<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitaplog.net &#187; Macera</title>
	<atom:link href="http://kitaplog.net/category/turler/macera/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitaplog.net</link>
	<description>Sakın kitap okumayın!!! Zehirlidir!.. Isırır!...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 15:11:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Mario Puzo &#8211; Sicilyalı</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 07:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Puzo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1913</guid>
		<description><![CDATA[  Filiz Kışlacık  Geçmiş zamanda okuduğum halde hala en sevdiğim kitap unvanını koruyabilen bir esedir Sicilyalı. &#8220;The Godfather&#8221; (Baba) ile beni kendisine bağlayan, ardından tüm kitaplarını okumama neden olan yazar, bu tarz romaların duayenidir. Puzo &#8220;Karanlık Arena&#8221; olan ilk kitabı ile geniş kitlelere yayılamamış daha sonra bütün varlığını ortaya koyarak yazdığı &#8220;The Godfather&#8221;ile tabiri caizse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Filiz Kışlacık</span></strong> </p>
<p>Geçmiş zamanda okuduğum halde hala en sevdiğim kitap unvanını koruyabilen bir esedir Sicilyalı. &#8220;The Godfather&#8221; (Baba) ile beni kendisine bağlayan, ardından tüm kitaplarını okumama neden olan yazar, bu tarz romaların duayenidir. Puzo &#8220;Karanlık Arena&#8221; olan ilk kitabı ile geniş kitlelere yayılamamış daha sonra bütün varlığını ortaya koyarak yazdığı &#8220;The Godfather&#8221;ile tabiri caizse turnayı gözünden vurup, Amerika ve tüm dünyada çok satanlar listesinin lideri olmayı başarmıştır. Daha sonra sinemaya uyarlanan eser bomba etkisi yaratmış, büyük başarılara imza atıp bu alanda da kendisini kanıtlamayı başarmıştır. Bilindiği üzere 1973 yılında Marlon Brondo &#8220;The Godfather&#8221; rolündeki başarısından dolayı Oscar&#8217;a layık görülmüş, törene kendisi gitmeyerek yerine Kızıldereli bir kız göndermiş, Amerika&#8217;nın kirli yüzünü anlatan bilgilendirici bir konuşma yaptırarak  töreni boykot etmiştir. Brondo aynı zamanda Oscar&#8217;ı red eden ilk sanatçı olmakla beraber, bu davranışıyla hayranlarının gönüllerindeki tüm ödüllerin sahibi olmuştur.<br />
 </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1914 aligncenter" title="sicilyali" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/sicilyali.jpg" alt="" width="250" height="250" /></p>
<p>Yazar kitaplarında genel olarak İtalyan mafyasını konu edinmiş, uslubunda ki ustalık sayesinde okuyucuyu entrikalarla dolu, kendine özgün kuralları olan, jest için öldürüp, ölünen bu camiaya çekmeyi başarmıştır. &#8220;Sicilyalı&#8221;nın Mario Puzo&#8217;nun kariyerinde önemi büyüktür. Baba adlı romanına paralel yazdığı bu eserde ünlü İtalyan haydut Salvatore Giuliano&#8217;nun gerçek hayatından maceralarına dayanarak kurgulamıştır. Sicilya&#8217;lıların Robin Hood&#8217;u olarak bilinen Giuliano devrin şartlarına karşı duruşu ve isyankarlığı sebebiyle kanunlarla yıldızı barışmamış lakin halk tarafından çok sevilmiştir. Omerta (kutsal sessizlik) yasasının hakim olduğu Sicilya&#8217;da birisini ihbar etmek onursuzluk olarak görülüp,olayları halkın kendi kuralları dahilinde çözmesi bile bu gizemli dünya hakkında bize ipuçları vermektedir.<br />
 <br />
 </p>
<p>Kitabımıza geçecek olusak, Michael Corleone Baba&#8217;ya düzenlenen suikaste karışan bir polis müfettişini öldürdürmüş ve Sicilya&#8217;ya kaçmıştır. En sonunda sürgün hayatı bitip Amerika&#8217;ya dönüp ailenin başına geçmeyi hazırlanırken Don Corleone yani Baba tarafından bir görev verilir. Ünlü kanun kaçağı Salvator Guiliano&#8217;yu (yazar soyadı böyle kullanmayı uygun görmüş) tabi bulabilirse Amerika&#8217;ya kaçırmasını istemiştir. Guiliano ise son olarak Capo di capi&#8217;si (babaların babası) Don Croke ile savaşa hazırlanmaktadır. Bu vahşi ama inanılmaz savaşın galibi kim olacağı şöyle dursun, soluksuz bir maceranın içine dalacak, kimi zaman ihanetin kanlı bıçağını sırtınızda hissedecek, bazende sadakatin gücünü göreceksiniz. Savaşın şiddeti karşısında kanınız donacak aynı zaman içerisinde aşkın en saf haline şahit olacaksınız.</p>
<p>Büyüleyici bir güzelliğe sahip Akdeniz&#8217;in bu şirin adasından Amerika&#8217;ya uzanan bir macera. Değişik kültür ve yaşam tarzı. Benim Mario Puzo&#8217;ya hayranlığım şöyle dursun gerçekten klasik haline gelmiş bu destansı romanın okunması gereken kitaplardan olduğuna inanıyorum. Bilgilerinize sunulur:)</p>
<p>Keyifli okumalar,  görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif Şafak &#8211; Pinhan</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:37:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Elife Büyükçolpan]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1898</guid>
		<description><![CDATA[Elife Büyükçolpan “ Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile  bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın”.    Yazarın ilk romanı olmasına rağmen çok başarılı bir iş çıkarmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Elife Büyükçolpan</span></strong></p>
<p>“ Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile  bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın”.   </p>
<p>Yazarın ilk romanı olmasına rağmen çok başarılı bir iş çıkarmış. Yazarın bu kitabı yazdığında 25 yaşında olması, dili kullanma becerisi açısından beni çok şaşırttı. Yine etkili bir  tasavvuf masalı. Kitaba ilk başladığınızda birbirinden bağımsız gibi görünen bir sürü olay kitabın sonunda o kadar güzel bir şekilde birleşiyor ki, yazarın kurgu kabiliyetine hayran olmamak elde değil.</p>
<p>Kitabın dili daha önce bu tarz kitap okumayanlara ağır gelebilir. Kitap tarz ve dil olarak , biraz İskender Pala’nın Katre-i Matem’i ni,  biraz İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası&#8217;nı andırıyor. Çok fazla Farsça ve Arabça kelimeler kullanılmış ancak kitap öyle bir hayal dünyasına sokuyor ki sizi, bir de bakmışsınız Pinhan’ın kendine yapmış olduğu yolculuğa kaptırmışsınız kendinizi,  her sayfada onunla beraber bir damla daha arındığınızı hissediyorsunuz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp"><img class="aligncenter" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp" alt="" /></a><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp"></a></p>
<p> &#8221;İsimler büyülüdür. Sade büyülü mü, isimler hem de büyücüdür. Bir isimle ol ismi taşıyan, evvela hemnam; bir zaman sonra hemsıfat ve hemmeşrep; derken hemdil, hemkadeh ve hemsohbet; en nihayetinde de hem sefer oluverirler. Sefer vakti kapıya dayandığında, yolcu yolunda, hancı hanında gerektir.&#8221;</p>
<p>Gönlün nereyi gösterirse o yöne git diyen Durribaba’nın türbesine attığı adımla çıktığı yolculuğun hikayesidir Pinhan.  Ağaçtaki çocuktan Pinhan’a dönüşenin ve,  Akrep Arif ‘ten Nakş-ı Nigar’a dönüşen mahallenin hikayesidir.</p>
<p> Yine batıl inançlar, efsaneler,mahalleler, koca karılar, hayal gücü, sufilik, hepsi bir arada. Elif Şafak&#8217;ın hemen hemen bütün kitaplarını okudum ve en çok beğendiğim kitabı oldu diyebilirim. Elif Şafak ve bu tarz romanlar sevenlere tavsiye ederim.</p>
<p>&#8221; Periden güzel huriden müstesna</p>
<p>Sebebi envai bela türlü cefa</p>
<p>Yedi düvel çehrene müptela</p>
<p>Ben garip aşık-i şeyda iken</p>
<p>Terk-i can etmen reva mı bana</p>
<p>Bi-vefa, bi-vefa, bi-vefa&#8230;&#8221;</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gregory David Roberts &#8211; Shantaram</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/19/gregory-david-roberts-shantaram/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/19/gregory-david-roberts-shantaram/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 13:22:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory David Roberts]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1892</guid>
		<description><![CDATA[  Filiz KIŞLACIK Merhaba,   &#8220;Biri bana bu kitabın ne ile ilgili olduğunu sorarsa, ona dünyada ki her şeyle ilgili,diye cevap veririm&#8221;. Kapağındaki bu yazı dikkatimi çekti ve alıp okumama neden oldu. Etkilendiğimi söylemem gerek&#8230; Aşkı,insan sevgisini, yardımlaşmayı ve saf iyiliği, bununla birlikte macerayı bir arada bulucağınız, film tadında sürükleyici bir roman. Shantaram&#8217;da birçok karakterle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Filiz KIŞLACIK</span></strong></p>
<p>Merhaba,<br />
 </p>
<p>&#8220;Biri bana bu kitabın ne ile ilgili olduğunu sorarsa, ona dünyada ki her şeyle ilgili,diye cevap veririm&#8221;. Kapağındaki bu yazı dikkatimi çekti ve alıp okumama neden oldu. Etkilendiğimi söylemem gerek&#8230; Aşkı,insan sevgisini, yardımlaşmayı ve saf iyiliği, bununla birlikte macerayı bir arada bulucağınız, film tadında sürükleyici bir roman. Shantaram&#8217;da birçok karakterle tanışacak ama en önemlisi Bombay&#8217;ın renkli dünyasına adım atacaksınız. Kalın bir kitap olmasına nazaran (863 sayfacık:-)) akıcılığı ve dilinin sadeliği sayesinde nasıl bittiğini anlamayacaksınız. Gregory David Roberts&#8217;ın bir dizi silahlı soygun suçundan dolayı on dokuz yıl hapse mahkum edilmesi ve hapisten kaçıp on yıl boyunca Bombay&#8217;da kaçak yaşaması kitabı ayrıca ilginç kılıyor. Yazar gecekondu sakinleri için ücretsiz bir klinik işletmiş, Bombay mafyası için kalpazanlık ve silah kaçakçılığı yapmış. Tekrar yakalanınca da cezasını çekip serbest kaldığında başarılı bir medya şirketi kurmuş. Şimdi artık tam zamanlı bir yazar olup Bombay&#8217;da yaşamaktaymış. Kitap otobiyografi olmakla birlikte yazarın dürüstlüğüne şapka çıkartmak gerekli diye düşünüyorum. Edindiği tecrübeleri ve yaşadıklarını ustalıkla hikayeleştirebilmesi ise ayrıca taktire şayan. Bu kitapta yazar çıktığı içsel yolculuğa bizleri de davet ediyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/shantaram.jpg"><img class="size-full wp-image-1893 aligncenter" title="shantaram" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/shantaram.jpg" alt="" width="311" height="475" /></a></p>
<p>Kitaptan kısaca bahsedecek olursak: Lindsay banka soymak suçundan hapse girmiş, gardiyanlardan inanılmaz dayaklar yemiş, bunun akabinde hapisten kaçıp, Hindistan&#8217;ın Bombay şehrinde kaçak yaşamaya karar vermiştir. Şehre ayak basmasıyla birlikte Prabaker o kocaman gülümsemesiyle önce rehber olarak girer Lindsay&#8217;ın hayatına, daha sonra arkadaşı olur. Birlikte şehrin en karanlık köşelerine adım atarlar. Önce adı değişir kahramanımızın, nam-ı diğer Linbaba (Tanrı&#8217;nın huzuru bahşettiği) olur. O artık hintliler gibi kalbini açmayı, onlar gibi üzülüp onlar gibi sevinmeyi öğrenmektedir. Gecekondu mahallesinde yaşamaya başlamısıyla birlikte oradaki insanların zor hayatlarına şahit olur ve hiçbir şekilde sağlık hizmetinden yararlanamayan bu insanlara (ilkyardım ve teşhis-tedavi konusunda gayet bilgili) ücretsiz klinik açar.</p>
<p>Romanda insanların bu zor şartlara rağmen mutlulukları ve komün yaşam tarzlarını ayrca taktir ettim. Kendi hayatıyla birlikte başkalarının da yaşamını iyileştirme çabası Linbaba&#8217;ya bir çok dost kazandırır. Lakin kahramanımız hayatını yolunu sokmaya çalışırken burada da suça karışmaktan geri durmaz. Kadirhbai adında çok güçlü bir mafya babasıyla tanışmasıyla birlikte maceraya adım atar. Kadirhbai ile Linbaba&#8217;nın aralarındaki felsefik tartışmalar ise kitabı ilginç kılan bir diğer unsur.</p>
<p>İşte böyle&#8230;<br />
 </p>
<p>Linbaba ile birlikte aşık olup, suça karışmaya, güzel dostluklar edinip, güçlü düşmanlarla mücadele etmeye, Bombay&#8217;ın renki sokaklarında dolaşıp, Hindistan&#8217;ın köylerine ziyaret etmeye ve Afganistan&#8217;da savaşmaya ne dersiniz? Düşmeyen temposuyla ve renkli insanlarıyla kaçırılmaması gereken bir kitap. Ben çok sevdim, ilgilenenlerin beğenilerine sunulur;)</p>
<p>Görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/19/gregory-david-roberts-shantaram/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/19/gregory-david-roberts-shantaram/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jean Christophe Grange &#8211; Ölü Ruhlar Ormanı</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/18/jean-christophe-grange-olu-ruhlar-ormani/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/18/jean-christophe-grange-olu-ruhlar-ormani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 07:41:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Christophe Grange]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Özden Yavuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1884</guid>
		<description><![CDATA[  ÖZDEN YAVUZ   Uzun zamandır okumayı planladığım bir yazardı Grange. Elimde iki romanı olmasına karşın yeni çıkan kitabını görünce onu alıp okumaya karar verdim. Kitap 3 bölümden oluşuyor. Av, Çocuk ve Halk. İlk bölümü ne olacak, nasıl gelişecek diye merak ederek 2 günde okudum, ancak gidişat maalesef okuma hızımı kaybettirdiğinden kalanını 10 günde bitirdim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">ÖZDEN YAVUZ</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p>Uzun zamandır okumayı planladığım bir yazardı Grange. Elimde iki romanı olmasına karşın yeni çıkan kitabını görünce onu alıp okumaya karar verdim.</p>
<p>Kitap 3 bölümden oluşuyor. Av, Çocuk ve Halk. İlk bölümü ne olacak, nasıl gelişecek diye merak ederek 2 günde okudum, ancak gidişat maalesef okuma hızımı kaybettirdiğinden kalanını 10 günde bitirdim. Ağır yazılmış ben de ağır ağır, okumakta olduğum diğer kitaplardan arta kalan zamanlarda okudumJ Bitireli 2 hafta kadar oldu, aklımda kalanları aktarmaya çalışacağım.</p>
<p>Jeanne Korowa 35 yaşlarında, Paris’te yaşayan, başarılı bir sorgu yargıcı. Ancak özel hayatında oldukça mutsuz. travmalarla dolu kötü bir çocukluk geçirmiş. Küçük yaşlarında ablası sapık bir katil tarafından parçalanarak öldürülmüş. Katil bulunamamış. Annesi kendini toparlayamamış ve Jeanne’la hiç ilgilenmemiş. Başarılı bir üniversite hayatından sonra Arjantinde bir dönem geçirmiş. Sonrasında sorgu yargıcı olarak çalışmaya başlamış. Depresyon nedeniyle uzun süre hastanede yatmış. Gittikçe artan dozlarda kullandığı ağır ilaçları var. Özel ilişkilerinde hep kötü adamları bulmuş. Hepsi hüsranla sonuçlanmış. Kadın erkek eşitsizliğini ve modern şehir hayatında, çalışan kadının yerini sorgulayıp duruyor. ( e çok uzattın, artık sadede gel diyorsunuz değil miJ ama Grange uzatmış, ben ne yapayım?) neyse, son sevgilisinden yine kötü bir şekilde ayrılıyor. Jeanne evlilik ve çocuk lafları etmeye başlayınca adam hemen kaçıyor. Bu Jeanne’a çok dokunuyor. Thomas (son sevgili) takıntı haline geliyor. Yetkilerini kötüye kullanarak Thomas’ın gittiği psikiyatrın telefonlarını ve ofisine dinlemeye aldırıyor. Olaylar da işte bundan sonra başlıyor. O sıralarda bir arkadaşının sayesinde dışarıdan dahil olduğu vahşi şekilde öldürülüp, parçalanarak yenen kızların soruşturmasıyla ilgili olarak, psikiyatrın seanslarını dinlerken önemli bilgiler ediniyor. (ne tesadüf ki) bu yamyam seri katil, bu psikiyatrın hastası. Babasıyla birlikte seanslara devam ediyor. Böylece Jeanne katilin izini sürmeye başlıyor. Sadece adının Joachim olduğunu bildiği katil ve babasının peşinden Latin Amerika’ya gidiyor ve kendini kanlı bir takibin içinde bulmakla kalmıyor, bölgenin kan vahşet ve acılarla dolu siyasi tarihini yaşanlardan öğreniyor ve insan hayatını hiçe sayan kan ticaretini yakından görüyor&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"> <a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/olu-ruhlar-ormani.png"><img class="size-full wp-image-1885 aligncenter" title="olu-ruhlar-ormani" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/olu-ruhlar-ormani.png" alt="" width="291" height="486" /></a></p>
<p> </p>
<p>Dediğim gibi, ağır başlayan ağır ilerleyen ağır biten bir kitap. Giriş çok uzun. Boş yere yazılmış, olmasa da olur çok şey var. Karakterler iyi oturmamış. Katili hemen anlıyorsunuz. Zaten katil olabilecek başka kişi yok. Şansa fazla yer vermiş. Kendisinin bile gözüne batmış olacak ki, Jeanne Korowa bir yerde, sorgu ve araştırmada şansın büyük önemi olduğunu söyleyen bir tecrübeli meslektaşının sözlerini hatırlıyor. Ve kendisinin de şansının yaver gitmesinden memnun oluyor. Ama Jeanne’ın şansı o kadar yaver gidiyor ki gıpta ettiğimi söylemek isterim.</p>
<p>Kitaba fazlaca reklam alındığını da söylemeden edemeyeceğimJ Zor anlarda coca cola zeronun ferahlatıcılığı, XXX marka kahvenin muhteşem kokusunun uyuşukluğunu ya da yorgunluğunu alması, XXX marka arabalar, XXX marka gömlekler ayakkabılar&#8230;</p>
<p>Bir de ormandaki bölümler kesinlikle zorlamaydı. O bölge insanının bile girmekten çekindiği, uzak durduğu ormanda, her karışını biliyormuş gibi, Fransa’da modern hayatın içinde ömür geçirmiş bir sorgu yargıcı olarak, komandolara taş çıkaracak bir kaçış gerçekleştirdi. Dedim ya kendisini gıpta ile izledimJ Hiç olmazsa giriş bölümünde Jeanne’ın çocukluğuna kadar gereksiz ayrıntılar vereceğine, özel merakı olarak sporla uğraştığını, çetin doğa gezilerine katıldığını falan anlatsaydı ben de o kadar yadırgamaz, “hadi canım sen de” demezdim okurken. </p>
<p>Ancak, kitabı rehavet içinde okurken, (nasılsa Jeanne oluşacak her sorundan kurtulacak, istediği her bilgiye, her yere, herkese ulaşacak) tek bir yerde gözlerimi şaşkınlıkla açıp, ürpererek yerimde şöyle bir doğruldum. Katille ormandaki son karşılaşmaları&#8230; Başından beri çok şeyi tahmin etmeme rağmen, hatta o kaçış sahnesinde Grange’ın Jeanne’ın kafasındaki düşünceleri yazmasından, katilin ondan bir adım önde olduğunu ve kesinlikle bir yerlere çekildiğini düşünmüştüm de, o derece yakınlaşma aklıma gelmemiştiJ Evet orman katilin içindeydi. Bence kitabın çıkış noktası burası. Ve benim için kitaptaki tek vurucu bölüm.</p>
<p>Sonu da havada kalmış. En azından birkaç sayfa daha yazmalıymış. Son cümleler bana ortaokullarda yazdığımız kompozisyonları hatırlattı. Giriş gelişmeden sonra sonuç, “evet dersimizi aldık, artık hayatımızdan şikayet etmemeliyiz” J</p>
<p>Bütün bunlara rağmen kitabı beğenmediğimi söyleyemeyeceğim. Çok çok iyi yazılmış kurgulanmış bir kitap değil ama konusu hoşuma gitti.</p>
<p>Latin Amerika’daki siyasi çalkantılar ve devrimlerin akıttığı kanlarla, ilkel insanın yamyamlığının kanları karşı karşıya geliyor. İlkel vahşet modern vahşet. Birisi iç güdülerle diğeri keyifle yapılıyor. Canlı canlı yakılan insanlar, akıl almaz işkenceler, henüz doğuran kadınların öldürülmesi, bebeklerin başkalarına verilmesi, bunları yapanların cezalandırılmamaları ve yaptıklarından hiç pişmanlık duymamaları, kaybolan evlatlarının cesetlerini bulabilmeye bile razı olan Plaza Del Mayo annelerinin ızdırapları, uçaktan okyanusa timsahlara yem olmaları için atılanlar&#8230; ilkel insanla modern insanı karşı karşıya getirme fikri hoşuma gitti. Üzerinde biraz daha çalışsaydı çok daha iyi bir gerilim ve macera çıkabilirdi. ( ben kafamda çok daha farklı yazdım kitabı. Hayal gücüm sağolsun, Grange’ın yarattığı vücuda başka kıyafetler giydirdim. )</p>
<p>Neyse, fazla uzatmadan bitireyim. Büyük beklentiler içinde olmazsanız, Latin Amerika ve cangılda hoş bir macera geçirebilirsiniz.</p>
<p>NOT: gece kitapla ilgili düşüncelerimi henüz bitirmiştim ki, Göksel Özbek’in Koloni ile ilgili yorumlarını gördüm. Kitabın bomba kısmında geçen “asıl üzücü olan, her birimizin içinde bir nazinin bulunması. İstinasız hepimizin.” cümleleri, ( bu zamana kadar bir türlü oturtamadığım, nasıl yapabildi diye düşündüğüm), Jeanne’ın katilin kulağını ısırarak koparması ve parmağını sokup bir gözünü çıkarması (!!!!) olayının yazılma nedenini kafamda açıklığa kavuşturdu. Göksel Özbek’in yorumuna bakarak, Koloniyi okursam Ölü Ruhlar Ormanını tekrar okuyormuşum gibi hissedeceğimi anladığımdan, bir dahaki sefere elimdeki diğer kitabı Şeytan Yeminini okuyacağım.</p>
<p>Son olarak, şu anda okumakta olduğum Altan Öymen’in Öfkeli Yıllarını, belki kısa süre içinde yorum yazma fırsatı bulamayabilirim diye düşünürek, şimdiden herkese şiddetle tavsiye ediyorum.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/18/jean-christophe-grange-olu-ruhlar-ormani/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/18/jean-christophe-grange-olu-ruhlar-ormani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Ümit &#8211; Sis ve Gece</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/13/ahmet-umit-sis-ve-gece/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/13/ahmet-umit-sis-ve-gece/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 15:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Ümit]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1874</guid>
		<description><![CDATA[FİLİZ KIŞLACIK   Merhaba,   Dün bitirdiğim bu kitabı anlatıp anlatmamak arasında kararsız kaldım aslında. Polisiye roman sever biri olarak arkadaşımın (Elife`nin) ısrarı üzerine yazarın Beyoğlu Rapsodisi adlı kitabını aldım ilk olarak. Açıkçası benim bu tarz kitaplarda ki beklentimi karşılamadı. İkinci bir şans olarak (yalnız Ahmet Ümit ben kitaplarını okumuyorum diye çok üzülüyorda sanki lütufta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">FİLİZ KIŞLACIK</span></strong></p>
<p> </p>
<p>Merhaba,<br />
 <br />
Dün bitirdiğim bu kitabı anlatıp anlatmamak arasında kararsız kaldım aslında. Polisiye roman sever biri olarak arkadaşımın (Elife`nin) ısrarı üzerine yazarın Beyoğlu Rapsodisi adlı kitabını aldım ilk olarak. Açıkçası benim bu tarz kitaplarda ki beklentimi karşılamadı. İkinci bir şans olarak (yalnız Ahmet Ümit ben kitaplarını okumuyorum diye çok üzülüyorda sanki lütufta bulunup şans veriyorum <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> ) Sis ve Gece`yi okumaya başladım. Evet yazarın uslubu akıcı, dili anlaşılır kitap nasıl bitiyor anlamıyorsunuz bile ancak bir Sherlock Holmes bir Agatha Christie`den  aldığım hazzı bulamadım. Ahmet Ümit genel olarak mekanlar ve karakterler üzerinde çok ayrıntıya giriyor bana göre. Neyse kitabı tanıtmadan önce yazar hikayenin ortasında öyle bir şey yapmış ki  bütün heyecanım kayboldu bunu söylemeden geçemeyeceğim <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
 </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/Sis-ve-Gece.jpg"><img class="size-full wp-image-1875 aligncenter" title="Sis-ve-Gece" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/Sis-ve-Gece.jpg" alt="" width="270" height="446" /></a></p>
<p>Gelelim hikayemize; MİT ajanı evli ve iki çocuk babası olan Sedat bir gün arabasında vuruluyor ve yasak ilişki yaşadığı Mine aniden ortalardan kayboluyor. Teşkilatın içinde dalgalanmalar yaşanırken Sedat kimseye belli etmeden sevgilisini bulabilecek mi? Peki Sedat`ın vurulmasıyla Mine`nin kaybolması arasında bir ilişki var mı?Terörist örgüt tarafından planlı bir olay mı yoksa sadece raslantı mı? Bu sorulara cevap ararken bir solukta okunacak keyifli bir kitap. Çok fazla kafa yormamak ve iyi vakit geçirmek istiyorsanız tavsiye edebilirim.<br />
 </p>
<p>Ahmet Ümit genel olarak kalemi güçlü bir yazar. Sezar`ın hakkı Sezar`a:) Valla çok biliyorsan otur da kendin yaz diyebilir, ben de o zaman yazamadığımıdan dolayı bu kadar rahat eleştirebiliyorum diyerek gönlünü alabilirim sanırım <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/13/ahmet-umit-sis-ve-gece/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/13/ahmet-umit-sis-ve-gece/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Ümit &#8211; İstanbul Hatırası</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/11/ahmet-umit-istanbul-hatirasi/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/11/ahmet-umit-istanbul-hatirasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 13:49:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Ümit]]></category>
		<category><![CDATA[Elife Büyükçolpan]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1870</guid>
		<description><![CDATA[Elife BÜYÜKÇOLPAN   İstanbul; rüyaların şehri&#8230;  Asırlardır süregelen savaşlara, aşklara, depremlere, yangınlara ev sahipliği yapmış, boynunda inci gerdanlığıyla süzelen masum bir gelin gibi iki kıtanın tam arasında. Şimdi İstanbul’a kötü davrananlardan alınan intikamın maktülleri için cinayetlerin arka bahçesi olmuş olanca ihtişamıyla. Kitabı okurken İstanbul’un her köşesini ayrı güzellikle anlatmış Ahmet Ümit, yine müthiş tasvir yeteneğiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Elife BÜYÜKÇOLPAN</span></strong></p>
<p> </p>
<p>İstanbul; rüyaların şehri&#8230;  Asırlardır süregelen savaşlara, aşklara, depremlere, yangınlara ev sahipliği yapmış, boynunda inci gerdanlığıyla süzelen masum bir gelin gibi iki kıtanın tam arasında.</p>
<p>Şimdi İstanbul’a kötü davrananlardan alınan intikamın maktülleri için cinayetlerin arka bahçesi olmuş olanca ihtişamıyla.</p>
<p>Kitabı okurken İstanbul’un her köşesini ayrı güzellikle anlatmış Ahmet Ümit, yine müthiş tasvir yeteneğiyle sanki anlattığı güzelliklerin tablosunu çiziyor sizin için. Belki her gün önünden geçip de, kimin için, ne zaman, kim tarafından, nasıl yapıldığı konusunda bir saniye bile düşünmediğimiz İstanbul’un görkemli yapılarının önünden bu kitabı okuduktan sonra geçerken kafanızı kaldırarak şöyle bir bakacağanızı temin edebilirim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/istanbul-hatirasi.jpg"><img class="size-full wp-image-1871 aligncenter" title="istanbul-hatirasi" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/istanbul-hatirasi.jpg" alt="" width="295" height="496" /></a></p>
<p>Yedi hükümdar, yedi tarihi mekan, yedi gizemli olay ve yalın bir gerçek.</p>
<p>Sarayburnu, Çemberlitaş, Fatih Cami, Altın Kapı, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Süleymaniye Camii hepsiyle ilgili tarihçeleri okurken zaman tünelinde seyahate çıkmış gibi hissedeceksiniz.</p>
<p>Roma İmparatorluğu’ ndan Bizans’ a, oradan Osamanlı’ya ve günümüze binlerce yıllık tarihiyle İstanbul başrolünü oluştururken, başrol oyuncuları kendi İstanbul’unu anlatıyor.</p>
<p>Bir taraftan İstanbul tarihini özümserken diğer taraftan da ipuçlarını toplayarak cinayetleri çözmeye çalıştığınızı hissedeceksiniz.</p>
<p>Polisiye ve tarih romanlarını sevenler için şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap. Daha önce Ahmet Ümit okumuş olanlar varsa tereddütsüz alıp okusunlar. Ahmet Ümit’in okuyacağınız ilk kitabıysa başlayın ve devam edin derim. Keyifli okumalar.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/11/ahmet-umit-istanbul-hatirasi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/11/ahmet-umit-istanbul-hatirasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhsan Oktay &#8211; Anar Puslu Kıtalar Atlası</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 11:39:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Oktay Anar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1867</guid>
		<description><![CDATA[FİLİZ KIŞLACIK   Bu kitabı boynumun borcu bilerek, duyduk duymadık kalmasın diyerek siz kitap kurtlarına tanıtmayı kendime görev edindim. Dilimizin döndüğünce,gücümüzün yettiğince,yazarında affına sığınarak anlatmaya başlıyalım bakalım.   Efendim &#8220;ulema,cühela ve ehli dubara; ehli namus,ehli işaret ve erbah-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl,Isa Mesih`ten 1681 ve hicretten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">FİLİZ KIŞLACIK</span></strong></p>
<p> </p>
<p>Bu kitabı boynumun borcu bilerek, duyduk duymadık kalmasın diyerek siz kitap kurtlarına tanıtmayı kendime görev edindim. Dilimizin döndüğünce,gücümüzün yettiğince,yazarında affına sığınarak anlatmaya başlıyalım bakalım.<br />
 <br />
Efendim &#8220;ulema,cühela ve ehli dubara; ehli namus,ehli işaret ve erbah-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl,Isa Mesih`ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı&#8221; diye başlıyor masalımız. Çok eski İstanbul`a nam-ı diğer Konstantiniye  yolculuk yapmak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir kitap. Dili ilk bakışta sanki biraz ağırmış gibi gelsede okudukça gayet akıcı ve anlaşılır olduğunu göreceğiz. Korsanlar, dilenciler, soylular, hırsızlar, köle tacirleri, namus bekçileri, sadrazamlar, yeniçerileri, lağamcıbaşlarını, hep uyuyuyanları, hiç uyuyamayanları, umarbazları, büyücüleri, sihiri,ajanları, savaşı, yalanı, zaferi, mağlubiyeti, fiziği, elkimyayı&#8230; Yazar büyük bir ustalıkla harmanmış ve okuyucularını bu dünyaya buyur etmiştir. Eee davete icabet etmemek olmaz değil mi?</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/puslu-kitalar-atlasi.jpg"><img class="size-full wp-image-1868 aligncenter" title="puslu-kitalar-atlasi" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/puslu-kitalar-atlasi.jpg" alt="" width="337" height="515" /></a></p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Uzun İhsan Efendin uyuyor, uyudukça düşlere dalıyor ve hiç gitmediği diyarlara yolculuğa çıkıyor. Amacı uyandığında gördüğü yerlerden Puslu Kıtalar Atlasını yapabilmek. Bünyamin (kahramanımızın oğlu) ne yapacak? Hayatı yaşayarak mı öğrenecek yoksa emniyetli fakat tekdüze bir yaşamı mı tercih edecek? Dilenciler locasında neler oluyor? Büyükefendinin sırrı ne? Bunların hepsini etkileyici bir dille kitapta bulacak ve yazarla berabere hülyalara dalacaksınız.</p>
<p> <br />
E anlattığım yeter sanırım,bu kitaba ilgi duyanların beğenilerine sunulurKeyifli okumalar diyerek sözlerimi burda bitiriyor ve bir daha ki kitapta buluşmak dileğiyle esen kalın, mutlu kalın, hoşçakalın diyorum.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/11/ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atlantis Şifresi / Charles Brokaw</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/07/14/atlantis-sifresi-charles-brokaw/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/07/14/atlantis-sifresi-charles-brokaw/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 07:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Charles Brokaw]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1846</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Adından da, kapağındaki yorumlardan da anlaşılacağı üzere yine bir “Da Vinci Şifresi” benzeri bir kitap. “Da Vinci Şifresi”nin bu kadar tutması, yazarların hayal güçlerini duygusal sebeplerle sürekli Vatikan’ın sakladığı sırları keşfetmeye çalışan profesör temalarına odaklandırmışa benziyor. Daha birinci sayfadan Robert Langdon’un ikizi, Thomas Lourds ile hikâyeye başlıyoruz. Benim gerçek hayatta hiç dilbilimci tanıdığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/07/at.jpg"><img class="size-medium wp-image-1847  aligncenter" title="at" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/07/at-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Adından da, kapağındaki yorumlardan da anlaşılacağı üzere yine bir “Da Vinci Şifresi” benzeri bir kitap. “Da Vinci Şifresi”nin bu kadar tutması, yazarların hayal güçlerini duygusal sebeplerle sürekli Vatikan’ın sakladığı sırları keşfetmeye çalışan profesör temalarına odaklandırmışa benziyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha birinci sayfadan Robert Langdon’un ikizi, Thomas Lourds ile hikâyeye başlıyoruz. Benim gerçek hayatta hiç dilbilimci tanıdığım olmadı ama Amerikan romanlarında adım başı rastladığımız dilbilimciler sayesinde, bir gün görsem hiç yabancılık çekmeyeceğim. Yalnız, Langdon’dan farklı olarak, ikizinin libidosu fazla kaçmış ve ne hikmetse her limanda bir kadın üstüne atlamış. Kayıp kıta Atlantis efsanesi her kesim tarafından farklı yorumlandığı için – Gürcü kökenli olduğumuz için bizde bile Atlantis’te yaşayanların Gürcü olduğu efsanesi vardır &#8211; özellikle bu kitapta nasıl yorumlandığını merak ettim. Bu efsane ile birlikte beş kutsal müzik aleti okuyucuyu sayfaları çevirmeye teşvik ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne yazık ki kitapta kahramanımızın kadınlarla yapay cilveleşmeleri ve ilişkileri Atlantis efsanesinden ve sırlardan daha çok yer alıyor. Kitabın yazarı aslında erkeklerin iki cevval kadınla dünya seyahati fantezisini gerçekleştirmek istemiş ama kadın okuyuculardan nasıl tepki alacağını sanırım pek hesaplayamamış. Üstüne üstlük kahramanımızın hiçbir şey yapmasına gerek yok; halihazırda kadınlar sıraya giriyorlar onun için. Yalnız bu kadınlardan Leslie olan az çok silah kullanabilen, çatışmalardan korkmayan hafif cabbar bir tip iken, diğer kadın Natasha devreye girince (isim bile fanteziye uygun) Leslie&#8217;nin kaprisli, çıtkırıldım bir kıza dönüşmesini de anlayabilmiş değilim. Kitaptaki bir diğer ilginç olay ise Dünya&#8217;nın dört bir yanındaki televizyonlarda CNN kanalının çekebilmesi, Nijerya&#8217;nın kasabasındaki bir otelde bile izlenebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya seyahati demişken gidilen ülkelerde o ülkelerin yaşamlarına ve topraklarına ait biraz daha bilgi okumak isterdim. Özellikle Senegal ve Nijerya kısımlarından, hatta Abebayo gibi bir “dayı” bulmuşken ilginç saptamalar çıkabilirdi, yazık oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Indiana Jones ile birlikte arkeolojik macera türü birçok yerde işlendiği için bu kitap da daha tahmin edilebilir, basite indirgenmiş ve beklenen son ile biten bir eser olmuş. Bu türde fazla kitap okumamış kişilere kesinlikle ilgi çekici ve hareketli gelecektir ama diğerleri için kafayı dağıtacak, güzel eğlencelik bir kitaptan öte olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> İlk zamanlar bütün halklar birlikmiş, tek dil konuşurlarmış(&#8230;) Ada halkı Tanrı&#8217;yı kızdırmış, Tanrı denizi kabartmış ve insanların yaşadığı toprakları sular altında bırakmış(&#8230;) Kalanlara kendi dillerini vermiş, insanlar ortak dilleri olmadığı için birbirleriyle savaşmış.</p>
<div><strong>Orjinal Adı:</strong> The Atlantis Code</div>
<div><strong>Fiyatı:</strong> 9 TL</div>
<div><strong>Toplam Sayfa:</strong> 472</div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Not:</strong> 6/10</div>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/07/14/atlantis-sifresi-charles-brokaw/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/07/14/atlantis-sifresi-charles-brokaw/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terry Pratchett &#8211; The Truth</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-truth/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-truth/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 10:46:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>
		<category><![CDATA[Terry Pratchett]]></category>
		<category><![CDATA[Ankh Morpork]]></category>
		<category><![CDATA[Captain Carrot]]></category>
		<category><![CDATA[Commander Vimes]]></category>
		<category><![CDATA[Diskdünya]]></category>
		<category><![CDATA[Diskworld]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1813</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL William De Worde aslında basit bir soylu genci. Okumaktan başka sevdiği birşey olmayan, kendi halinde Ankh-Morpork&#8217;da yaşamaya çalışan ve klasik bir soylu ailesi tipindeki ailesinden uzak durmaya çalışan birisi. Bütün bunlar kendisinin Ankh-Morpork&#8217;un ve Discworld&#8217;ün ilk gazetesini çıkarmasına engel değil ama. Tabi herşey Patrician Lord Vetinari&#8217;nin kendi yardımcısını öldürmeye çalışması yüzünden ortaya çıkıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/Carpe-jugulum-1.jpg"></a><span style="color: #ff0000;">Rahim ÇETİNEL</span></strong></p>
<p>William De Worde aslında basit bir soylu genci. Okumaktan başka sevdiği birşey olmayan, kendi halinde Ankh-Morpork&#8217;da yaşamaya çalışan ve klasik bir soylu ailesi tipindeki ailesinden uzak durmaya çalışan birisi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1814 aligncenter" title="The-truth-1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/The-truth-1.jpg" alt="" width="200" height="300" /></p>
<p>Bütün bunlar kendisinin Ankh-Morpork&#8217;un ve Discworld&#8217;ün ilk gazetesini çıkarmasına engel değil ama. Tabi herşey Patrician Lord Vetinari&#8217;nin kendi yardımcısını öldürmeye çalışması yüzünden ortaya çıkıyor.</p>
<p>Üstelik kan içmemeye yemin etmiş bir vampir olan Otto (kan yerine fotoğrafçılığa merak salmış durumda) De Worde ile çalışmaya başlıyor.</p>
<p>Her tür yeniliğe ve şova meraklı Ankh-Morpork halkı daha ne ister ki?</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-truth/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-truth/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terry Pratchett &#8211; The Fifth Elephant</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-fifth-elephant/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-fifth-elephant/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 10:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>
		<category><![CDATA[Terry Pratchett]]></category>
		<category><![CDATA[Ankh Morpork]]></category>
		<category><![CDATA[Captain Carrot]]></category>
		<category><![CDATA[Commander Vimes]]></category>
		<category><![CDATA[Diskdünya]]></category>
		<category><![CDATA[Diskworld]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1810</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL Discworld dünyasının ve bence edebiyat dünyasının en ilginç karakterlerinden biri olan Sam Vimes, ki kendisi sadece bir yüzbaşı olarak başlamıştı ilk Discworld kitabında, bu kez Ankh-Morpork&#8217;un büyükelçisi ve temsilcisi olarak Igor&#8217;ların, vampirlerin ve kurtadamların dwarflarla birarada yaşadığı Überwald&#8217;a gönderiliyor. Gittiği yerde sorun çıkarmadan duramayan, sadece ve sadece kanunları (ama kendi yorumunu katarak) takip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/Carpe-jugulum-1.jpg"></a><span style="color: #ff0000;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/The-fifth-elephant-1.jpg"></a>Rahim ÇETİNEL</span></strong></p>
<p>Discworld dünyasının ve bence edebiyat dünyasının en ilginç karakterlerinden biri olan Sam Vimes, ki kendisi sadece bir yüzbaşı olarak başlamıştı ilk Discworld kitabında, bu kez Ankh-Morpork&#8217;un büyükelçisi ve temsilcisi olarak Igor&#8217;ların, vampirlerin ve kurtadamların dwarflarla birarada yaşadığı Überwald&#8217;a gönderiliyor. Gittiği yerde sorun çıkarmadan duramayan, sadece ve sadece kanunları (ama kendi yorumunu katarak) takip eden Commander Vimes (ki aynı zamanda Ankh-Morpork Dükü&#8217;dür kendisi) bu sefer bir yandan dwarflardan çalınmış bir kutsal bir ekmeği arıyor bir yandan da Überwald&#8217;da çıkacak olan savaşı engellemeye çalışıyor bu romanda.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="The-fifth-elephant-1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/The-fifth-elephant-1.jpg" alt="" width="202" height="300" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/Carpe-jugulum-1.jpg"></a><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/06/The-fifth-elephant-1.jpg"></a></strong><br />
Gene bu kitapta da Vimes&#8217;ın karakterinin farklı taraflarını görme şansı elde ediyoruz. Tabii Vimes gitmişken Ankh-Morpork şehir muhafızlarının başında yer alan Captain Carrot herşeyi gayet güzel yönetmeye devam ediyor.</p>
<p> <br />
Peki ya Captain Carrot da gider ve bütün yönetim ömrü boyunca çavuş olarak kalmış ve bundan çok memnun olan Fred Colon&#8217;a geçerse?</p>
<p>Bütün bu sorularının cevabını bu harika kitapta bulmak mümkün.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-fifth-elephant/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/06/19/terry-pratchett-the-fifth-elephant/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
