<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kitaplog.net &#187; Macera</title>
	<atom:link href="http://kitaplog.net/category/turler/macera/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitaplog.net</link>
	<description>Sakın kitap okumayın!!! Zehirlidir!.. Isırır!...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Oct 2011 07:36:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Kontratak / Şener Çelik Berkman</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/05/06/kontratak-sener-celik-berkman/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/05/06/kontratak-sener-celik-berkman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 14:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Şener Çelik Berkman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2153</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Amerikan tarzı hareketli sahnelerin arasına Türk tarzı siyasetin ve futbol terimlerinin yedirildiği ilginç bir roman. Kitabın kapağının çizgi roman tarzında olmasından ve kitabı fuardan &#8220;3 kitap 10 TL&#8221; kampanyasından almış olmamdan dolayı beklentimi yüksek tutmamıştım ama yazarın önsözdeki “satın almaya değer görüp okumaya zaman ayıracağınız için teşekkür ederim” sözüne cevaben, aldığım fiyatın üstüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/05/Kapak-Kontratak-April1.jpg"><img class="size-medium wp-image-2162 alignnone" title="Kapak-Kontratak-April" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/05/Kapak-Kontratak-April1-196x300.jpg" alt="" width="196" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Amerikan tarzı hareketli sahnelerin arasına Türk tarzı siyasetin ve futbol terimlerinin yedirildiği ilginç bir roman. Kitabın kapağının çizgi roman tarzında olmasından ve kitabı<a href="http://kitaplog.net/2010/11/07/29-istanbul-kitap-fuari/"> fuardan</a><em><a href="http://kitaplog.net/2010/11/07/29-istanbul-kitap-fuari/"> </a>&#8220;3 kitap 10 TL&#8221; </em>kampanyasından almış olmamdan dolayı beklentimi yüksek tutmamıştım ama yazarın önsözdeki “satın almaya değer görüp okumaya zaman ayıracağınız için teşekkür ederim” sözüne cevaben, aldığım fiyatın üstüne de satın alınmaya değer görülecek bir kitap olduğunu belirtebilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, hiç lafı uzatmadan doğrudan <strong>Kuzey Irak</strong>’taki bir çatışma ile başlıyor ve tempoyu düşürmeden aynen devam ediyor. Genelde insan okurken tasvirlerin, durumların anlatıldığı kısımları bitirip bir an önce hareketli sahnelere geçmek ister ama bu kitapta sürekli üst seviyede süren tempo da bazen okuyucuyu yoruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuyu özetlersek; uluslar arası bir konseyin toplantısına çağrılan<strong> Yavuz Sipahi </strong>isimli memleket sevdalısı gazetecimiz, toplantıyı gizlice kaydediyor ve evine postalıyor. Kayda erişmek isteyen güçler <strong>Yavuz Sipahi</strong>’yi öldürdükten sonra; oğlu<strong> Kemal Sipahi</strong>, üç dostunu da yanına alarak ünlü bir programın arasında korsan şekilde kaydı yayımlamaya çalışıyor. Elbette bu yayına kanalın güvenlik güçleri, özel tim ve uluslar arası konseyin adamları engel olmaya çalışıyor. <strong>Kemal Sipahi</strong>’nin üç dostundan biri terör çatışmalarına katılmış, eli iyi silah tutan<strong> Zara </strong>isimli bir kızımız ve kaydın konusu da Güneydoğuda kurulmak istenen Kürdistan olunca, malum konulara bolca değiniliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın iki özelliği çok hoşuma gitti. Baskın yapılan TV katının planının çizilerek okuyucuya sunulması ve kitap boyunca bahsedilen kaydın CDsinin arka kapakta bulunması. Bu tür materyaller kitabı kâğıt üzerine basılmış kelimelerin ötesine taşıyıp, kurguyu aklımızda daha kanlı-canlı bir şekilde canlandırmamızı sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, kitapta çok sayıda mantık hatası var. İlk olarak, her dersi İngilizce verilen Boğaziçi Üniversitesinde Amerikalı bir öğretim üyesinin Türkçe ders anlatması, o okuldan biri olarak hemen gözüme battı. Bunun dışında, bu kadar güçlü bir uluslar arası konseyin, 24 dakikalık kayıt sırasında, toplantı salonundan yapılan bu gizli kamera çekimini kimin yaptığını bulamaması ve bulduktan sonra ancak o adam ülkesine döndükten sonra önlem almaya çalışması bana çok zorlama geldi. Filistinli cihat savaşçılarının niye müslüman olmayan bir lejyonerin komutuna riayet ettiklerini de anlamadım. Kitabın sonuna doğru da <strong>Zara</strong> polisler çatıya çıkmasın diye 1.kat merdiven girişine ısı sensörlü bomba koydu ve çatıya çıkıp çatıyla yangın merdivenin bağlantısını kopardı. Kitapta, burada polisler çatıya bir türlü çıkamadı ama bu durumda polisler yangın merdiveni ile 2.kata çıkıp oradan normal merdivenle çatıya çıkabilirlerdi. Mantığıma uymayan bu hata açıkçası o anda beni kitabın sürükleyiciliğinden kopardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gençlerin bu kadar uğraşıp TV binasını basacaklarına, kaydı internete neden vermedikleri, her ne kadar kitap içerisinde beklenen etkiyi yaratmayacağı için tercih edilmediği anlatılsa, kafama takılmıştı. Kitabı bitirdikten sonra gerçeğe benzeyen, Amerikan aksanlı önemli birinin gizli kameraya çekilmiş havasında oluşan CDdeki videonun<a href="http://www.youtube.com/watch?v=cXFj2MbwSyU"> youtube </a>sitesine konduğunu gördüm. İzlenen videonun etki yapmasını bırakın, kimse altına bu komplo teorisi de nedir, bu adam kimdir diye yorum bile yazmamış. O kaydı izleyenlerin %90ından fazlasının kitaptan haberi olmadığını kabul edersek, bu konuda yazara hak verdim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, bu kitap filme çekilse fena bir şey ortaya çıkmaz ama roman olarak fazla yüzeysel durmuş. Öte yandan bundan daha basit romanlar yazıp, pohpohlanan yabancı yazarların yanında, farklı ve yaratıcı yöntemler kullanarak hoş okunur, modern bir popüler kültür eseri oluşturan <strong>Şener Çelik Berkman</strong>’ın emeği elbette ki alkışı fazlasıyla hak etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> &#8220;Hiçbir mücadelede kafanı rakiplerinin gücüne takmayacaksın, oğlum. Sadece kendi atağınızı planlayın ve hücum edin!”<br />
<strong>Etiket fiyatı:</strong> 22 TL<br />
<strong>Toplam sayfa:</strong> 400<br />
<strong>Not:</strong> 6/10</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/05/06/kontratak-sener-celik-berkman/&via=&text=Kontratak / Şener Çelik Berkman &related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2011/05/06/kontratak-sener-celik-berkman/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/05/06/kontratak-sener-celik-berkman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brandon Sanderson &#8211; Mistborn serisi</title>
		<link>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 16:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Brandon Sanderson]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Epik(Kahramanlık)]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Cetinel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2126</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ÇETİNEL   Brandon Sanderson ismini Robert Jordan&#8216;ın  The Wheel of Time (Zaman Çarkı) kitaplarının devamını yazması için seçildiğinde duydum. Robert Jordan ölmeden önce bitirmeye çalıştığı fakat başaramadığı serinin son kitabını yazması için bizzat kendisi seçmiş Sanderson&#8217;ı. Durum böyle olunca kendisi baştan benim gözümde ekstra puanla başladı desem yeridir. Sonrasında serinin 12&#8242;inci kitabını (daha sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn1.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Rahim ÇETİNEL</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p>Brandon Sanderson ismini <a href="http://kitaplog.net/category/yazarlar/robert-jordan/" target="_blank">Robert Jordan</a>&#8216;ın  The Wheel of Time (Zaman Çarkı) kitaplarının devamını yazması için seçildiğinde duydum. Robert Jordan ölmeden önce bitirmeye çalıştığı fakat başaramadığı serinin son kitabını yazması için bizzat kendisi seçmiş Sanderson&#8217;ı. Durum böyle olunca kendisi baştan benim gözümde ekstra puanla başladı desem yeridir.</p>
<p>Sonrasında serinin 12&#8242;inci kitabını (daha sonra kitabın 3 kitap olarak çıkarılacağı ortaya çıktı) okurken en başında Sanderson&#8217;ın Robert Jordan hakkında yazdıklarını dinleme şansım oldu (serinin 12 ve 13&#8242;üncü kitaplarını dinledim). Oldukça samimi birşekilde yazılmış olan ithaf Sanderson&#8217;a olan saygımı daha da arttırdı. Durum böyle bir hal alınca Sanderson&#8217;ın bir yazar olarak okuma listeme girmemesi gibi bir durum olamazdı elbette. İlk olarak Mistborn serisini dinledim (okudum da demek isterdim ama kitapların siparişle gelmesi zaman alacaktı). Bu yazı da Sanderson&#8217;ın kitaplog&#8217;a ilk olarak konuk olacağı Mistborn (Sistendoğanlar olarak çevirebiliriz) üçlemesini anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn3.jpg"><img title="mistborn4" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn4.jpg" alt="" width="252" height="407" /></a></p>
<p>Ortalıkta olan fantastik kurgu romanların oldukça dışında, kendine çok özgün bir dünya yaratmayı başarmış bu kitapta yazar. Açıkçası bu roman serisi, çok uzun süredir okuduğum en karanlık ve umutsuz dünyalardan birini içeriyor. Umutsuz derken, elbette romanlarda tamamen umutsuz bir dünyadan bahsetmediğini de eklemek isterim. Gene de yazarın yarattığı dünya tamamen kendine özgü ve ilgi çekici, tamamen orijinal bir dünya.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn2.jpg"></a></p>
<p>Seri, Lord Ruler (Yönetici Lord) olarak adlandırılan bir imparatorun baskı ve zalimlikle yönettiği bir dünyada bir grup maceraperest soyguncu ve dolandırıcının Kelsier adında bir Mistborn yönetiminde Lord Ruler&#8217;ı devirmek için bir araya gelmelerini anlatıyor. Daha fazla detay vermeden önce Mistborn dünyasını anlatmak gerek önce.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn3" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn3.jpg" alt="" width="221" height="336" /></p>
<p>Mistborn dünyasında en kalabalık ve en çok ezilen grup Skaa adı verilen, karın tokluğuna çalıştırılan, sürekli eziyet edilen ve öldürülen, her daim baskı altında olan ve hiçbir değerleri olmayan insanlardan oluşuyor. Skaa&#8217;lar dışında bir de asiller var, Skaa&#8217;ları yöneten, onlar hakkında her türlü tasarruf yetkisine sahip başka bir grup insan. Bunun dışında üremeleri baskıcı bir şekilde direk Lord Ruler tarafından kontrol edilen Terris insanları da bir başka insan grubu. Sayıca daha az olan bu grubun erkekleri doğdukları zaman iğdiş ediliyor, kadınları ise hamilelik programlarında belli erkeklerle çiftleştirilip çocukları da kurallar ve kontrol dahilinde yetiştiriliyor. Terris insanlarının en önemli özellikleri çok iyi hizmetçi olmaları. Zaten bu alanda yetiştiriliyorlar sadece. Bunun dışındaki alanlarda görev almaları imkansız.<br />
Bunun dışında haklarında çok az bilgi olan, aşırı savaşçı ve akılsız, görünüş olarak insana çok az benzeyen Koloss&#8217;lar ve istedikleri bedeni taklit edebilen, çok iyi birer ajan olan Kandra&#8217;lar da Final Empire&#8217;da yaşayan diğer gruplar.</p>
<p>Kitabın geçtiği dünyada tek bir ülke, tek bir imparatorluk var ve bu imparatorluk &#8220;En Son İmparatorluk (The Final Empire)&#8221; olarak adlandırılıyor. Bu ülke geceleri hiçbirşeyin görülmesine izin vermeyen bir sisle kaplanıyor. Sis görüşü neredeyse sıfıra indirirken, siste dışarı çıkmanın ölüm getirdiğine inanılıyor. Özellikle Skaa toplumu için sisten korkmak yemek içmek kadar doğal ve genlerine işlemiş bir durum. Lord Ruler&#8217;ın Final Empire&#8217;ı bin yıldır yönettiği ve öldürülemez olduğu bilgisini de eklemek gerekir burada. İşte bu karışık ve karanlık dünyada, baskıcı ve herşeyde sonuna kadar kontrolü olan bir Tanrı-Yönetici&#8217;yi yıkmak için yola çıkıyor Kelsier ve arkadaşları.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn2" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn2.jpg" alt="" width="338" height="513" /> </p>
<p> </p>
<p>Burada bir de, Mistborn ve Misting&#8217;lerden bahsetmek gerekir. Mistborn dünyasında bildiğimiz veya alışageldiğimiz anlamda büyü yok. Onun yerine değişik metalleri içen ve bu metaller vücutlarındayken onları yakarak kullanan Misting ve Mistborn&#8217;lar var. Toplamda 16 farklı metalin yakılabildiği bu ortamda, bu 16 metalden sadece bir tanesi yakabilenlere Misting deniyor. Bütün metalleri yakabilenlere de Mistborn deniyor. Geniş anlamda ise &#8220;Allomancer&#8221; olarak gruplandırılıyorlar. İngilizce&#8217;de alaşım anlamına gelen &#8220;alloy&#8221; kelimesinden türetilmiş &#8220;Allomancer&#8221; ve Türkçe&#8217;de bir karşılığı yok. Romanlar çevrildiğinde ne deneceğini birlikte göreceğiz elbette.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn5.jpg"><img class="size-full wp-image-2131 aligncenter" title="mistborn5" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn5.jpg" alt="" width="667" height="431" /></a></p>
<p> </p>
<p>Yakılabilen metallerden bazı örnekler şöyle:</p>
<p><strong>Çelik (Steel):</strong> Metal objeleri itmeye yarıyor. Bununla örneğin bir Mistborn yere attığı küçük bir demir parayı iterek uçuyormuş izlenimi verebilir.</p>
<p><strong>Demir (Iron):</strong> Metal objeleri çekmeye yarıyor. Aynı şekilde çatıda sabit bir demiri çekerek gene bir uçma efekti yaratmak mümkün. Çelik ve Demir ikilisinin romanda pek çok kullanımına rastlıyoruz zaten.</p>
<p><strong>Teneke (Tin):</strong> Beş duyuyu hassaslaştırıyor. Çok daha iyi görmeyi, işitmeyi, dokunmayı&#8230; sağlıyor. Sadece Kalay kullanabilen Misting&#8217;lere Tenekegöz-göz (Tin-eye) deniyor.</p>
<p><strong>Pewter (Kalay):</strong> Fiziksel gücü oldukça yüksek bir şekilde arttırıyor. Buna hız, çeviklik, vücudun darbelere çok daha fazla dayanması, yorgunluk hissedilmemesi gibi şeyler de dahil. Aynı zamanda yaralandıktan sonra Kalay yakan Misting ve Mistborn&#8217;lar çok daha çabuk iyileşiyorlar.</p>
<p><strong>Çinko (Zinc):</strong> Başkalarının duygularını arttırıp güçlendirmeye yarayan bir metal. Örneğin korku duyan birisine bu metalle müdahale edilip cesareti güçlendirilince kişi korkudan çok cesaretini hissetmeye başlıyor.</p>
<p><strong>Pirinç (Brass):</strong> Başkalarının duygularını yatıştıran bir metal. Çinkonun tersine çalışmasına rağmen aynı etkiyi sağlaması mümkün. Örneğin korku, cesaret gibi hisleri bir arada hisseden birisinin cesaret dışındaki bütün duygularını yatıştırınca ön planda gene cesaret kalıyor.</p>
<p><strong>Bakır (Copper):</strong> Misting&#8217;leri arayıcı olarak biliniyor bu metali yakanların. Bu metal yakıldığında yaydıkları titreşimlerden diğer Allomancer&#8217;ları farketmeye başlıyor yakan kişi.</p>
<p><strong>Bronz (Bronze):</strong> Bu metal de saklayıcı olarak bilinen Misting&#8217;lerin yaktığı metal. İki etkisi var, birincisi yakıldığında Allomancer&#8217;ın çevresinde kendisinin ve diğer Misting veya Mistborn&#8217;ların yaktığı metallerin titreşimlerini saklıyor; ikincisi de kullanıcısını duygusal etkilere karşı (Çinko ve Pirinç) tamamen koruyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="mistborn1" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2011/01/mistborn1.jpg" alt="" width="315" height="473" /></p>
<p> </p>
<p>Lord Ruler&#8217;ı yıkmak isteyen grubun lideri Kelsier bir Mistborn. Gruptaki diğer elemanlar da sırayla, bir başka Mistborn Vin, Sakinleştirici Breeze, Kalay yakan ve paralı bir asker olan Ham, bir Teneke-göz olan kimsenin anlamadığı bir aksanda konuşan Spook, saklayıcı olan Clubs, herhangi bir metali yakma özelliği olmamasına rağmen çok düzenli ve pratik olduğu için grubun vazgeçilmezi Dox. İşte bu grup, Kelsier&#8217;ın peşinde herkes tarafından imkansız kabul edilen bir görevi gerçekleştirmek için yola çıkıyorlar.</p>
<p>Kitapların bundan sonrasında olanlar gerçekten harika kurgulanıp, en sonunda şaşırtıcı bir güzellikle toparlanmış. Kitaplarda gerçekler ortaya çıktıkça, saklı veya bilinmeyenler gözler önüne serildikçe içimden helal olsun dedim bir kaç kez. Gerçekten de, şaşırtan, merak ettiren, heyecanla kendini takip ettiren ve çok orijinal bir kitap ortaya çıkarmış Brandon Sanderson.</p>
<p>Okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/&via=&text=Brandon Sanderson - Mistborn serisi&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2011/01/28/brandon-sanderson-mistborn-serisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lorenzo Carcaterra &#8211; Gangster</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/12/22/lorenzo-carcaterra-gangster/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/12/22/lorenzo-carcaterra-gangster/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 14:47:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Lorenzo Carcaterra]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2104</guid>
		<description><![CDATA[  Filiz KIŞLACIK Merhaba,   Çok sevdiğim bu romanı siz kitap kurtlarına tanıtmak istedim. Yıllar önce okuduğum bir roman aslında ama konusu ve anlatımı bakımından ben de etkisini hala sürdürmekte. Lorenza Carcaterra&#8217;nın &#8220;Kardeş Gibiydiler&#8221; (Sleepers) adlı romanı bilindiği üzere sinemaya uyarlanmış ve büyük bir başarı elde etmişti. Yazarın uslubu ve yazmaktaki ustalığı kadar, seçilen konular [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Filiz KIŞLACIK</span></strong></p>
<p style="text-align: left;">Merhaba,<br />
 <br />
Çok sevdiğim bu romanı siz kitap kurtlarına tanıtmak istedim. Yıllar önce okuduğum bir roman aslında ama konusu ve anlatımı bakımından ben de etkisini hala sürdürmekte. Lorenza Carcaterra&#8217;nın &#8220;Kardeş Gibiydiler&#8221; (Sleepers) adlı romanı bilindiği üzere sinemaya uyarlanmış ve büyük bir başarı elde etmişti. Yazarın uslubu ve yazmaktaki ustalığı kadar, seçilen konular bakımından da her iki roman çok etkileyeci. Ama benim gönlümde Gangster&#8217;in yeri her zaman başka <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left;">
 <br />
20.yy başlarında acımasız mafya kurallarının işlediği İtalya. Yaşadıkları trajiden kurtulmak için New York&#8217;a kaçmaya hazırlanan bir aile. Sırlarıyla beraber çıktıkları bu zorlu yolda dünyaya gelirAngelo Vestieri. Annesi doğum sırasında ölür ve hiç tanımadığı bir ülkede babasıyla bir başına kalır. Yoksulluk ve çaresizlik içindedirler. Korkunç sırrın gölgesinde büyüyen Angelo geçmişinden ve babasından kurtulmak üzere New York çetelerine girer. İlk başta korktuğu bu camiada, zamanla duruma hakim olmanın verdiği güçle çete şefliğine kadar yükselir. O, bu suç dolu dünyanın lideridir artık. Bu mücadele dolu hayatında bir gün küçük Gabe ile tanışır. Himayesine aldığı bu çocuğa sevgisini verir ve bildiği herşeyi öğretir. Şimdi Gabe için karar zamanıdır. Çok sevdiği Angelo&#8217;nun suç dolu hayatının varisi mi olacak yoksa bu dünyanın dışında kalmayı mı tercih edecektir?</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/12/gangster.jpg"><img title="gangster" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/12/gangster.jpg" alt="" width="303" height="500" /></a></p>
<p> <br />
İtalya&#8217;dan, nefret ettiği mafyadan kaçmak isterken ödediği bedeller düşününce, oğlunun mafya lideri olması kaderin garip bir cilvesi olsa gerek. Ne kadar kaçmak istesek de bazen,trikotajla hiçbir ilgisi olmadığı halde kader ağlarını örüyor sanırım:)</p>
<p style="text-align: left;">
 <br />
Soluk soluğa okuyacağınız bu romanda heyecanın bir an için bile azalmadığına şahit olacaksınız. Konun işlenmesindeki ustalık zaten taktire şayan. Bu tarz roman severlere ısrarla okumalarını öneriyorum. Ama yok, &#8220;vay efendim ben sevmem bu tür romanları&#8221; derseniz eğer, çok şey kaçırıyorsunuz derim:) Görüşmek üzere, keyifli okumalar&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p> <br />
Not: Arada &#8220;Filiz nerelerdesin? Hiç yeni kitap tanıtmıyorsun&#8221; falan deyin azıcık, hiç ısrar yok ya hu&#8230;:P</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/12/22/lorenzo-carcaterra-gangster/&via=&text=Lorenzo Carcaterra - Gangster &related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/12/22/lorenzo-carcaterra-gangster/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/12/22/lorenzo-carcaterra-gangster/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırılma Noktası / Barry Eisler</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/11/02/kirilma-noktasi-barry-eisler/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/11/02/kirilma-noktasi-barry-eisler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2010 11:27:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>goksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Barry Eisler]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2013</guid>
		<description><![CDATA[Göksel ÖZBEK Kitabı almamın yegâne sebebi arka kapaktaki özetinde konunun bir kısmının İstanbul’da geçtiğinin yazması idi. Yoksa, kapakta geçen “Uluslar arası Bestseller” sözünün yazış olduğuna her türlü emindim, bu kitap uluslar arası bestseller ise diğerleri galaksiler arası bestseller olmalı. Ailevi meselelerden ötürü araları küçüklüklerinde bozulmuş Alex ve Ben isimli iki kardeş var kitabımızda. Alex, önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Göksel ÖZBEK</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://1.bp.blogspot.com/_OCPUEUO59Sw/TM17hSacSJI/AAAAAAAAAuk/PRyjyQx2H8Y/s1600/kirilma_noktasi.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534215328916850834" style="display: block; margin: 0px auto 10px; width: 206px; cursor: hand; height: 320px; text-align: center;" src="http://1.bp.blogspot.com/_OCPUEUO59Sw/TM17hSacSJI/AAAAAAAAAuk/PRyjyQx2H8Y/s320/kirilma_noktasi.jpg" border="0" alt="" /></a>Kitabı almamın yegâne sebebi arka kapaktaki özetinde konunun bir kısmının İstanbul’da geçtiğinin yazması idi. Yoksa, kapakta geçen <em>“Uluslar arası Bestseller”</em> sözünün yazış olduğuna her türlü emindim, bu kitap uluslar arası bestseller ise diğerleri galaksiler arası bestseller olmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ailevi meselelerden ötürü araları küçüklüklerinde bozulmuş <strong>Alex</strong> ve <strong>Ben</strong> isimli iki kardeş var kitabımızda. <strong>Alex</strong>, önemli bir yazılımın sahibi olan birinin avukatı iken müvekkili öldürülüyor ve kendisi bu gizli yazılımın şifreleriyle tehdit altında kalıyor. <strong>Ben</strong>, o sırada İstanbul’da gizli örgüt ajanı olarak İranlı hedeflerini haklamakla meşgul. Yazarın <a href="http://www.barryeisler.com/photo_fault.php">internet sitesinden</a> İstanbul’u bizzat gezdiğini ve İranlıların suikastı için İstanbul’un karambola en elverişli mekanlarından biri olan Mısır Çarşısı’nın sokağında Kurukahveci Mehmet Efendi’nin önünü seçtiğini görüyoruz. Suikast sonrası, kahramanımız bir de Ankara’ya geçiyor; biraz da oradan bahsedildikten sonra tehdit altındaki kardeşi <strong>Alex</strong>’ten yardım çağrısı alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki kahramanımızdan başka <strong>Alex</strong>’in davasındaki ortağı İran asıllı avukat <strong>Sarah</strong> da macera içine giriyor. Bu yolla kitap süresince Amerikalıların İranlılara bakışı az çok inceleniyor, <strong>Ben</strong> sürekli İranlı olmasından dolayı <strong>Sarah</strong>’tan şüpheleniyor vs.vs. Türkçe&#8217;ye çevrilen yabancı kitaplarda şu <strong>Ben</strong> ismine de bir çözüm bulmaları lazım, diyaloglarda sürekli Türkçe&#8217;deki birinci şahıs zamiri olan <em>&#8220;ben&#8221;</em> kelimesi ile karışıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, <strong>Alex</strong> ile <strong>Ben</strong>’in buluşmasına kadar hukuki ve bilişim dünyasına ait bir sürü terimle okuyucuyu boğuyor. <strong>Ben</strong>’in gelmesinden sonra biraz daha olaylar hızlanıyor, finalde de hafif sürpriz bir gelişme ile zaten fazla bir beklenti içinde olmadığınız için umduğunuz şekilde sonlanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Amerikalıların sürekli kendi değerlerini şişirip nasıl öne çıkarmaya gayret ettiklerini hayranlıkla izliyorum. Burada bile böylesine basit bir roman yazan bir yazarı <em>“bestseller”</em>, <em>“hayran olunacak yazar”</em> diye pohpohlayabilirken, biz nedense kendi değerlerimizin sürekli açığını arayarak, magazin seviyesine düşürüp basitleştiriyoruz. Sonuçta da, kendimiz de gidip cafcaflaşan diğer yıldızlara hayran olabiliyoruz.</p>
<p><strong>Kitabın bomba kısmı:</strong> Bilgi özgürleşmek ister.<br />
<strong>Etiket fiyatı:</strong> 17 TL<br />
<strong>Orijinal adı:</strong> Fault Line<br />
<strong>Toplam sayfa:</strong> 415<br />
<strong>Not:</strong> 3/10<br />
<strong>Tanıtım filmi:</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="361" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x8lzu0?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="361" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x8lzu0?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
</div>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/11/02/kirilma-noktasi-barry-eisler/&via=&text=Kırılma Noktası / Barry Eisler&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/11/02/kirilma-noktasi-barry-eisler/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/11/02/kirilma-noktasi-barry-eisler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gereği Düşünüldü &#8211; Cihat T.</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/11/02/geregi-dusunuldu-cihat-t/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/11/02/geregi-dusunuldu-cihat-t/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2010 10:34:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cihat T.]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Çetinel]]></category>
		<category><![CDATA[Polisiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2008</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA CETINEL Yeniden Merhaba, Su anda anlatacagim kitap, belki de Türk yazarlardan okumus oldugum ilk polisiye kitap. Öncelikle bir itirafta bulunmam gerekiyor. Son zamanlara kadar Türk yazarlarina (genc yazarlara) cok fazla ilgi göstermiyordum. Cünkü okumus oldugum birkac eser beni hayal kirikligina ugratmis oldugu icin, uzak durmustum Türk yazarlarindan. Daha sonra Orkun Ucar ile bu kisitlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><strong>MUSTAFA CETINEL</strong></span></p>
<p>Yeniden Merhaba,</p>
<p>Su anda anlatacagim kitap, belki de Türk yazarlardan okumus oldugum ilk polisiye kitap.</p>
<p>Öncelikle bir itirafta bulunmam gerekiyor. Son zamanlara kadar Türk yazarlarina (genc yazarlara) cok fazla ilgi göstermiyordum. Cünkü okumus oldugum birkac eser beni hayal kirikligina ugratmis oldugu icin, uzak durmustum Türk yazarlarindan. Daha sonra Orkun Ucar ile bu kisitlama delindi diyebilirim. Ardindan yavas yavas Türk yazarlarimizdan da okumaya basladim.</p>
<p>En sonunda da, aslinda cok fazla sevmedigim bir tür olan polisiye türünde bir kitap okudum. Genel bir degerlendirme yapip, 10 üzerinden bir not vermem gerekirse, 6 veririm bu kitaba. Sebeplerine asagida deginecegimden emin olabilirsiniz.</p>
<p>Kitabimiz Istanbul&#8217;da gecmektedir. Icerik ve konu olarak bana tamamen Dan Brown kitaplarini hatirlatsa da temel bazi farkliliklar oldugunu belirtmem gerekiyor. Dan Brown&#8217;a ait eserlerde oldugu gibi, bu kitapta da cesitli sekillere sokulmus cesetler sehrin belirli noktalarindan ortaya cikmaya basliyor. Özel olarak, belli pozisyonlarda oturtulmus, vücuda ait bazi parcalarla baslayan bu dagilim, sehrin etrafinda bir kac gün arayla ortaya cikmaya basliyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/gd.jpg"><img class="size-medium wp-image-2009  aligncenter" title="gd" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/gd-192x300.jpg" alt="" width="192" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: center;">
<p>Genc polisimiz Oya (ufak tefek bir genc kiz <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) bu olaya ataniyor ve savci arkadasi ile birlikte (tabii ki savci ile arkadasliklari ögrencilik dönemine denk geliyor ve savcinin ailesini de taniyor kendileri. Tipik genel bir kurala uyarak yazarimiz bu polisimizi isinin getirdigi sebeplerden dolayi kimseye baglanamamis birisi olarak gösteriyor) görevine basliyor. Yanlarina bir tane de asiri derecede zeki psikiyatrist koyuyor yazarimiz (tabii ki uzmanlik alani seri katiller). Buraya kadar kitabimizin kurgusunun tamamen klasik bir yapida oldugunu görebiliyorsunuz.</p>
<p>Katilimiz sehrin cesitli yerlerine cesetleri birakmaya (ve bir yandan da toplum mesajini iletmeye) devam ediyor. Toplum mesaji dememin sebebi, her olayda öldürdügü kisileri secis sebeplerinin belli bir toplumsal yozlasmaya baglamalarindan bahsediyorum. Böyle bir durumda cesitli mantiklar yürüterek katile ulasmaya calisiyorlar ve tabii ki insanlar arasinda cok farkli yorumlar yapilmaya baslaniyor.</p>
<p>Buraya kadar kitabin kötü yanlarini ele aldigimi belirtmem gerekiyor. Bunlarin hepsi notun düsme sebepleri arasina giriyor. Ayrica son bir sebep olarakta kitabin sonunun cok hizli bir sekilde bitirilmesi yer aliyor. Tamamen cözüme ulasmak ve katili yakalamak icin gelistirilmis son hic hosuma gitmedi.</p>
<p>Bu kadar kötülemek yeter diyor ve kitabin iyi yanlarina girmek istiyorum biraz da. En sevdigim özelligi, kitaba yön veren, en etkili karakterlerden birisi olan kisinin hic beklemedigim bir yerden, hic beklemedigim bir tarzda ortaya cikmasi. Bu yardimci karakterin kimligi kesinlikle beni sasirtti. Yazari bu yaraticiligindan dolayi tebrik ederim.</p>
<p>Onun haricinde ise iceriginde sürükleyiciligi artiran katille olan, neden buna kalkistigina dair bir konusmanin kitabin sayfalarina serpistirilmesi oldu. Bu konusmalar kitabin okunusuna farkli bir anlam katiyor, ve en sonunda neden ve nasil böyle bir konusmanin gerceklesitirildigi belirtiliyor.</p>
<p>Bence genel itibariyle tipik bir polisiye roman. O yüzden okuyun veya okumayin diyemem. Kafa dinleme amacli okunabilir.</p>
<p>Okumak isteyenler icin simdiden iyi okumalar diyelim&#8230; <img src='http://kitaplog.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Selamlar,</p>
<p>Mustafa</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/11/02/geregi-dusunuldu-cihat-t/&via=&text=Gereği Düşünüldü - Cihat T.&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/11/02/geregi-dusunuldu-cihat-t/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/11/02/geregi-dusunuldu-cihat-t/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alaycı Kuş / Suzanne Collins</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 09:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Çetinel]]></category>
		<category><![CDATA[Suzanne Collins]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=2001</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA CETINEL Herkese uzun bir aradan sonra merhaba. Buraya en son yazimi yazali bir aydan fazla gecti. Bütün kosusturmacalarin icerisinde yazacak vaktim olmadi maalesef. Ama epey bir kitap okudum bu dönemde, umarim hepsiyle alakali yorum yazacak vakti bulabilirim. Neyse, simdi kitabimiza dönelim&#8230; Bu kitabi dün aksam sehirlerarasi otobüse bindigim sirada bitirdim (son 10 sayfasi kalmisti, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">MUSTAFA CETINEL</span></strong></p>
<p>Herkese uzun bir aradan sonra merhaba. Buraya en son yazimi yazali bir aydan fazla gecti. Bütün kosusturmacalarin icerisinde yazacak vaktim olmadi maalesef. Ama epey bir kitap okudum bu dönemde, umarim hepsiyle alakali yorum yazacak vakti bulabilirim. Neyse, simdi kitabimiza dönelim&#8230;</p>
<p>Bu kitabi dün aksam sehirlerarasi otobüse bindigim sirada bitirdim (son 10 sayfasi kalmisti, o yüzden yolculugun basinda bitti kitap).</p>
<p>Bu kitap Aclik Oyunlari serisinin 3. ve son kitabi. Daha önceki kitaplariyla alakali yorumlarimi buraya da yazmistim. Özetlemem gerekirse; 1. kitabi 2 günde, 2. kitabi ise 1 günde bitirmistim. O yüzden yaklasik son 1 yildir bu kitabin cikmasini bekliyordum, ve sonunda oldu. Ciktiktan sonra bir süre okumayi bekledim gerci (Türkce seklinde okumak istedigimden Türkiye&#8217;ye gelecegim zamani beklemek zorundaydim).</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/akış-193x300.jpg"><img class="size-full wp-image-2002  aligncenter" title="akış-193x300" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/11/akış-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" /></a></p>
<p>Neyse&#8230; Kendini hizli okutma süreci bende 3. kitapta sona erdi. Bu kitabi bitirmem yaklasik 2 haftami aldi. Bunda islerimin yogunlugunun etkisinin büyük oldugunu biliyorum ama yine de epey bir süre aldi ve kitabi sürükleyici olarak niteleyemeyecegimi de belirtmem gerekiyor. O yüzden, &#8216;acaba sonunda ne oluyor?&#8217; merakindan dolayi okumayi sürdürdügümü söylemem gerekiyor. Ara ara isteksizlikler olustu icimde kitabi okumak icin, gercekten sacmalama noktasina gelinen anlar oldugunu düsünüyorum.</p>
<p>Öncelikle 13. Mintika icerigini kitaba yerlestirdiginden ötürü yazari tebrik etmem gerekiyor. Oradan birseyler cikacagini tahmin ediyordum ama bu kadar iyi bir icerik olusuturacagi aklimin ucundan bile gecmiyordu. 2. kitabi biraktigimiz yer olan isyanin baslangicindan sonra, 13. Mintika&#8217;ya böyle bir kimlik büründürülmesi gercekten cok güzel bir icerik olusturmus.</p>
<p>Genel olarak kitabin macerali noktalarinin bulundugunu belirtmem gerekiyor. Ama yazarin Katniss&#8217;e ait genc kizlik sacmalarini anlatmasi bence biraz abarti olmus. Bunlarin olmasi gerektigini, kitaba farkli bir icerik kattigini biliyorum, ama bana göre bunu abartmis, cok fazla üzerinde durmus. Gereksiz kararsizliklarla gecirilen sayfalar bence tamamen kitabi biraz daha uzatmak icin yazilmis. Belirtmem gerekiyor ki Katniss&#8217;in Peeta&#8217;ya karsi baslangicta takindigi tavir tamamen burnu havada, kendini begenmis bir genc kiz oldugu hissini verdi bana ki, yazarin gercekten göstermek istedigi kisilik bu da olabilir. Yine de, bu izlenimi vermek icin daha az sayfa harcayabilirdi.</p>
<p>Bence bu kitaptaki en etkili karakter Peeta idi. Kitabin iceriginde cok fazla yer almadigini belirtmem gerekiyor, ama bana göre kitaba tamamen farkli bir tat katan, ve gercekten ilk iki kitaptaki Capitol&#8217;ün acimasizlik hissini bize yasatan Peeta&#8217;nin basina gelenler, ve bunlarin sonucunda onda olusan sonuclar. Kitabin icerigini belli etmemek icin ona ne oldugunu söylememem gerekiyor tabii ki, ama Capitol&#8217;ün yapmis oldugu sey her ne kadar acimasiz olsa da, onlarin tarafindan düsününce zekice bir adim oldugunu söylemenin yanlis olmadigini düsünüyorum.</p>
<p>Her ne kadar son kitapta beni biraz hayal kirikligina ugratmissa da, gercekten cok etkileyici bir seri oldugunu, ve kesinlikle okunmasi gerektigini düsünüyorum. Sakin yanlis anlamayin beni; kurgu yine cok güzeldi kitapta, atilan adimlar, gelismeler, ve sonu gercekten cok iyiydi. Yazarin tekrar yaraticiligini konusturdugunu belirtmem gerekiyor. Ama kitabin bazen cok yavas ilerledigini ve sacma seylerle bazi sayfalarin bosuna dolduruldugunu da düsünüyorum.</p>
<p>Yine de alin, okuyun, keyfinize bakin, ve kitabin yarattigi dünyaya kendinizi birakin&#8230;</p>
<p>Iyi okumalar&#8230;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/&via=&text=Alaycı Kuş / Suzanne Collins&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/11/01/alayci-kus-suzanne-collins-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chris Cleave &#8211; Küçük Arı</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/10/07/chris-cleave-kucuk-ari/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/10/07/chris-cleave-kucuk-ari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 13:45:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Chris Cleave]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1970</guid>
		<description><![CDATA[Filiz Kışlacık   Uluslararası en çok satanlar listesine giren bu kitap hakkında benimde söyleyeceklerim var. Kitap sitelerini takip edenler ya da kitapçıları gezenler bilir, ne kadar tanıtımının yapıldığını. İlk üç sayfasının sırf övgü sözleriyle dolu olmasından veya kitabın kapağında &#8220;Bir sonraki Uçurtma Avcısı&#8221; yazmasından dolayı almadım; çünkü hediye geldi:) Arka kapağında diyor ki &#8220;Bu kitabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Filiz Kışlacık</span></strong></p>
<p> <br />
Uluslararası en çok satanlar listesine giren bu kitap hakkında benimde söyleyeceklerim var. Kitap sitelerini takip edenler ya da kitapçıları gezenler bilir, ne kadar tanıtımının yapıldığını. İlk üç sayfasının sırf övgü sözleriyle dolu olmasından veya kitabın kapağında &#8220;Bir sonraki Uçurtma Avcısı&#8221; yazmasından dolayı almadım; çünkü hediye geldi:) Arka kapağında diyor ki &#8220;Bu kitabı okuduğunuzda herkese anlatmak isteyeceksiniz. Bunu yaptığınızda, lütfen, neler olduğunu anlatmayın; çünkü bütün büyü olayların akışında&#8230;&#8221; Bende o etkiyi yaratmadı.<br />
 <br />
Kitabı açtığınızda şöyle bir yazıyla karşılaşıyorsunuz: &#8220;İngiltere zulüm ve çatışmadan kaçan insanlara güvenli bir sığınak sağlama geleneği ile gurur duymaktadır.&#8221; Gözlerim yaşardı, keşke burda olsaydınız da gözümden damlayan iki damla yaşa şahit olsaydınız! Lakin bayım aklıma bir şey takıldı, şuna cevap verebilir misiniz? Nijerya ile ilk olarak 18. yüzyılda Portekiz ve İngiliz sömürgeciler ilgilenmeye başladılar. Afrika&#8217;nın diğer bölgelerinde yaptıkları gibi Nijerya&#8217;ya gelerek yerli insanları alıp köle olarak çalıştırılmak üzere Avrupa&#8217;ya taşıyorlardı. İngilizler 19. yüzyılın başlarından itibaren Nijerya ile doğrudan ilgilenmeye ve kurdukları ticari kuruluşlar vasıtasıyla bu ülkeye yerleşmeye başladılar. İngiliz sömürgeciler 1861 Ağustosunda Lagas iskelesini ele geçirdiler. 1866&#8242;da &#8220;Lagas Sömürge ve Himayesi&#8221; adıyla bir sömürge bölgesi oluşturdular. 1900 yılına kadar Nijerya topraklarının tamamı İngiliz işgaline geçti. 1 Ekim 1960&#8242;a kadar da İngiliz işgali altında kaldı. Bunları yapanlar da siz değil miydiniz? Diogenes&#8217;in de söylediği gibi aslında; &#8220;gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz sizden&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/10/kucuk-ari.jpg"><img class="size-full wp-image-1971 aligncenter" title="kucuk ari" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/10/kucuk-ari.jpg" alt="" width="250" height="388" /></a></p>
<p> <br />
Nijerya&#8217;lı bir genç kız ile İngiliz bir kadın ağzıyla yazılmış kitap. Hikayede, ikiside gazeteci olan Sarah ile Andrew çiftinin bir de oğulları vardır. Yalnız evliliklerinde sorunlar yaşamaktadırlar. Üçüncü bir kişinin hayatlarına girmesiyle (Lawrence) ayrılık noktasına gelen çift, ilişkilerini kurtarmak için tatile gitmeye karar verirler. Çalıştığı dergide Sarah&#8217;ya, Nijerya tatili için teklif gelmiştir. Hiç tanımadıkları bu ülkeye gitmenin heyecanına kapılarak yola çıkarlar. Gittikleri yerde otel çevresinin haricinde bir yere gitmelerine kendi güvenlikleri açısından izin verilmemektedir. Lakin çiftimiz, yasaklar delinmek içindir felsefesinden yararlanarak, bir gece plajda dolaşmaya çıkarlar. Bunun akabinde koşarak yanlarına iki genç kız gelir (Küçük Arı ve ablası) ve kendilerine yardım etmelerini isterler. Peşlerinde bir takım adamlar vardır. Köyleri, petrol şirketinin adamları tarafından yakılmış, tüm insanlar katledilmiş ve bunları gören kızları öldürmek istemektedirler. Bundan sonra olaylar gelişir. Andrew&#8217;in ülkesine döndükten sonra, ki  bitmek bilmeyen bunalımı, Küçük Arı&#8217;nın İngiltere&#8217;ye kaçması ve bir mülteci kampında iki sene kalması, oradan illegal yollarla çıkıp, bu çifti tekrar bulmasıyla devam etmekte hikaye.<br />
Petrol şirketinin özel mi yoksa devlete mi ait olduğunu, olayların nasıl geliştiği hakkında bir bilgi vermemiş bize yazar. Hikaye çok yüzeysel geldi bana. Ayrıca Nijerya tarihi hakkında küçük bir araştırma yapıldığında bu ülkede herşeyden önce siyasi bir istikrarsızlık söz konusu ve bir çok ihtilale, sömürüye maruz kalmış. Aynı zaman içerisinde %51&#8242;nin müslüman, geri kalan nüfusunun Hristiyan ve az miktarda da  Yahudi ile diğer dinlere mensup insanların yaşadığını görmekteyiz. Nijerya bünyesinde, Hausalar, Yorubalar ve İbolar olmak üzere değişik etnik gruplar barındırmakta. Hikayede Küçük Arı&#8217;da İbo etnik grubuna ait. Nijerya&#8217;lı bir kız hakkında hikaye yazıldığında konunun daha inandırıcı olması bakımından bu bilgilere de yer verilmesi kitabı daha anlamlı kılardı bana göre. Bunları neden söylüyorum; bir sonraki &#8220;Uçurtma Avcısı&#8221; denildiği için. Sözü geçen bu kitapta, Afganistan&#8217;ın siyasi geçmişi ve etnik yapısı hakkında yeterince bilgi verilmiş ve bu şekilde hikaye kurgulanmıştı.                            </p>
<p>Tabii ki her kitapta olduğu gibi burada da bir emek söz konusu.Ve benimde emeğe karşı saygım sonsuz. Sürç-i lisan ettiysek af ola diyorum ve eklemek istiyorum: Halkların hiçbir suçu yoktur, yalnız şu da vardır ki çıkarları doğrultusunda, güçsüzü ezme, zulüm etme politikasına göz yummak da yanlıştır. Biz  herkesi seviyoruz çünkü dünyada bir insanın dahi mutsuz ve  çaresiz olması tüm kainatı etkiler&#8230;</p>
<p>İşte böyle&#8230;</p>
<p>İlginizi çekerse, dili akıcı, sürükleyici ve bir erkeğin, kadın ağzıyla hikayeyi yazması, işlemesi bakımından da gayet başarılı, bilginize sunulur.</p>
<p>Mutlu günler dileğiyle, sevgiler&#8230;.</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/10/07/chris-cleave-kucuk-ari/&via=&text=Chris Cleave - Küçük Arı&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/10/07/chris-cleave-kucuk-ari/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/10/07/chris-cleave-kucuk-ari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Forrest J. Ackerman &#8211; Vampirella</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 21:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çizgi Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Forrest J. Ackerman]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Pekmen]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1951</guid>
		<description><![CDATA[Tunç PEKMEN   not: Bu yazı Tunç Pekmen&#8217;in Uzun John isimli harika sitesindeki yazısından kendisinin izni ile alınmıştır. Vampirella , bir zamanlar Türkiye’de de yayınlanmış, 1969 yılında Forrest J. Ackerman tarafından yaratılmış bir çr karakteridir.Türkiye’de ve Amerika’da çok fazla bilinmemesine rağmen, aslında bayağı çalkantılı bir geçmişi olan bir karakterdir. 60-70li yıllarda süper kahramanların popülerliğinin azalması üzerine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Tunç PEKMEN</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></p>
<p><em><strong>not: </strong>Bu yazı Tunç Pekmen&#8217;in </em><a href="http://www.uzunjohn.com" target="_blank"><em>Uzun John</em></a><em> isimli harika sitesindeki </em><a href="http://www.uzunjohn.com/yazilarim/ncelemeler/13-vampirella.html" target="_blank"><em>yazısından</em></a><em> kendisinin izni ile alınmıştır.</em></p>
<p>Vampirella , bir zamanlar Türkiye’de de yayınlanmış, 1969 yılında Forrest J. Ackerman tarafından yaratılmış bir çr karakteridir.Türkiye’de ve Amerika’da çok fazla bilinmemesine rağmen, aslında bayağı çalkantılı bir geçmişi olan bir karakterdir.</p>
<p>60-70li yıllarda süper kahramanların popülerliğinin azalması üzerine, çoğu çr firması konularını savaş, bilim-kurgu, western ve korku öğelerine çevirmeye başlamışlardı. Bir Amerikalı çr üreticisi olan Warren stüdyosu , özellikle korku temaları üzerine yoğunlaştı. Bu çr’lerin ilginç tarafı,  korku hikayelerini sanki bir televizyon kanalından izlermişcesine , bir anlatıcı tarafından sunulmasıydı. Bu anlatıcı hikayenin başında bir giriş yapıyor, sonra ortadan kayboluyor, hikaye bitince tekrar gözüküp bir sonsözle hikayeyi bitiriyordu. Bunlar o zamanlar yayınlanan standart Amerikan korku dizilerinin ( Örn : Fright Night, Vampira ) formatı ile aynıydı. Warren firmasının zaten iki tane “sunucusu” vardı. Bunlar Uncle Creepy ve Cousin Eerie ( Ürpertici amca ve tekin olmayan kuzen ) adında, yüzleri gözleri kabarcık dolu çirkin , sanki mezardan yeni çıkmış gibi duran, erkek karakterlerdi. Harris buraya bir tane de dişi karakter eklemek istedi, ve Vampirella adında yeni bir sunucu yarattı</p>
<p>Vampirella seksi bir İtalyan kadınının vampirleştirilmiş haliydi. Kabarık düz uzun siyah saçlı, dolgun kalçalı bir dişi karakter, üstünde zekice tasarlanmış minicik bir kostümle ortaya çıkınca, bu olay korku okuyucuları arasında büyük bir ses yarattı ( Yine o zamanki TV karakteri Vampira karakterinden esinlenilmişti) Vampirella’nın birinci sayısının kapağı efsanevi çizer Frank Frezetta tarafından çizilmişti ve dolunayı arkasına almış , hem ürpertici görünen hem de seksi gözüken Vampirella görünüyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v2.jpg" alt="v2" width="320" height="430" /></p>
<p>Okuyucular , dergiyi alıp da Vampirella’nın sadece bir sunucu olduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar ve Warren’i mektup bombardımanına tuttular. Bunun üzerine Warren diğer sayılarda daha fazla Vampirella çizimlerine yer verdi, ve en sonunda Kasım 1970 yılında, Vampirella’nın 8. sayısında Vampirella sunuculuk dışında oyunculuk yapmaya da başladı ve kendi hikayelerinde oynamaya başladı.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v3.jpg" alt="v3" width="310" height="432" /></p>
<p>İlk sayılarını Tom Sutton ve Jose Gonzales, tam 70lere özgü ve korku çr’lerine uygun bir “saykodelik” mantıkla çizdiler.Hikayelerini Archie Goodwin yazdı. Bu hikayelere göre Vampirella , Drakulon adlı bir gezegenin yaşayanlarından biriydi, ve bu gezegendekiler yaşamak için kanla besleniyorlardı. Drakulon gezegeni ikiz güneş etrafında dönen ve kan dolu ırmaklara sahip olan, fakat ikiz güneş etkileri yüzünden ırmakları kuruyan ve insan sayısı hızla azalan bir gezegendi. Vampirella, bir gün Drakulon’a inen bir dünyalı uzay gemisine yaklaşınca , astronotlar tarafından saldırıya uğrar, Vampirella kendini korumak için onlara saldırır, ve dünyalıların vücutlarında kan olduğunu öğrenir . Uzay gemisini kullanarak dünyaya iner , Van Helsing’ler ve Pendragon ile tanışır, sonra da  maceralara atılır.</p>
<p>Warren firması 1983’te iflasını ilan eder. Harris firması , Warren’ın karakterlerini satın alır , Vampirella da bunlardan biridir. Warren firması Vampirella maceralarını  yayınlamaya 1991 yılında tekrardan başlar. Bu maceralar çok popüler bir isim olan Kurt Busiek tarafından yazılır. Burada Vampirella’’nın geçmişi değiştirilir ( retcon edilir ), Vampirella’nın geldiği Drakulon’un aslında bir gezegen değil , cehennemde bir bölge olduğu ve Vampirella’nın aslında iblis Lilith’in kızı olduğu ortaya çıkar. Warren firması yayınlarında Pendragon ve Helsing’ler çok fazla görünmezler. Vampirella dergisi hala aynı firma tarafından çıkartılmaktadır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v4.jpg" alt="v4" width="237" height="350" /></p>
<p style="text-align: left;">Vampirella’nın 90lı yılların başında tekrardan basılması, aslında Vampirella karakteri için şanssız  bir durum olmuştur. Evvelden de bahsettiğim gibi 90lı yıllar Image dergisinin kurulmasıyla yaşanan suni bir çr bombardıman zamanı olmuştur.<br />
O zaman zarfında hikayelere çok az önem verilmiş ve koca göğüslü, mümkün olduğu kadar az giyinen “bad girl” karakterleri önem kazanmıştı. Ezelden beri seksi bir kostümü olan Vampirella, malesef bir anda bu “bad girl” katagörüsüne sokuldu. Bad girl çr’lerinde konu pamuk ipliğine bağlıydı, fakat Vampirella Kurt Busiek gibi sağlam bir yazar tarafından yazılıyordu, ve zaten Vampirella’nın bir temeli de vardı. Bu yüzden Vampirella o “bad girl” evresinde, hikayesi kuvvetli olduğundan çok tutulmadı. “Bad girl” dönemi bitip de konunun ön plana çıktığı çr’ler tutulmaya bşlanınca da , kafalarda kalan “Vampirella da bir bad girl’dir” imajından dolayı , bu çr hakkettiği yere gelemedi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v5.jpg" alt="v5" width="210" height="326" /></p>
<p style="text-align: left;">Kısacası bir bad girl olmamasına rağmen o kategoriye konduğu için, ne bad girl zamanında , ne de bad girl sonraki zamanda bir türlü parlayamadı. Yine de kendine sadık bir hayran kitlesi bulunmaktadır ve 90lı yılların başında parlamasına rağmen artık hatırlanmayan çr’lerin arasından sıyrılmıştır.</p>
<p>Vampirella , göze çarpan kostümü nedeniyle bir ikon olmuştur. Çoğu çr kahramanı daha sonra Vampirella’dan esinlenerek yaratılan kostümler kuşanmışlardır. Vampirella’nın bazı heykeltraşlar tarafından yapılmış büstleri ve heykelleri de mevcuttur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v6.jpg" alt="v6" width="200" height="325" /></p>
<p style="text-align: left;">Bunun dışında kostümün basit olması nedeniyle çoğu cosplay showlarında veya comic conventionlarda bir kaç tane vampirella kostümü giyen kız görmek mümkündür.Harris ve Warren de , Vampirella kostümlü mankenleri bir Pazar stratejisi olarak kullanmaktadırlar. Bazı seçilmiş modellere Vampirella kostümü giydirip , bu model vampirella’ları imza günlerinde ya da yeni tanıtım kampanyalarında gösterirler. Çr severlerin yakından tanıdığı Julie Strain de bir kaç kez Vampirella modelliği yapmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v7.jpg" alt="v7" width="405" height="221" /></p>
<p style="text-align: left;">Şu anda Vampirella modeli seçme işi biraz daha medyatik bir hale getirilmiştir. Okuyuculara yeni model seçileceği bilgisi verildikten sonra hem okuyuculardan geri dönüşler beklenir hem de fazla tanınmamış modellerden seçmelere başlanır. Sonra ortaya çıkan adaylara ( okuyuculardan çıkan ve firmanın düşündüğü modeller arasından ) Vampirella kostümü giydirilir ve bu fotograflar Vampirella dergisinde yayınlanır. Kimin kazanacağını belirlemek için on-line seçmeler düzenlenir. Kazanan kişi, anlaşılan ücret karşılığında bir sene boyunca Vampirella’nın modelliğini yapar.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v8.jpg" alt="v8" width="240" height="353" /></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: left;">Vampirella’nın bir filmi de yapılmıştır.1996 da çekilen bu filmde Talisa Soto , Vampirella rolunu oynamıştır. Filmin konusu çr’sine sadık kalmasına rağmen, efektlerin başarısızlığı, oyuncuların acemi olması ve de Vampirella kostumunun sanki çöp poşetlerini birbirlerine tutturularak yapılması gibi kötü nedenlerden dolayı, film başarısız olmuştur. Filmin IMDB notu 3tür.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v09.jpg" alt="v09" width="235" height="324" /></p>
<p style="text-align: left;">Her başarılı çr’nin çizgi filmi, animesi ya da mangasının yapılması söz konusudur. Vampirella da bundan nasibini almıştır. Vampirella’nın mangası mevcuttur. Kevin Lau tarafından çizilmiş bu mangada Vampi’nin kostümü biraz değiştirilmiştir, ve hikaye de manga tarzına uydurulmuştur. Bu manganın birde 2099 versiyonu çıkmıştır, burada hikaye gelecekte geçmektedir, ve Vampirella delirmiş robotlara karşı şehri korumaktadır. Bu dergi de aşırı bir başarı yakalayamamış olsa da , belli bir hayran kitlesi kazanmıştır.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.uzunjohn.com/images/stories/Heroines/v10.jpg" alt="v10" width="240" height="365" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu arada , unutmadan belirteyim, Vampirella en fazla “cross-over” yaşamış, diğer firma karakterleriyle ortak maceralara atılmış karakterlerden biridir. Beraber maceralara girdiği karakterler arasında Shadowhawk, Tomb Raider, Witchblade, Killer Jane , Shi gibi karakterler bulunur.</p>
<p>Kısaca baktığımızda 70li yıllardan beri devam eden, fakat bir türlü “B” sınıfı üstüne çıkamayan bir karakter görüyoruz. Umarız Harris stüdyosu oldukça çarpıcı bir çizgi film, film, ya da dizi çıkartmayı başarır da , Vampirella da , çoktan hakkettiği “A” sınıfına çıkar.</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/&via=&text=Forrest J. Ackerman - Vampirella&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/09/24/1951/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mario Puzo &#8211; Sicilyalı</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 07:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kitaplog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Filiz Kışlacık]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Puzo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1913</guid>
		<description><![CDATA[  Filiz Kışlacık  Geçmiş zamanda okuduğum halde hala en sevdiğim kitap unvanını koruyabilen bir esedir Sicilyalı. &#8220;The Godfather&#8221; (Baba) ile beni kendisine bağlayan, ardından tüm kitaplarını okumama neden olan yazar, bu tarz romaların duayenidir. Puzo &#8220;Karanlık Arena&#8221; olan ilk kitabı ile geniş kitlelere yayılamamış daha sonra bütün varlığını ortaya koyarak yazdığı &#8220;The Godfather&#8221;ile tabiri caizse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> <br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Filiz Kışlacık</span></strong> </p>
<p>Geçmiş zamanda okuduğum halde hala en sevdiğim kitap unvanını koruyabilen bir esedir Sicilyalı. &#8220;The Godfather&#8221; (Baba) ile beni kendisine bağlayan, ardından tüm kitaplarını okumama neden olan yazar, bu tarz romaların duayenidir. Puzo &#8220;Karanlık Arena&#8221; olan ilk kitabı ile geniş kitlelere yayılamamış daha sonra bütün varlığını ortaya koyarak yazdığı &#8220;The Godfather&#8221;ile tabiri caizse turnayı gözünden vurup, Amerika ve tüm dünyada çok satanlar listesinin lideri olmayı başarmıştır. Daha sonra sinemaya uyarlanan eser bomba etkisi yaratmış, büyük başarılara imza atıp bu alanda da kendisini kanıtlamayı başarmıştır. Bilindiği üzere 1973 yılında Marlon Brondo &#8220;The Godfather&#8221; rolündeki başarısından dolayı Oscar&#8217;a layık görülmüş, törene kendisi gitmeyerek yerine Kızıldereli bir kız göndermiş, Amerika&#8217;nın kirli yüzünü anlatan bilgilendirici bir konuşma yaptırarak  töreni boykot etmiştir. Brondo aynı zamanda Oscar&#8217;ı red eden ilk sanatçı olmakla beraber, bu davranışıyla hayranlarının gönüllerindeki tüm ödüllerin sahibi olmuştur.<br />
 </p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1914 aligncenter" title="sicilyali" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/sicilyali.jpg" alt="" width="250" height="250" /></p>
<p>Yazar kitaplarında genel olarak İtalyan mafyasını konu edinmiş, uslubunda ki ustalık sayesinde okuyucuyu entrikalarla dolu, kendine özgün kuralları olan, jest için öldürüp, ölünen bu camiaya çekmeyi başarmıştır. &#8220;Sicilyalı&#8221;nın Mario Puzo&#8217;nun kariyerinde önemi büyüktür. Baba adlı romanına paralel yazdığı bu eserde ünlü İtalyan haydut Salvatore Giuliano&#8217;nun gerçek hayatından maceralarına dayanarak kurgulamıştır. Sicilya&#8217;lıların Robin Hood&#8217;u olarak bilinen Giuliano devrin şartlarına karşı duruşu ve isyankarlığı sebebiyle kanunlarla yıldızı barışmamış lakin halk tarafından çok sevilmiştir. Omerta (kutsal sessizlik) yasasının hakim olduğu Sicilya&#8217;da birisini ihbar etmek onursuzluk olarak görülüp,olayları halkın kendi kuralları dahilinde çözmesi bile bu gizemli dünya hakkında bize ipuçları vermektedir.<br />
 <br />
 </p>
<p>Kitabımıza geçecek olusak, Michael Corleone Baba&#8217;ya düzenlenen suikaste karışan bir polis müfettişini öldürdürmüş ve Sicilya&#8217;ya kaçmıştır. En sonunda sürgün hayatı bitip Amerika&#8217;ya dönüp ailenin başına geçmeyi hazırlanırken Don Corleone yani Baba tarafından bir görev verilir. Ünlü kanun kaçağı Salvator Guiliano&#8217;yu (yazar soyadı böyle kullanmayı uygun görmüş) tabi bulabilirse Amerika&#8217;ya kaçırmasını istemiştir. Guiliano ise son olarak Capo di capi&#8217;si (babaların babası) Don Croke ile savaşa hazırlanmaktadır. Bu vahşi ama inanılmaz savaşın galibi kim olacağı şöyle dursun, soluksuz bir maceranın içine dalacak, kimi zaman ihanetin kanlı bıçağını sırtınızda hissedecek, bazende sadakatin gücünü göreceksiniz. Savaşın şiddeti karşısında kanınız donacak aynı zaman içerisinde aşkın en saf haline şahit olacaksınız.</p>
<p>Büyüleyici bir güzelliğe sahip Akdeniz&#8217;in bu şirin adasından Amerika&#8217;ya uzanan bir macera. Değişik kültür ve yaşam tarzı. Benim Mario Puzo&#8217;ya hayranlığım şöyle dursun gerçekten klasik haline gelmiş bu destansı romanın okunması gereken kitaplardan olduğuna inanıyorum. Bilgilerinize sunulur:)</p>
<p>Keyifli okumalar,  görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/&via=&text=Mario Puzo - Sicilyalı&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/30/mario-puzo-sicilyali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif Şafak &#8211; Pinhan</title>
		<link>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/</link>
		<comments>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 21:37:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>elife</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dram]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Elife Büyükçolpan]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitaplog.net/?p=1898</guid>
		<description><![CDATA[Elife Büyükçolpan “ Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile  bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın”.    Yazarın ilk romanı olmasına rağmen çok başarılı bir iş çıkarmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Elife Büyükçolpan</span></strong></p>
<p>“ Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile  bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın”.   </p>
<p>Yazarın ilk romanı olmasına rağmen çok başarılı bir iş çıkarmış. Yazarın bu kitabı yazdığında 25 yaşında olması, dili kullanma becerisi açısından beni çok şaşırttı. Yine etkili bir  tasavvuf masalı. Kitaba ilk başladığınızda birbirinden bağımsız gibi görünen bir sürü olay kitabın sonunda o kadar güzel bir şekilde birleşiyor ki, yazarın kurgu kabiliyetine hayran olmamak elde değil.</p>
<p>Kitabın dili daha önce bu tarz kitap okumayanlara ağır gelebilir. Kitap tarz ve dil olarak , biraz İskender Pala’nın Katre-i Matem’i ni,  biraz İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası&#8217;nı andırıyor. Çok fazla Farsça ve Arabça kelimeler kullanılmış ancak kitap öyle bir hayal dünyasına sokuyor ki sizi, bir de bakmışsınız Pinhan’ın kendine yapmış olduğu yolculuğa kaptırmışsınız kendinizi,  her sayfada onunla beraber bir damla daha arındığınızı hissediyorsunuz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp"><img class="aligncenter" src="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp" alt="" /></a><a href="http://kitaplog.net/wp-content/uploads/2010/08/pinhan-ilk-bas¦-m.bmp"></a></p>
<p> &#8221;İsimler büyülüdür. Sade büyülü mü, isimler hem de büyücüdür. Bir isimle ol ismi taşıyan, evvela hemnam; bir zaman sonra hemsıfat ve hemmeşrep; derken hemdil, hemkadeh ve hemsohbet; en nihayetinde de hem sefer oluverirler. Sefer vakti kapıya dayandığında, yolcu yolunda, hancı hanında gerektir.&#8221;</p>
<p>Gönlün nereyi gösterirse o yöne git diyen Durribaba’nın türbesine attığı adımla çıktığı yolculuğun hikayesidir Pinhan.  Ağaçtaki çocuktan Pinhan’a dönüşenin ve,  Akrep Arif ‘ten Nakş-ı Nigar’a dönüşen mahallenin hikayesidir.</p>
<p> Yine batıl inançlar, efsaneler,mahalleler, koca karılar, hayal gücü, sufilik, hepsi bir arada. Elif Şafak&#8217;ın hemen hemen bütün kitaplarını okudum ve en çok beğendiğim kitabı oldu diyebilirim. Elif Şafak ve bu tarz romanlar sevenlere tavsiye ederim.</p>
<p>&#8221; Periden güzel huriden müstesna</p>
<p>Sebebi envai bela türlü cefa</p>
<p>Yedi düvel çehrene müptela</p>
<p>Ben garip aşık-i şeyda iken</p>
<p>Terk-i can etmen reva mı bana</p>
<p>Bi-vefa, bi-vefa, bi-vefa&#8230;&#8221;</p>
<div style="float: right; margin-left: 10px;"><a href="http://twitter.com/share?url=http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/&via=&text=Elif Şafak - Pinhan&related=:&lang=en&count=horizontal" class="twitter-share-button">Tweet</a><script type="text/javascript" src="http://platform.twitter.com/widgets.js"></script></div><div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-count" data-url="http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitaplog.net/2010/08/19/elif-safak-pinhan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

