suzanne-collins/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/10/17/alayci-kus-suzanne-collins/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2010 15:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Suzanne Collins]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1980</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Açlık Oyunları ve Ateşi Yakalamak serilerinin sonuncusu. Ama ne sondu… Yazar ilk iki kitabı sırf bu kitabı yazabilmek için yazmış desek yalan olmaz. Baştan sona heyecan hiç dinmedi, yazar diğer kitaplarındaki gibi ilk yüz kusur sayfasını ağır tempoda giden girişlere ayırmadan, okuyucuyu sürekli merak ve gerilim atmosferine sokarak tetikte tutmayı başardı. Öncelikle 13.Mıntıkaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/10/akış.jpg"></a></div>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1981" title="akış" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/10/akış-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kitaplog.net/2010/06/21/aclik-oyunlari-suzanne-collins/">Açlık Oyunları</a> ve <a href="http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/">Ateşi Yakalamak</a> serilerinin sonuncusu. Ama ne sondu… Yazar ilk iki kitabı sırf bu kitabı yazabilmek için yazmış desek yalan olmaz. Baştan sona heyecan hiç dinmedi, yazar diğer kitaplarındaki gibi ilk yüz kusur sayfasını ağır tempoda giden girişlere ayırmadan, okuyucuyu sürekli merak ve gerilim atmosferine sokarak tetikte tutmayı başardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle 13.Mıntıkaya hasta oldum. Binalarda yapılan sığınaklarda yönetmelik gereği ne tür mecburi tesisatlar ve önlemler istendiğini meslek icabı bilirim. Askeri disiplinden taviz verilmeyen, her daim seferberlik halinde olan 13.Mıntıka&#8217;nın tamamen yerin kat kat altına, bu sığınak yönetmelikleri çerçevesinde inşa edilmiş olması beni resmen büyüledi. Bunun havalandırmasının, pis suyunun, temiz suyunun, su deposunun vs. nasıl tasarlandığını düşünüp, hayal etmek ayrı bir zevkti. Yazar da bunu hesaba kattığını Ceviz’in bombalanması sırasında <strong>Boggs</strong>’un <em>“Havalandırma sistemine bakın. Tamamen ilkel. On Üç’teki sistemimizle alakası yok”</em> sözleriyle belirtiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta <strong>Peeta</strong> biraz pasifleştirilmiş ve <strong>Gale</strong> için yeteneklerini gösterme zamanı en sonunda gelmiş. Sonda <strong>Katniss</strong>’in hangisini seçtiğiyle ilgili bilgi vermeyeyim ama benim düşündüğüm kişiyi seçmediğini belirtmek istiyorum. Ya da <strong>Katniss</strong>’in en azından tek başına kalarak mutlu olması da fena olmazdı, her kadının sonu illa evinde oturup çocuk doğurmak mıdır? Gerçi kitabın sonlarına doğru yaşananları düşününce bu kadarı biraz fazla acımasızca olurdu sanırım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada, <strong>Katniss</strong>’in damardan girerek söylediği <em>“İdam Ağacı”</em> şarkısını <a href="http://www.mockingjay.net">www.mockingjay.net</a> sitesinin yaratıcısı Kimmy West müthiş seslendirmiş, aşağıda paylaşmak istedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Başkan <strong>Snow</strong> Açlık Oyunları’nı yaparken, arenalardan sağ çıkanların ileride kendisine karşı özel bir tim olarak geleceğini düşünmüş müdür acaba? Özel tim de harbi timdi yalnız, <strong>Beeta</strong>’nın korsan yayın becerisi, <strong>Boggs</strong>’un komutasında <strong>Leeg</strong> kardeşler, keskin nişancı <strong>Jackson</strong>, zıpkınına kurban <strong>Finnick</strong> ve elbette <strong>Gale</strong> ile <strong>Katniss</strong>’in yayları… Ekibin kitabın 3.kısmında yaşadığı çatışma harikuladeydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Serinin sonunun hakkı veriliyor; okuyucu, <strong>Gale</strong> mi <strong>Peeta</strong> mı geyiğini bir yana koyarsak, hiç beklemediği bir sürpriz ile karşılaşıyor. Bir an için <strong>Coin</strong>’in önerisiyle yoksa 4. bir kitap mı gelecek diye heyecana kapılsak da, <strong>Katniss</strong> ufak bir taktikle yine son mesajı veren oluyor.</p>
<div>
<p style="text-align: justify;">Elveda <strong>Katniss</strong>; güzel bir dünyada çılgın maceralar yaşadık, okların hafızalardan silinmeyecek…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> <em>&#8220;Bizler hafızası yetersiz ve kendi kendini yok etmek konusunda son derece hünerli, dönek yaratıklarız.&#8221;</em><br />
<strong>Etiket fiyatı:</strong> 20 TL<br />
<strong>Orjinal adı:</strong> Mockingjay<br />
<strong>Toplam sayfa:</strong> 416<br />
<strong>Not:</strong> 10/10<br />
<strong>Kitap müziği:</strong></p>
<p><span> </span><span> </span><span> </span><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="271" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf8n3e?additionalInfos=" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="271" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf8n3e?additionalInfos=" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
</div>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/10/17/alayci-kus-suzanne-collins/&via=&text=Alaycı Kuş / Suzanne Collins &related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/10/17/alayci-kus-suzanne-collins/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/10/17/alayci-kus-suzanne-collins/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Forrest J. Ackerman &#8211; Vampirella</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 21:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çizgi Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Forrest J. Ackerman]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Pekmen]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1951</guid>
		<description><![CDATA[Tunç PEKMEN   not: Bu yazı Tunç Pekmen&#8217;in Uzun John isimli harika sitesindeki yazısından kendisinin izni ile alınmıştır. Vampirella , bir zamanlar Türkiye’de de yayınlanmış, 1969 yılında Forrest J. Ackerman tarafından yaratılmış bir çr karakteridir.Türkiye’de ve Amerika’da çok fazla bilinmemesine rağmen, aslında bayağı çalkantılı bir geçmişi olan bir karakterdir. 60-70li yıllarda süper kahramanların popülerliğinin azalması üzerine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Tunç PEKMEN</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p><em><strong>not: </strong>Bu yazı Tunç Pekmen&#8217;in </em><a href="http://www.uzunjohn.com" target="_blank"><em>Uzun John</em></a><em> isimli harika sitesindeki </em><a href="http://www.uzunjohn.com/yazilarim/ncelemeler/13-vampirella.html" target="_blank"><em>yazısından</em></a><em> kendisinin izni ile alınmıştır.</em></p>
<p>Vampirella , bir zamanlar Türkiye’de de yayınlanmış, 1969 yılında Forrest J. Ackerman tarafından yaratılmış bir çr karakteridir.Türkiye’de ve Amerika’da çok fazla bilinmemesine rağmen, aslında bayağı çalkantılı bir geçmişi olan bir karakterdir.</p>
<p>60-70li yıllarda süper kahramanların popülerliğinin azalması üzerine, çoğu çr firması konularını savaş, bilim-kurgu, western ve korku öğelerine çevirmeye başlamışlardı. Bir Amerikalı çr üreticisi olan Warren stüdyosu , özellikle korku temaları üzerine yoğunlaştı. Bu çr’lerin ilginç tarafı,  korku hikayelerini sanki bir televizyon kanalından izlermişcesine , bir anlatıcı tarafından sunulmasıydı. Bu anlatıcı hikayenin başında bir giriş yapıyor, sonra ortadan kayboluyor, hikaye bitince tekrar gözüküp bir sonsözle hikayeyi bitiriyordu. Bunlar o zamanlar yayınlanan standart Amerikan korku dizilerinin ( Örn : Fright Night, Vampira ) formatı ile aynıydı. Warren firmasının zaten iki tane “sunucusu” vardı. Bunlar Uncle Creepy ve Cousin Eerie ( Ürpertici amca ve tekin olmayan kuzen ) adında, yüzleri gözleri kabarcık dolu çirkin , sanki mezardan yeni çıkmış gibi duran, erkek karakterlerdi. Harris buraya bir tane de dişi karakter eklemek istedi, ve Vampirella adında yeni bir sunucu yarattı</p>
<p>Vampirella seksi bir İtalyan kadınının vampirleştirilmiş haliydi. Kabarık düz uzun siyah saçlı, dolgun kalçalı bir dişi karakter, üstünde zekice tasarlanmış minicik bir kostümle ortaya çıkınca, bu olay korku okuyucuları arasında büyük bir ses yarattı ( Yine o zamanki TV karakteri Vampira karakterinden esinlenilmişti) Vampirella’nın birinci sayısının kapağı efsanevi çizer Frank Frezetta tarafından çizilmişti ve dolunayı arkasına almış , hem ürpertici görünen hem de seksi gözüken Vampirella görünüyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v2.jpg" alt="v2" width="320" height="430" /></p>
<p>Okuyucular , dergiyi alıp da Vampirella’nın sadece bir sunucu olduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar ve Warren’i mektup bombardımanına tuttular. Bunun üzerine Warren diğer sayılarda daha fazla Vampirella çizimlerine yer verdi, ve en sonunda Kasım 1970 yılında, Vampirella’nın 8. sayısında Vampirella sunuculuk dışında oyunculuk yapmaya da başladı ve kendi hikayelerinde oynamaya başladı.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v3.jpg" alt="v3" width="310" height="432" /></p>
<p>İlk sayılarını Tom Sutton ve Jose Gonzales, tam 70lere özgü ve korku çr’lerine uygun bir “saykodelik” mantıkla çizdiler.Hikayelerini Archie Goodwin yazdı. Bu hikayelere göre Vampirella , Drakulon adlı bir gezegenin yaşayanlarından biriydi, ve bu gezegendekiler yaşamak için kanla besleniyorlardı. Drakulon gezegeni ikiz güneş etrafında dönen ve kan dolu ırmaklara sahip olan, fakat ikiz güneş etkileri yüzünden ırmakları kuruyan ve insan sayısı hızla azalan bir gezegendi. Vampirella, bir gün Drakulon’a inen bir dünyalı uzay gemisine yaklaşınca , astronotlar tarafından saldırıya uğrar, Vampirella kendini korumak için onlara saldırır, ve dünyalıların vücutlarında kan olduğunu öğrenir . Uzay gemisini kullanarak dünyaya iner , Van Helsing’ler ve Pendragon ile tanışır, sonra da  maceralara atılır.</p>
<p>Warren firması 1983’te iflasını ilan eder. Harris firması , Warren’ın karakterlerini satın alır , Vampirella da bunlardan biridir. Warren firması Vampirella maceralarını  yayınlamaya 1991 yılında tekrardan başlar. Bu maceralar çok popüler bir isim olan Kurt Busiek tarafından yazılır. Burada Vampirella’’nın geçmişi değiştirilir ( retcon edilir ), Vampirella’nın geldiği Drakulon’un aslında bir gezegen değil , cehennemde bir bölge olduğu ve Vampirella’nın aslında iblis Lilith’in kızı olduğu ortaya çıkar. Warren firması yayınlarında Pendragon ve Helsing’ler çok fazla görünmezler. Vampirella dergisi hala aynı firma tarafından çıkartılmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v4.jpg" alt="v4" width="237" height="350" /></p>
<p style="text-align: left;">Vampirella’nın 90lı yılların başında tekrardan basılması, aslında Vampirella karakteri için şanssız  bir durum olmuştur. Evvelden de bahsettiğim gibi 90lı yıllar Image dergisinin kurulmasıyla yaşanan suni bir çr bombardıman zamanı olmuştur.<br />
O zaman zarfında hikayelere çok az önem verilmiş ve koca göğüslü, mümkün olduğu kadar az giyinen “bad girl” karakterleri önem kazanmıştı. Ezelden beri seksi bir kostümü olan Vampirella, malesef bir anda bu “bad girl” katagörüsüne sokuldu. Bad girl çr’lerinde konu pamuk ipliğine bağlıydı, fakat Vampirella Kurt Busiek gibi sağlam bir yazar tarafından yazılıyordu, ve zaten Vampirella’nın bir temeli de vardı. Bu yüzden Vampirella o “bad girl” evresinde, hikayesi kuvvetli olduğundan çok tutulmadı. “Bad girl” dönemi bitip de konunun ön plana çıktığı çr’ler tutulmaya bşlanınca da , kafalarda kalan “Vampirella da bir bad girl’dir” imajından dolayı , bu çr hakkettiği yere gelemedi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v5.jpg" alt="v5" width="210" height="326" /></p>
<p style="text-align: left;">Kısacası bir bad girl olmamasına rağmen o kategoriye konduğu için, ne bad girl zamanında , ne de bad girl sonraki zamanda bir türlü parlayamadı. Yine de kendine sadık bir hayran kitlesi bulunmaktadır ve 90lı yılların başında parlamasına rağmen artık hatırlanmayan çr’lerin arasından sıyrılmıştır.</p>
<p>Vampirella , göze çarpan kostümü nedeniyle bir ikon olmuştur. Çoğu çr kahramanı daha sonra Vampirella’dan esinlenerek yaratılan kostümler kuşanmışlardır. Vampirella’nın bazı heykeltraşlar tarafından yapılmış büstleri ve heykelleri de mevcuttur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v6.jpg" alt="v6" width="200" height="325" /></p>
<p style="text-align: left;">Bunun dışında kostümün basit olması nedeniyle çoğu cosplay showlarında veya comic conventionlarda bir kaç tane vampirella kostümü giyen kız görmek mümkündür.Harris ve Warren de , Vampirella kostümlü mankenleri bir Pazar stratejisi olarak kullanmaktadırlar. Bazı seçilmiş modellere Vampirella kostümü giydirip , bu model vampirella’ları imza günlerinde ya da yeni tanıtım kampanyalarında gösterirler. Çr severlerin yakından tanıdığı Julie Strain de bir kaç kez Vampirella modelliği yapmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v7.jpg" alt="v7" width="405" height="221" /></p>
<p style="text-align: left;">Şu anda Vampirella modeli seçme işi biraz daha medyatik bir hale getirilmiştir. Okuyuculara yeni model seçileceği bilgisi verildikten sonra hem okuyuculardan geri dönüşler beklenir hem de fazla tanınmamış modellerden seçmelere başlanır. Sonra ortaya çıkan adaylara ( okuyuculardan çıkan ve firmanın düşündüğü modeller arasından ) Vampirella kostümü giydirilir ve bu fotograflar Vampirella dergisinde yayınlanır. Kimin kazanacağını belirlemek için on-line seçmeler düzenlenir. Kazanan kişi, anlaşılan ücret karşılığında bir sene boyunca Vampirella’nın modelliğini yapar.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v8.jpg" alt="v8" width="240" height="353" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: left;">Vampirella’nın bir filmi de yapılmıştır.1996 da çekilen bu filmde Talisa Soto , Vampirella rolunu oynamıştır. Filmin konusu çr’sine sadık kalmasına rağmen, efektlerin başarısızlığı, oyuncuların acemi olması ve de Vampirella kostumunun sanki çöp poşetlerini birbirlerine tutturularak yapılması gibi kötü nedenlerden dolayı, film başarısız olmuştur. Filmin IMDB notu 3tür.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v09.jpg" alt="v09" width="235" height="324" /></p>
<p style="text-align: left;">Her başarılı çr’nin çizgi filmi, animesi ya da mangasının yapılması söz konusudur. Vampirella da bundan nasibini almıştır. Vampirella’nın mangası mevcuttur. Kevin Lau tarafından çizilmiş bu mangada Vampi’nin kostümü biraz değiştirilmiştir, ve hikaye de manga tarzına uydurulmuştur. Bu manganın birde 2099 versiyonu çıkmıştır, burada hikaye gelecekte geçmektedir, ve Vampirella delirmiş robotlara karşı şehri korumaktadır. Bu dergi de aşırı bir başarı yakalayamamış olsa da , belli bir hayran kitlesi kazanmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v10.jpg" alt="v10" width="240" height="365" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu arada , unutmadan belirteyim, Vampirella en fazla “cross-over” yaşamış, diğer firma karakterleriyle ortak maceralara atılmış karakterlerden biridir. Beraber maceralara girdiği karakterler arasında Shadowhawk, Tomb Raider, Witchblade, Killer Jane , Shi gibi karakterler bulunur.</p>
<p>Kısaca baktığımızda 70li yıllardan beri devam eden, fakat bir türlü “B” sınıfı üstüne çıkamayan bir karakter görüyoruz. Umarız Harris stüdyosu oldukça çarpıcı bir çizgi film, film, ya da dizi çıkartmayı başarır da , Vampirella da , çoktan hakkettiği “A” sınıfına çıkar.</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/&via=&text=Forrest J. Ackerman - Vampirella&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateşi Yakalamak / Suzanne Collins</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Sep 2010 08:12:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Suzanne Collins]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1938</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Açlık Oyunlarının devamı. İlk kitabın sonunu okuduktan sonra yazarın romantizmin dozunu artırıp, okuyucuları Galeciler ve Peetaciler olarak ikiye böleceğini düşünmüştüm. Ama her ne kadar kızımızın bayık tripleri ve kaprisleri bu şekle uygun olsa da, kurgu o şekilde gelişmedi. Katniss’in triplerini bayık olarak nitelendiriyoruz ama, yaşının daha 18 bile olmadığını düşünürsek, olaya daha da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/2010/06/21/aclik-oyunlari-suzanne-collins/"><img class="size-medium wp-image-1939  aligncenter" title="ATESI-YAKALAMAK-amp-SUZANNE-COLLINS-amp__22380326_0" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/09/ATESI-YAKALAMAK-amp-SUZANNE-COLLINS-amp__22380326_0-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kitaplog.net/2010/06/21/aclik-oyunlari-suzanne-collins/">Açlık Oyunlarının</a> devamı. İlk kitabın sonunu okuduktan sonra yazarın romantizmin dozunu artırıp, okuyucuları <strong>Galeciler</strong> ve <strong>Peetaciler</strong> olarak ikiye böleceğini düşünmüştüm. Ama her ne kadar kızımızın bayık tripleri ve kaprisleri bu şekle uygun olsa da, kurgu o şekilde gelişmedi. <strong>Katniss</strong>’in triplerini bayık olarak nitelendiriyoruz ama, yaşının daha 18 bile olmadığını düşünürsek, olaya daha da gerçekçilik katmış diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">2.kitap da ilki gibi yavaş tempoda başlıyor. Ne zamanki Şampiyonlar Ligi kıvamındaki yeni Oyunlara geçiyoruz o zaman hareketlenme başlıyor. <strong>Peeta</strong> da yine ilk kitapta Oyunlardan önce yaptığı gibi, burada da bombasını patlatıyor. Eleman ilk başlarda elinden doğru düzgün iş gelmeyen süt çocuğu kıvamındaydı ama işin sonunda tam bir fırlama oldu çıktı. Ondan bir bomba da 3.kitapta bekliyorum. Bu seferki haraçların her birinin kendine has yeteneklere sahip olması işe Fantastik Dörtlü havası veriyor. Eski kurt <strong>Haymitch</strong> de bu kapışmaya katılsa fena olmazdı ama yine kurgu gereği katılamadı. Yalnız, her şey bir yana <strong>Katniss</strong>’in yayını kullanma biçimi bir yana. Resmen hayran bırakıyor adamı, insanın okçuluğa başlayası geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu seferki Oyunlar da ilki gibi yaratıcı bir platforma oturtulmuş olsa da, kesinlikle ilk kitaptaki Oyunların tadını alamıyorsunuz. İlk kitaptaki oyunlar gerçekten değişik karakterlerin gözünden tekrar tekrar okunabilecek ayrı bir keyfe sahipti. Tabii bunda ilk kitabı okurken hiçbir beklentimizin olmamasına karşın, 2.kitabı okurken beklentimizin tavan yapmasının da etkisi var.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak ele alırsak 2.kitap tek başına bir kitap olarak yetersiz ama serinin devamı için gerekli bir yerde duruyor. Kesinlikle ilk kitap kadar heyecanlı değil; ilk kitap hareketlilik bakımından zengindi, bu kitap ise olayların gelişmesini ve bağlanmasını işleyen 3.kitaba bir geçiş kitabı olmuş. Tam olarak bir aksiyon sahnesi diyebileceğimiz tek sahne olan bobin kısmı kitabın bitimine ancak 50 sayfa kala gerçekleşiyor. Bu 2 kitabı birleştirip kalınca bir kitap haline getirebileceğimiz kadar gereksiz kısımlar var. Öte yandan, hani askerden dönenler tam askerliğe alışmıştım askerlik bitti derler ya; o biçim bu 2 kitapta da tam hızımızı yeni almış giderken kitabın sonuna geliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ek bilgi olarak, bu serinin <a href="http://www.imdb.com/title/tt1392170/">filminin</a> çıkacağı söylenedursun, bir arkadaşım <strong>Battle Royal</strong> adlı bir filmde de buna benzer bir konunun işlendiğini söyledi. İlk fırsatta izleyip, sinemada nasıl duracağının provasını yapmayı düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> &#8220;Düşmanın kim olduğunu aklından çıkarma&#8221; dedi Haymitch. &#8220;Hepsi bu.&#8221;<br />
<strong>Etiket Fiyatı:</strong> 20 TL<br />
<strong>Orjinal adı:</strong> Catching Fire<br />
<strong>Toplam sayfa:</strong> 407<br />
<strong>Not:</strong> 7/10<br />
<strong>Tanıtım filmi:</strong></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="361" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xas3by?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="361" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xas3by?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/&via=&text=Ateşi Yakalamak / Suzanne Collins&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/09/22/atesi-yakalamak-suzanne-collins/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sil Baştan / Ken Grimwood</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/25/sil-bastan-ken-grimwood/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/25/sil-bastan-ken-grimwood/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 08:24:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Grimwood]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1908</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Kitabı ilk gördüğümde, önce dıştan içeriye doğru daralarak giden saatlerin olduğu kapak tasarımı oldukça ilgimi çekti. Zaman kavramı konu olarak herkeste merak uyandıran bir tema olduğu için kitap da ilk bakışta birçok okuyucuyu kendine çekecektir. Kahramanımız 1988 yılında 43 yaşında kalp krizi geçirerek ölüyor ve gözünü açtığında kendisini 1963 yılında üniversitedeki halinde buluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/sib.jpg"><img class="size-medium wp-image-1909  aligncenter" title="sib" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/sib-226x300.jpg" alt="" width="226" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı ilk gördüğümde, önce dıştan içeriye doğru daralarak giden saatlerin olduğu kapak tasarımı oldukça ilgimi çekti. Zaman kavramı konu olarak herkeste merak uyandıran bir tema olduğu için kitap da ilk bakışta birçok okuyucuyu kendine çekecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kahramanımız 1988 yılında 43 yaşında kalp krizi geçirerek ölüyor ve gözünü açtığında kendisini 1963 yılında üniversitedeki halinde buluyor. Buraya kadarı “Geleceğe Dönüş” veya “Kelebek Etkisi” filmlerinden de tanıdık. Malum gelecekte neler olacağını bilen birisi olarak herkesin yapacağı gibi bahisler oynuyor, bolca para kazanıyor, kendi karısından farklı bir kadınla evleniyor, zevki sefa derken 1988 yılında aynı günde yine ölüyor ve hoop kazandığı her şey o yaşamında kalmış şekilde tekrar 1963’e dönüyor. Bu şekilde, sürekli tarihin aynı devrinde, farklı yaşamlar sürüp aynı gün ölüp geri dönüyor. İşte burada kitap benzerlerinden ayrılıyor ve insanın aklına böyle bir kişinin yerinde olsam ben ne yapardım sorusu geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurgu gerçekten merak uyandırıcı, ama böyle bir kurgu üzerine yazmak bir yazar için çok zor olsa gerek. Çünkü sürekli tekrarlar, her tekrarda yeni bir şeyler oluşturma çabası okuyucuyu bir noktadan sonra bunaltıyor. Yazar da buralarda sıkıntı çekmiş olsa gerek ki, üçüncü tekrardan sonra iş, zaman felsefesinden kahramanımızın Pamela ile yaşadığı aşka kayıyor ve konu da bilimsellikten romantizme dönüyor. Hatta romantizmin dozunu artırmak için mi bilemeyeceğim araya gereksiz erotizm de katılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanında yazar, tekrarların yaşandığı devri çok fazla Amerika odaklı örneklerle anlatıyor. Yaşanan olaylar ve dönemin ayrıntıları o kadar çok Amerika’ya özgü örneklerle, esprilerle anlatılıyor ki, söylenen isimleri ve olayları bilmediğiniz için doğrudan o paragrafı artık atlar hale geliyorsunuz. Bu aslında Amerikalı çoğu yazarın yaptığı bir hata, kitaplarını uluslar arası mecraya pazarlarken konularını maalesef ulusal seviyede tutuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka aklıma takılan konu da, kitap 1986’da – tam da “Geleceğe Dönüş” serilerinin başladığı yıllar &#8211; yazılmış ve çok satanlar listesinde iyi sıralarda yer almış olmasına rağmen ülkemize nedense 2010 yılında gelebilmiş olması. Bu sebeple bahsedilen tarih dönemi 35 yaş ve üzerinin anlayacağı hale dönüşmüş.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle bir kitaba mantıklı bir son yaratmak da ayrı bir sıkıntı olsa gerek. Konu o kadar açık ve hayal dünyasının ötesinde ki, olaya dur denilip, bir felsefi mesaj ve mantıklı açıklamanın geleceği zamanı bekliyor herkes. Yazar, yarattığı aşk öyküsünün de hafif yardımıyla olayı şöyle üstünden sıvayıp toparlayıp, fazla mesaj kaygısı taşımadan işi bitirmiş diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez ama çok yakından incelenmiş bir hayat da intihara değilse bile deliliğe yol açabilir.<br />
<strong>Orjinal adı:</strong> Replay<br />
<strong>Fiyatı:</strong> 8 TL<br />
<strong>Toplam sayfa:</strong> 361<br />
<strong>Not:</strong> 6/10</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/08/25/sil-bastan-ken-grimwood/&via=&text=Sil Baştan / Ken Grimwood &related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/25/sil-bastan-ken-grimwood/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/25/sil-bastan-ken-grimwood/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhsan Oktay &#8211; Anar Puslu Kıtalar Atlası</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 11:39:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Oktay Anar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1867</guid>
		<description><![CDATA[FİLİZ KIŞLACIK   Bu kitabı boynumun borcu bilerek, duyduk duymadık kalmasın diyerek siz kitap kurtlarına tanıtmayı kendime görev edindim. Dilimizin döndüğünce,gücümüzün yettiğince,yazarında affına sığınarak anlatmaya başlıyalım bakalım.   Efendim &#8220;ulema,cühela ve ehli dubara; ehli namus,ehli işaret ve erbah-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl,Isa Mesih`ten 1681 ve hicretten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">FİLİZ KIŞLACIK</span></strong></p>
<p> </p>
<p>Bu kitabı boynumun borcu bilerek, duyduk duymadık kalmasın diyerek siz kitap kurtlarına tanıtmayı kendime görev edindim. Dilimizin döndüğünce,gücümüzün yettiğince,yazarında affına sığınarak anlatmaya başlıyalım bakalım.<br />
 <br />
Efendim &#8220;ulema,cühela ve ehli dubara; ehli namus,ehli işaret ve erbah-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl,Isa Mesih`ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı&#8221; diye başlıyor masalımız. Çok eski İstanbul`a nam-ı diğer Konstantiniye  yolculuk yapmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir kitap. Dili ilk bakışta sanki biraz ağırmış gibi gelsede okudukça gayet akıcı ve anlaşılır olduğunu göreceğiz. Korsanlar, dilenciler, soylular, hırsızlar, köle tacirleri, namus bekçileri, sadrazamlar, yeniçerileri, lağamcıbaşlarını, hep uyuyuyanları, hiç uyuyamayanları, umarbazları, büyücüleri, sihiri,ajanları, savaşı, yalanı, zaferi, mağlubiyeti, fiziği, elkimyayı&#8230; Yazar büyük bir ustalıkla harmanmış ve okuyucularını bu dünyaya buyur etmiştir. Eee davete icabet etmemek olmaz değil mi?</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/puslu-kitalar-atlasi.jpg"><img class="size-full wp-image-1868 aligncenter" title="puslu-kitalar-atlasi" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/puslu-kitalar-atlasi.jpg" alt="" width="337" height="515" /></a></p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Uzun İhsan Efendin uyuyor, uyudukça düşlere dalıyor ve hiç gitmediği diyarlara yolculuğa çıkıyor. Amacı uyandığında gördüğü yerlerden Puslu Kıtalar Atlasını yapabilmek. Bünyamin (kahramanımızın oğlu) ne yapacak? Hayatı yaşayarak mı öğrenecek yoksa emniyetli fakat tekdüze bir yaşamı mı tercih edecek? Dilenciler locasında neler oluyor? Büyükefendinin sırrı ne? Bunların hepsini etkileyici bir dille kitapta bulacak ve yazarla berabere hülyalara dalacaksınız.</p>
<p> <br />
E anlattığım yeter sanırım,bu kitaba ilgi duyanların beğenilerine sunulurKeyifli okumalar diyerek sözlerimi burda bitiriyor ve bir daha ki kitapta buluşmak dileğiyle esen kalın, mutlu kalın, hoşçakalın diyorum.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/&via=&text=İhsan Oktay - Anar Puslu Kıtalar Atlası&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaia Teorisi / Maxime Chattam</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/07/10/gaia-teorisi-maxime-chattam/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/07/10/gaia-teorisi-maxime-chattam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 09:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Maxime Chattam]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1837</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK  Kötü Ruh, Kara Büyü ve Karanlığın Soluğu serilerinin şişirilmesiyle tanıdım yazarı, seri o kadar çok kendini tekrarlıyordu ki 3.kitabında resmen şiştim. Kaosun Sırları kitabında çok şükür biraz daha özgün konulara yöneldi derken bu kitapla yine dip yaptı bence. Konumuz insanoğlunun ve dünyanın sonu. Bir kere bu konu birçok romanda ve artık görsel efektlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/07/ga.jpg"></a><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1838" title="ga" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/07/ga-178x300.jpg" alt="" width="178" height="300" /></p>
<p>Kötü Ruh, Kara Büyü ve Karanlığın Soluğu serilerinin şişirilmesiyle tanıdım yazarı, seri o kadar çok kendini tekrarlıyordu ki 3.kitabında resmen şiştim. Kaosun Sırları kitabında çok şükür biraz daha özgün konulara yöneldi derken bu kitapla yine dip yaptı bence.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konumuz insanoğlunun ve dünyanın sonu. Bir kere bu konu birçok romanda ve artık görsel efektlerin yardımıyla insanın ağzını açık bırakacak şekilde filmlerde işlendiği için, bu konuyla ilgili bir şeyler söyleyecekseniz kesinlikle ilginç farklılıklar bulmalısınız. Gaia teorisi daha önce işlenmediği için (ya da en azından ben görmedim) fena bir fikir değil. Bu kitabı okurken ortaokulda bir konuyu elinden geldiğince anlaşılmayacak şekilde anlatan matematik hocam aklıma geldi. Gaia teorisi nedir, neye hizmet eder; bunu kitaptan anlamanız mümkün değil. Yani az önce dediğim Gaia teorisinin konu olarak ilginç olduğuna ancak kitabı bitirdikten sonra yaptığım araştırma neticesinde varabildim. Hatta yazar bir ara, çocuklara yönelik reklamların ve ebeveynlerin çocuklarının her istediğini yapmasının sonucunda dünyadaki seri katil sayısı artıyor gibi birşeyler anlatmaya çalıştı, herhalde o kısmı yazarken kafası iyiydi diyerek es geçmeyi tercih ettim.<br />
</span><br />
Tamam, teoriyi bulaştırmış, konu nasıl derseniz sırf gece yarısı Avrupa Komisyonundan bir adamdan telefon aldıkları için (artık onun Avrupa Komisyonundan olduğuna nasıl inandılar bilemeyeceğim) bilimle ilgilenen evli bir çiftin biri Pirenelerin tepesine, diğeri Dünyanın öbür ucuna, Fransız Polinezyası’na gidiyor. La ilahe çekip neyse yeni yerler göreceğiz diyerek katlanıyoruz. Kitabın Pirenelerdeki kısımları 10 sayfa sonrasını rahatlıkla tahmin edebileceğiniz bir akışta gidiyor. Fransız Polinezyası kısmı ise merak uyandıracak şekilde başlıyor; kadına saldıran bu yaratıklar herhalde değişik bir şey çıkacak diyorsunuz ama devamında işler o kadar basite indirgeniyor ki, başlardaki vahşi yaratıkların karizması yerlerde sürünüyor, dünyanın en ahmak organizması oluveriyorlar ve kitabın ortalarında sonu açıkça belli oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgili Maxime Chattam sözüm sana: Şu kısa zaman zarfında çok kitap yazdın, elbette ki emeğin büyüktür. Kendin de dediğin gibi kelimelerden gemiler inşa edip bilinmeyen denizlere yolculuğa çıktın. Ama keşke bu kadar çok gemi yerine elindeki malzemelerin lüzumlularıyla bir tekne ama harbi bir tekne yapsaydın da onunla çok uzağa değil Büyükada’ya gidip iki tek atabilseydik. Olmuyor be kardeş, bir tatil yap, kafanı dinle yoksa bu âlemin Gökmen Özdenak’ı olman yakın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> Herşey bir yana, bu kitap sayesinde Dünya&#8217;da Fransız Polinezyası diye bir ülkenin ve Fatu Hiva diye bir şehrin olduğunu öğrendim. Türkiye&#8217;den gidilecek en uzak yermiş. Bir Dünya Küresi alıp nerede olduğuna bir bakın, millet nerelerde sömürgecilik yapıyor.</p>
<div style="text-align: left;"><strong>Orjinal Adı:</strong> La Theorie Gaia</div>
<div style="text-align: left;"><strong>Fiyatı:</strong> 8,50 TL</div>
<div style="text-align: left;"><strong>Toplam sayfa:</strong> 367</div>
<div style="text-align: left;"><strong>Not:</strong> 4/10</div>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/07/10/gaia-teorisi-maxime-chattam/&via=&text=Gaia Teorisi / Maxime Chattam &related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/07/10/gaia-teorisi-maxime-chattam/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/07/10/gaia-teorisi-maxime-chattam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

